23 Ocak 2018, Salı Favorilere ekleAçılış sayfası yapKünyeİletişim
 
Anasayfa Güncel Siyaset Ekonomi Spor Sağlık Kültür-Sanat Yaşam Teknoloji Video Haber English
ÜYE ALANI
Üye Ol     Parola Hatırlat
 
O bir dev !   Türk ekonomisi 2,9 büyüdü
 
Dubaili hackerlarla işbirliği yapan dolandırıcılara suçüstü   Fırtına nedeniyle ağaçlar araçların üzerine devrildi
KÖŞE YAZILARI
Nurgün Balcıoğlu
Dr. Asım Güzelbey!
Uzm.Psikolog Hayrettin Şahin
Kendine gücün yeter
Ülkü Tamer
Ayfer Tuzcu Ünsal
KADINLAR VE İNEKLER
Metin Atamer
İki İleri Bir Geri
Hikmet Aksoy
Değişen bir ABD bu...
Celal Deniz
AKP KÜRTLERİN TEPKİSİNİ ÖLÇÜYOR
Sümeyra Yapıcı
NEDEN HAYIR DİYEMEYİZ?
İlter Serim
KUR’ANI KERİM’den ÇOK ÖNEMLİ AYETLER
Özer Karınca
Herkes kendi adaletini sağlarsa
Halit Ziya Biçer
Şikayetname
Prof.Dr.Can Akkoç
Gaziantep *olayı* (1973-84) (15)
Veli Yalçın
TÜRKİYE’NİN SIRADIŞI (Tiyatrosu, Müzesi ve Kütüphanesi olan) KÖYÜ : BADEMLER
Leyla Adın
Kim haklı? Doğru olan ne?
Aykut Tuzcu
Halıcılarımız Almanya’da…
ÇOK OKUNAN HABERLER
Sanayisi desteklenen ülkeler, rekabet sıralamasında en üst seviyelerde
Tüketici güven endeksi, Ocak ayında yüzde 11.1 oranında artarak 72.3 oldu
GTO, Who’s Next” Uluslararası Moda Fuarına katıldı
AVM'de düzenlenecek programlarda sokak etkinlikleri de gerçekleştirilecek
“İntiharın Genel Provası” yapıldı
Ebeveynlerin, çocuklarını tanıyarak onların duygusal ihtiyaçlarını farketmeli
Türkiye-ABD arasındaki “uçurumun ne kadar büyüdüğünü” gösterdi
9 ilde FETÖ operasyonu "askeri mahrem” yapılanmanın 12 üyesi gözaltında
Ruhsatsız silah üretimi ve satışı yapıyordu
Etsiz çiğ köftenin standardı yayınlandı
E-GAZETE
      
RÖPORTAJ

Ağrının önemli bir özelliği duyusal bir olgu olmasıdır
SEV Amerikan Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanı Dr. Mehmet Ali Elmacıoğlu ile ağrı ve ağrı tedavileri üzerine konuştuk
ANKET
Teröre destek verenler için idam cezası getirilmeli mi?
     
Önemli Bilgiler
Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu
Önemli Telefonlar Vefat Edenler
Döviz Kurları & Altın
 
  Ayfer Tuzcu Ünsal
 
FIRAT KENARINDA EHNEŞ KÖYÜ...

   16 Ağustos 2015
 

 
15 Ağustos Anadolu’da özellikle Hristiyan halk tarafından yüzyıllarca kutsal gün olarak kutlandı. Bugünlerde, herkes katılabilsin diye genellikle Ağustos ayının ikinci Pazar günü Hatay’ın Vakıflı Köyü’nde Meryem Ana bayramı olarak kutlanmaya devam ediyor. Daha önceki senelerde birkaç kez bu bayramı yayınlamıştım. Dün bu yazıyı yazmak için arşivime baktığımda, Kevork Sarafian tarafından yazılan Antep Tarihi kitabında bulunan Gaziantep’in Ehneş Köyü ile ilgili bir yazının Armen Aroyan ve benim tarafından yapılmış tercümesini buldum. Ehneş Köyü’nün bugünki ismi: Gümüşgün Köyü...Tüm çeviriyi koymadan yazıyı şöyle özetledim:

Köylüler, çok dindar ve Gregoryan’dı. Akraba evliliği yaparak, dinlerini ve bayramlarını korudular. Ehneş ve Cibin Urfa Kilisesi’ne bağlıydı. Ağustos’ta kutlanan Surp Asdvadzadzin(*); Aralık’ta kutlanan Surp Hagop ve Şubat’ta kutlanan Surp Sarkis bayramlarında insanlar manastırları doldururlardı. Burada çeşitli şenlikler yapılır, ok atarlar, jimnastik gösterileri düzenlerler, kılıç kalkan oynarlar, güreş tutarlar, koşu yarışması yaparlar, taş atma yarışması yaparlar, at yarışı yaparlar, bütün bu yarış ve oyunlardan sonra adak hayvanı keserlerdi. Tabii kilisede 1915’e kadar ayin de yapılırdı. Yeni yetişen nesil de aynı evebeyinlerinin yolundan gittiler ve çok dindar oldular.

