06 Aralık 2019, Cuma Favorilere ekleAçılış sayfası yapKünyeİletişim
 
Anasayfa Güncel Siyaset Ekonomi Spor Sağlık Kültür-Sanat Yaşam Teknoloji Video Haber English Dünyadan
ÜYE ALANI
Üye Ol     Parola Hatırlat
 
O bir dev !   Dubaili hackerlarla işbirliği yapan dolandırıcılara suçüstü
 
Elektronik atıklar ağaca dönüştürülüyor   Gaziantep Tanitim Filmi
KÖŞE YAZILARI
Nurgün Balcıoğlu
Mösyücüğüm, güle güle…
Uzm.Psikolog Hayrettin Şahin
Soruyu soran kim?
Ülkü Tamer
Ayfer Tuzcu Ünsal
KADINLAR VE İNEKLER
Metin Atamer
NATO
Hikmet Aksoy
Basın dünyamızın büyük kaybı
Celal Deniz
Irkçılığın tedavisi var mıdır?
Sümeyra Yapıcı
NEDEN HAYIR DİYEMEYİZ?
İlter Serim
Doğadaki çevrimlerden en önemlisi: Su çevrimi
Özer Karınca
Herkes kendi adaletini sağlarsa
Halit Ziya Biçer
Şikayetname
Prof.Dr.Can Akkoç
Gaziantep *olayı* (1973-84) (15)
Veli Yalçın
Ege’nin Şarap Yolu / Urla Bağ Yolu
Leyla Adın
Engel bedende değil
Yaşar Özen
GAZETECİLİK
Av. Aziz Canatar
Yeri doldurulamayacak nezaketli bir insandı
Doç. Dr. A. Sera Özbaşar
Perde inerken (2)
Av Şafak Yılmaz
Işık karanlıktan doğar
Av. Mehmet Cihan Mercimek
Eczacı Bülent YILMAZ
Uzm. Diyetisyen Ufuk Ayşe KEPKEP
Sarımsak mucizesi (4)
Aykut Tuzcu
Erdoğan, ABD’ye gidecek mi?
ÇOK OKUNAN HABERLER
'Canilere ceza indirimi vicdanları yaralamaktadır'
Kadınların karar mekanizmalarında olmasının önündeki engeller kaldırılmalı
NATO Zirvesi’nde Erdoğan ile Trump bir araya geldi
Nikah kıymak için gelen çiftleri ziyaret etti
Performansa dayalı döner sermaye sistemi çalışanları mağdur ediyor
Siyasetimizde kadının geldiği nokta çok önemli
Esnafı da dinleyip bir yol haritası çizeceğiz
Şiddet bir insan hakkı ihlalidir hiçbir haklı gerekçesi yoktur
Metrekareye 20 kilogram yağış düştü
Akademisyenler, lise öğrencileriyle buluştu
E-GAZETE
      
RÖPORTAJ

Türkiye, dünyanın sağlık merkezi konumuna geliyor
Gaziantep Üniversitesi gerek hizmet olarak gerekse bölgeye hitap etmesi açısından Türkiye’nin sayılı üniversitelerden bir tanesidir
ANKET
Teröre destek verenler için idam cezası getirilmeli mi?
     
Önemli Bilgiler
Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu
Önemli Telefonlar Vefat Edenler
Döviz Kurları & Altın
 
Gaziantep Üniversitesi’nde 15 programı düzenlendi



Milli Mücadele (Kuva-yi Milliye) ve 15 Temmuz Ruhunu Çanakkale Ruhu gibi canlı tutarak 15 Temmuz'un önemini vurgulamak amacıyla düzenlenen “15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü Anma Programı” Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) Meydanı’nda gerçekleşti. Etkinlikte Konuşan GAÜN Rektörü Prof. Dr. Ali Gür, “Tarih, 15 Temmuz gibi bir ihaneti görmedi” dedi.
GAÜN Meydanı’ndaki konuşmasına, tarihin her döneminde ihanetlerin yaşandığına dikkat çekerek başlayan Rektör Prof. Dr. Ali Gür, 15 Temmuz hain darbe girişimine gönderme yaparak, “Biz bu ihaneti bugün yaşamıyoruz. 72 milleti barındıran, mazlum ve mağdurlarla birlikte geleceği inşa eden bir yapımız, din, dil, ırk ayrımı yapmadan herkesle kucaklaşan ve vatanına sahip çıkan herkesle bir arada olan bir kucaklayıcı bir millet olmamıza rağmen, hep ihanete, saldırılara uğradık” ifadelerini kullandı.
“Tiyatro değil, işgal girişimi”
Anadolu medeniyetini yok etmek isteyen güçlerin Haçlı Seferleri ile ilk kez başlatıldığını anlatan Rektör Gür, konuşmasını şöyle sürdürdü, “Arkasından Moğol istilaları ve arkasından Çanakkale’ye geliyoruz ve Birinci Dünya Savaşı. Sonunda tarih boyunca yapamadıklarını içimizden hainler üreterek yine denediler ve 15 Temmuz gecesi bu milletin kendi uçaklarını, tanklarını ve kendi imkanlarını alarak bu millete ihanet edenler başka yere hizmet edip şuurlarını ve akıllarını bir yerlere teslim edenler bu milletin evlatlarına silahlarını çevirdiler. Tarih böyle bir ihaneti görmemişti. Düşman bizi çok işgal etmek istedi. Ama içimizdeki hainler tarafından bu milletin iradesi olan meclis F-16’lar ile bombalandı. Hani birileri tarih bu şekilde intikal ederken ‘tiyatro’ diyor ya 251 şehidimizi, 2 bin 500'e yakın gazimi nereye koyacaksınız. Tarih boyunca hangi meclis bombalanmıştır. Hiçbir düşman, devlet başka bir düşman devletine bu şekilde zulmü reva görmemiştir. Meclisini bombalamamıştır. Çünkü düşman işgalinde dahil olmak üzere bir kural vardır. Asla meclislere, hastanelere, eğitim alanlarına, sivil mekanlara dokunulmaz ama bütün bunların hepsini yerle bir ettiler. Dolayısıyla bu bir darbe girişimi değildi, bu bir işgal girişimiydi”.
“Hainler elele, kolkola oldular”
Konuşmasının devamında hain darbe girişiminin DAEŞ, PKK, Alevi-Sünni çatışmasıyla büyük bir katliam yapıp Boğaz Köprüsü’nü tutarak Anadolu coğrafyasında güvenliğin olmadığı mesajını verme hedefi güttüğünü de kaydeden Prof. Dr. Gür, “NATO kararı gereği Birleşmiş Milletler Anadolu’ya Türkiye’ye müdahale etmemiz gerekir diyerek tamamen boğazları Montrö Anlaşması gereği kendilerine alıp Anadolu’yu tamamen kan seline çevireceklerdi. Ama bu millet çoluğuyla çocuğuyla, yediden yetmişe, kadınıyla, erkeğiyle, Alevi’si ile Sünni’si ile ulusalcısıyla, milliyetçisiyle, dindarıyla partiler üstü dinler üstü mezhepler üstü meşrepler üstü her şeyden önemlisi İstikbal ve ikbali için vatan müdafaası için sokağa döküldüler ve o gece planlanan her şey boşa çıktı. Gecenin tan yeri karanlığında yepyeni bir aydınlık doğdu. İşte o aydınlık doğarken gecede yıldızlar gibi parlayan o şehitlerimiz için biz bugün bu anıtı yaptık. Bizden sonra gelecek olan neslimiz, çocuklarımız hatırlasınlar. Çünkü onlar yıldız gibiydiler. O kapkaranlık gecede milletin ufkunu aydınlatmak için onların ruhuna serinlik vermek için ve mücadele azimlerini kırbaçlamak için onlar kendi canlarından vazgeçtiler. Biz malımızdan mı vazgeçmeyeceğiz” ifadelerine yer verdi.