Bu satırları yazan bir Nersesyan Okulu mezunudur. İyi bir eğitim almıştır. Kilisenin üzerinde birisi büyük; diğeri daha küçük iki çan vardı. Büyük çan, bu özel günlerde diğer köylerdeki insanlar da duyabilsin diye iki büyük tokmakla çalınırdı. Biz öğrenciler, çan çalmayı pek merak ederdik.  Ancak, kilisenin papazı bize izin vermezdi. Kendisi, haftanın yedi günü, 14 kez çanı çalardı. Papaz,  çok meşgul olduğu zamanlarda, kendisince tayin edilen genç öğrencilere çan çaldırırdı. Yani, çan çalma şerefini sadece erkek çocuklara verirdi. Böylece bütün vaktimizi kilisede geçirirdik. Eğer, öğrencilerden birisi kilisedeki dersi kaçırırsa, hem papaz; hem de anne-babası çocuğu cezalandırırlardı.

Ehneş kilisesinin bağlar ve fıstık bahçelerinden oluşan çok mal varlığı vardı. Bu malların geliri kilisenin papazına verilir, o da yaşamını bu gelirle sağlardı. Kilise bu kadar mal varlığına nasıl ulaşabilmişti? Malları, vefat eden Ehneşliler vasiyetle bırakmışlardı. Dediğim gibi, çocuklar kilisenin tepesindeki çanı çalmaya pek heves ederlerdi.  Bazı aileler çan adağı yaparlardı. Örneğin çocuğu olmayan zengin bir aile... Ailenin reisi ki buradaki örneğimiz  ağadır.  Her gün kiliseye gider, “oğlum olsun” diye dua ederdi. Bu sırada adağı yerine gelirse, 10 dönüm toprak; 500 tiyek bağ; 20 fıstık ağacı bağışlamayı kendi kendine söz verir. Bu şekilde kilise çok zengin olurdu. Ehneşliler kiliseye süslemek için dekorasyon malzemesi, elbise de bağışlarlardı. Noel, Paskalya ve Paregentan’da insanlar yiyecek ve elbise dağıtırlardı. Ehneşli Ermeniler, eski kilisenin yanına bir yenisini inşa etmek istediler, ama bu dilekleri 1915 olayları nedeniyle gerçekleşmedi.

Ehneşliler çok çalışkan ve iyi aşıcılar olarak bilinirler. Hayvan eğitmekte de ustaydılar. Bağcıydılar, aşıcıydılar, tüccarlık ve gemiciliği de iyi yaparlardı. Rumkale ve çevresinin asıl geçim kaynağı fıstık satışıydı. Ehneşliler çok iyi fıstık ağaçları yetiştirirlerdi. Ehneşliler’in yüzde 30 nüfusu fıstık tarımını çok iyi bilen insanlardı. Fıstık tarımı dikkat ve sabır isterdi, çok hassas bir işti. Fıstık ağaçlarını aşılamak için Rumkale bölgesinde Ehneşli aşıcılar aranırdı.

Cibinli Ermeniler de fıstık tarımını iyi bilirlerdi. Zengin, fakir her Ehneşli’nin bağı, bahçesi de olsa mutlaka sahip olduğu fıstık ağaçları vardı. Fıstık ağaçları çok naziktir, dikkat etmek gerekir. Kültüre alınması, kendi meyvesinden yetiştirilen fidelerle olmuştur.

Fıstık ağacının tarımı nasıl yapılırdı? Ağacı, doğru yetiştirirseniz kayalık yerlerde bile yetişirdi. Dağların yamacında ve vadilerin içerisinde de yetişirdi. Ancak, rutubetli yerlerde ve bataklık bölgelerde fıstık yetişmezdi.