Konuşmasının son bölümünde Anadolu coğrafyasının önemine işaret ederken,“Eğer o gece bütün planlar başarılı olmuş olsaydı Amerika istediğini elde etmiş olacaktı. Avrupa istediği gibi Orta Doğu’yu dizayn ediyordu. Libya, Irak, Suriye, Mısır yok. İstediklerini alabilmek adına önlerinde engel ne var, sadece Türkiye var. Bir ülke kendi savunma silahın bile alamayacak iradeden mahkum bırakılıyorsa böyle bir ülke, böyle bir ikbal ve istikbal olabilir mi. İşte bütün mesele bugün yaşayacaklarını onlar biliyorlardı” değerlendirmesinde bulunan Gür, sözlerini şöyle tamamladı, “Eğer Türkiye dizginlenemezse Ortadoğu’da hiçbir iş yapamayacaklarını biliyorlardı. Onun için o gece her şeyi göz alarak içerimizdeki hainlerle birlikte işbirliği yapıp bütün dünya ülkeleriyle bir araya gelerek Türkiye’yi boğmak istediler. Ama Allah onlara fırsat vermedi. Çünkü onlar tuzak kurarken Allah onların tuzaklarını başına geçirdi. Bu millet kendi içerisinden çıkan herkese el açar, kucak açar ve onları bağrına basar. Ama ihaneti de asla affetmez. Bu girişimde bulunanlar o kadar gurur ve kibire kapılmışlardı ki Allah’ın gücünü unuttular. Çünkü her şeyi hesaplamışlardı. Bütün Avrupa müstemleke devletleri Amerika başta olmak üzere arkalarındaydılar. Türkiye’nin en stratejik noktalarına gelmişlerdi ve en stratejik silahlar ellerindeydi. Onlara göre Türkiye’nin beyin takımı kendileriydi ama tam tersine tepti. Onlar bu vatanın bağrından çıkan ve o hulusi kalp ile Anadolu insanının irfanını hesaba katmadılar ve bir gecede her şeyleri darmadağın oldu. Her şerden bir hayır çıkar. Bu kadar içimize nüfus etmiş ve bizim bağışıklık mekanizmamızın üzerine çökmüş ve her an bizi yerle bir etmiş olan bu virüsü, mikrobu ortadan atmak kolay değildi. Onlar kendi intihar senfonilerini yazdılar. Millet de bu intiharın üzerine onları yerle bir etti. Ancak virüs dediğiniz şey vücuda yerleştiği zaman hemen çıkmıyor. Son virüs kalıncaya kadar tamamen kökü kazınıncaya kadar mücadeleye devam edilmeli. Çünkü bağışıklık mekanizmamız çöktüğünde veya unuttuğumuzda veya unutturulduğumuzda artık yeter bırakalım bu işleri denildiği zaman bir tane mikrop virüs bile kendisini replike edip çoğaltıyor ve fırsatını bulduğu anda yine baş kaldırıyor. İşte bugün hala daha dün de dahil olmak üzere askeriye de temizliklere devam ediliyor. Demek ki hala tespit edilmeyen birçok kriptolar var ve bunlarla da mücadele edilecek. Ancak şahsi kin ve hırslardan öte adaletli bir şekilde mağduriyetlere izin verilmeden bu mücadele sürdürülmeli. Fakat mağduriyet algısı üzerinden de bu mücadeleye kimse sekte vurmaya kalkmasın. Yapılan mücadeleyi tutup da bir yere çekmeye kalkmasın. Zira, bu millet maalesef bu darbelerden bu işgal girişimlerinden bıkmıştır ve tahammülü kalmamıştır. Allah korusun yeni bir girişimde artık bu kadar rahat olamazlar. Onların kaçacak yeri olmayabilir. O yüzden herkes kendi aklını başına almalı. Güçlüyseniz, silahınızı, teknolojinizi kendiniz üretiyorsanız insan kaynaklarınızı liyakatli ve adaletli bir şekilde görevlendiriyorsanız bu sizin yapacağınız en önemli mücadeledir. Asker asker olarak görev yapar. Polis emniyeti teşkilatı onlar kendi güvenlikleri açısından sağlarlar. Ama ben akademisyenim, benim üniversitem de istiklal ve istikbalimizi korumak adına her türlü teknolojik ve silahsal gelişimi yapmak zorundadır. Biz ancak böyle mücadele edebiliriz. Eğer şu anda bütün etrafımızdaki ihanet çemberine rağmen dimdik ayaktaysak birlik ve bütünlüğümüzü koruyorsak yerli ve milli silahlarımız ve ürettiğimiz büyük orandaki teknolojimizle ilişkilidir.”
Etkinlikler kapsamında, düzenlenen “15 Temmuz Nedenler ve Sonuçlar Paneli” ise İlahiyat Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleşti. Oturum Başkanlığını Prof. Dr. Mehmet Akbaş’ın yaptığı panele Dr. Öğretim üyesi Muhyettin İğde ve Erol Erkan konuşmacı olarak katıldı.
15 Temmuz 2016’daki darbe kalkışmasını diğer darbe ve darbe girişimlerinden ayıran asli özelliğin din, dindarlık ve darbe kalkışmasının ilk defa Anadolu halkının gündemine 15 Temmuz’da girdiğini belirten oturum başkanı Prof. Dr. Mehmet Akbaş, “Fahri bir vaiz olarak sahaya indiği ilk günden itibaren, dinî tasavvuru yaymaya çalışan, zihin ve eylem dünyasını bunun üzerine bina ederek, etrafındakilere buradan seslenen bu şahsın din algısının, ciddi bir eleştiriye tabi tutulması gerektiği gibi, mensupları üzerinde neden bu kadar etkili olduğunun da ortaya konulması gerekiyor. Bu yapılmadığı takdirde tarihte gördüğümüz batınî, haşhaşı oluşumlar ve yakın tarihte Irak’ta görülen Kesnezani Tarikati gibi örnekler, her zaman için kendilerine zemin bulacaklardır. Neticede benzer birçok olayda olduğu gibi burada da teolojiden daha çok mitolojinin etkili olduğu görülüyor” ifadelerini kullandı.
Dr. Öğretim Üyesi Muhyettin İğde ise konuşmasında günümüzde özellikle Cumhuriyetten sonraki süreçte dine mesafeli yaklaşım sonrasında Türkiye’de birçok cemaat, dini yapılanma ortaya çıktığını, bu yapılanmaların her birinin kendine göre farklı şekillerde dini yorumladığına işaret ederek şunları söyledi, “Bu noktada Türkiye’deki cemaatlerin aslında önemli bir görev ifa ettikleri toplumsal baskıyı ve toplumsal herhangi bir krizin çıkmaması konusunda önemli bir görev ifa ettikleri söylenebilir. Ancak, sonraki süreçte kendi ekseninden kaymaya başlayınca dini cemaat olmanın ötesinde ticaretle, hukukla, siyasetle uğraşmaya başlayınca kendi mecralarından çıktılar. Bunun en güzel örneği akademisyen çevrelerin 15 Temmuz öncesinde topluma Gülen Cemaati olarak adlandırdığı sonraki süreçte FETÖ PDY olarak adlandırılan cemaattir. Bugün gelinen noktada FETÖ üzerinden konuşmak elbette gereklidir. Ancak, diğer dini grupların ve diğer yapılanmaların bu tür bir yola, mecraya gitmemesi için neler yapılması gerekiyor, nelere dikkat edilmesi gerekiyor, diğer cemaatlerin kendilerini nasıl çek etmeleri gerektiği konusunda yeniden düşünmemiz, yeniden konuşmamız lazım. Bu noktada cemaatlerin dikkat etmesi gereken noktalar, devlet yönetiminin dikkat etmesi gereken yerler var. Özellikle Diyanet ve ilahiyat camiasının yapması gereken şeyler var. Her kurumun kendi içerisinde öz eleştiri yapıp, bu öz eleştiri sonucunda bir daha bu 15 Temmuzlar yaşanmaması için bunu yapmamız elzemdir. Bugünkü cemaatlerin en önemli handikapı kendi liderlerini sorgulamamalarıdır. Eğer bunu yapıyor kendi liderlerini sorgulanmaz addediyorlarsa tehlike çanları çalıyor demektir. Yine dünyevileşme cemaatler açısından çok ciddi bir tehlikedir. Batıl inanışlar bir cemaatte baskınsa, bu noktada dikkat edilmesi gerekiyor. Bu noktada cemaatlerin şeffaflaşması, kendi doğal gündemlerine dönmeleri gerekiyor. Cemaatin siyasetten, ticaretten ve siyasetteki çeşitli yerlerdeki çeşitli makamları katmak konusundaki isteklerinden vazgeçip mutlaka kendi doğal mecralarına dönmeleri gerekiyor.”
Cemaatlerin genellikle kendilerini sivil toplum kuruluşu olarak (STK) tanımladığını belirten Dr. Öğretim Üyesi Erol Erkan ise bu tanımlamanın cemaatlerin STK olarak görülmesi için yeterli olmadığını belirterek, “Cemaatler modernlik içerisinde ortak idealler etrafında bazı değerleri, sıcak, samimi ve yüz yüze ilişki tarzını korumaya çalıştılar. Sosyal ve dinî bir takım işlevler üstlendiler. Varlıklarını ve faaliyetlerini sivil toplum çerçevesinde meşrulaştırdılar. Fakat onların sivil toplum kuruluşu olarak görülebilmeleri için her şeyden önce devlet iktidarına karşı saygılı olmaları gerekmektedir. STK’lar iktidar odaklı yapılar değildir, dolayısıyla devlet otoritesine karşı saygılı olmayan, iktidarı ele geçirmek gibi gizli ajandası olan FETÖ ve benzeri yapılar sivil toplum olarak görülemezler. Yasal, hukuki, şeffaf, denetlenebilir, demokrasiyi içselleştirmiş, şiddet karşıtı, ötekinin varlığını kabul eden, kamusal yararı amaçlayan yapılar ancak sivil toplum kuruluşu olarak görülebilir. Bu niteliklere haiz olmayan yapılar toplumsal sorun olarak karşımıza çıkacaktır. Ancak her ne olursa olsun milletimiz, Türkiye Cumhuriyeti Başkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde 15 Temmuz şanlı direnişinde gösterdiği cesaret ve kararlı duruş örneği ile FETÖ ve benzeri yapılara ve hiçbir hain girişime geçit vermeyeceğini, her zaman ve her koşulda meşru iktidarın arkasında duracağını tüm dünyaya ilan etmiştir” diye konuştu.
Etkinlikte GAÜN İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Akbaş şehitler için dua ederken, Öğretim Görevlisi İsmail Yılmaz ise Kur’an-ı Kerim okudu. GAÜN Sporium’da ise 15 Temmuz kanlı işgal girişimi ile ilgili fotoğraf sergisi açıldı. Gecede de Mavera Atatürk Kültür Sahnesi’nde “Bağlamanın Telinden Kemanenin Dilinden” Türk Halk Müziği Konseri düzenlendi. İHA

16 Temmuz 2019 Sabah
Yorumlar Sende yorum yaz
Habere yorum eklemek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Üye ol       |       Üye Girişi

Bu haber için eklenmiş yorum bulunamadı.
Diğer Güncel Haberleri

Siyasetimizde kadının geldiği nokta çok önemli
Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Gaziantep Kent Konseyi tarafından düzenlenen Kadın’a Seçme ve Seçilme hak
 
'Canilere ceza indirimi vicdanları yaralamaktadır'
Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, katıldığı bir sempozyumda kadına yönelik şiddetle ilgili açıklamalarda bulundu.
 
Nikah kıymak için gelen çiftleri ziyaret etti
Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, Şahinbey Nikah Dairesi'ne gelen çiftlere sürpriz yaparak nikahlarını kendi
 
Şiddet bir insan hakkı ihlalidir hiçbir haklı gerekçesi yoktur
Kadınlara yönelik şiddetin; sosyal, psikolojik ve siyasal yaşamda temel sorun olarak anlatıldığı programa, HKÜ Öğrencile

Kadınların karar mekanizmalarında olmasının önündeki engeller kaldırılmalı
Gaziantep Barosu Kadın Hakları Merkezi, “5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü” dolayısıyla yazılı açıklama yapt
 
Performansa dayalı döner sermaye sistemi çalışanları mağdur ediyor
Türk Sağlık-Sen Gaziantep Şube Başkanı Kemal Kazak, düzenlediği basın toplantısında döner sermaye ile ilgili açıklama ya
 
Metrekareye 20 kilogram yağış düştü
Dün sabah saatlerinde başlayan yağış hayatı olumsuz etkilerken, çiftçilerin yüzünü güldürdü. Dün metrekareye toplamda 20
 
Esnafı da dinleyip bir yol haritası çizeceğiz
Şahinbey Belediye Meclisi Aralık ayı ikinci birleşimi Şahinbey Belediyesi Başkan Vekili Cuma Güzel başkanlığında gerçekl

Dünyada her 45 kişiden biri insani yardıma muhtaç
BM'nin "Küresel İnsani Yardım 2020" raporuna göre, dünya genelinde her 45 kişiden birinin yiyecek, barınma, sağlık hizme
 
Kirletilmiş toprakta yetişen besinler ölüme neden oluyor
BM Gıda ve Tarım Örgütü'ne göre, dünyada toprak kirliliği ve dejenerasyonu sebebiyle kirlenmiş ve bozulmuş gıdaların tük
 
Enerji, akıllıca ve doğru kullanılmalı
Özel Seçkin Kolejinde ilkokul öğrencilerine yönelik Elektrik Mühendisleri Odası Şube ve Yönetim Kurulu Başkanı İslim Arı
 
Önemli olan verimlilik ve katma değeri arttırmak
UTSO ve Gaziantep Sanayi Odası arasında işbirliği protokolü imzalandı

Ayılar kış uykusuna yatmayı unuttu
Türkiye’nin en büyük, Avrupa’nın ikinci ve dünyanın 4’üncü büyük hayvanat bahçesi olan Gaziantep Büyük
 
25 şüpheli gözaltına alındı
Gaziantep’te 915 polisin katıldığı ve 24 saat süren operasyonda 25 şüpheli gözaltına alındı.
 
Hırsızlar suçüstü yakalandı
Gaziantep’te devriye gezen polis ekipleri, tel örgülerini söken 4 kişiyi suçüstünde yakalayarak gözaltına aldı. Ş
 
Sabah saatlerinde, akşam karanlığıyla karşılaştılar
Gaziantep'in İslahiye ilçesinde sabahın erken saatlerinde iş yerine giden vatandaşlar halen aydınlanmayan hava nedeniyle
© 2011 Gaziantep Sabah Gazetesi AnasayfaİletişimKünye

vemedya