Fıstık, daha önce toprağı hazırlanmış bir bahçeye ekilirdi. Fıstığı veya melengici çimlendirirseniz yerlilerin deyimiyle “sakız” ağacı çıkar. Bu sakız ağacı yine yerlilerin söylediği “melengüş”denilen mercimek büyüklüğünde siyah, yeşil ve kırmızı renkleri olan minicik bir meyve verir. Rumkale bölgesinde yaşayan herkes melengüşü kurutuktan sonra tuzlayıp, kavururlar. Bazen, içerisine bazı baharatlar katıp bir yiyecek yaparken; bazen de melengiçle ekmek yaparlar. Melengiçin çimlenmesinden meydana gelen minik ağaca “şitil” denir. Biraz büyüyünce de “burç” denilirdi.

            Devam edecek...

                                               ***


9. FÜSUN SAYEK FESTİVALİNDE AHMET KANNECİ VE EKREM ÖZTAN VARDI

Arsuz’da yapılan 9. Füsun Sayek festivalinde Ahmet Kanneci gitar, Ekrem Öztan klarnetle resital verdiler. Tüm dünyadan ezgilerin seslendirildiği resital çok başarılıydı.

 

 

(*)Meryem Ana göğe alındı, dirildi

‘Verapohum Surp Asdvadzadzin’, yani Meryem Ana’nın göğe alınışı Ermeni Apostolik Kilisesi’nin beş büyük bayramından biri. Olay İncil’de yazılı değil, biz bunu Kilise geleneğinden öğreniyoruz. İsa Mesih çarmıha gerildiğinde 48 yaşında olan Meryem Ana, 12 sene daha, Mesih’in öğrencileri Hovannes ve Yuhanna ile beraber kaldı, çünkü Mesih, annesini onlara teslim etmişti. Meryem Ana 60 yaşında vefat etmeden önce, kendisine öleceği açıklanıyor. O da, yakınlarına ve o sırada Kudüs’te bulunan öğrencilerine haber veriyor. Toplanıyorlar, ağlaşıyorlar ve Meryem Ana, birkaç gün sonra gözlerini yumuyor. Meryem Ana’yı bir mağaraya koyuyorlar, girişini bir kayayla kapatıyorlar, o kaya bugün hâlâ orada. İnsanlar oraya ziyarete gittiklerinde tuhaf sesler duyuyorlar. Dört gün sonra, öğrencilerinden Partoğomeos geliyor, haberi alıyor ve çok üzülüyor. Mezarı açıp, Meryem Ana’yı son bir kez ona göstermek istiyorlar. Mezar açıldığında bakıyorlar ki Meryem Ana’nın cesedi yok. O zaman anlıyorlar ki Meryem Ana, oğlu Mesih tarafından göğe alındı, bir şekilde dirildi.

 

 

 
Yorumlar Sende yorum yaz
Köşe yazısına yorum eklemek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Üye ol       |       Üye Girişi

Bu köşe yazısı için eklenmiş yorum bulunamadı.

Diğer Yazıları Tüm Yazıları
 . KADINLAR VE İNEKLER
 . KARİYE MÜZESİ
 . DONDURMADAN, ALTIN ÖLÇÜSÜNE KEÇİBOYNUZU
 . DOĞAL KOZMETİK ÜRÜNLERİ YAPILABİLİR Mİ?
 . ÇÖMLEĞİNİZİ DETERJANLA YIKAMAYIN!
 . TARIM İLACINDAN KANSER OLMAK!
 . SORKUN’UN ÇÖMLEKLERİ
 . İzmit Körfesi(1)
 . ŞELALELER VE KAZDAĞLARI
 . TLOS KENTİNDE PEYNİR YAPMAK(2)
 . TLOS KENTİNDE PEYNİR YAPMAK
 . ERHAN VE BİBER REÇELİ
 . KÖPÜĞÜ BİTMEYEN KAHVE
 . SİMONE VE FRANCESCA İLE SÖYLEŞİ
 . HUMUSU NASIL DAHA İYİ YAPAR SINIZ?
 . AĞUSTOS AYI VE FÜSUN SAYEK ETKİNLİKLERİ
 . EKMEĞE SAYGI, ÜLKEYE SAYGIDIR
 . EHNEŞLİLER FIRAT’IN FENİKELİLERİYDİ
 . FIRAT KENARINDA EHNEŞ KÖYÜ...
 . KONSERVE MUCİZESİ
 . Biberiye beynimize ne yapar?
 . MARKO POLO
 . PERMESAN PEYNİRİNİ KURTARAN HİNTLİLER
 . NOHUT MAYASINA NAZAR ETTİM Mİ?
 . Yağın yanma noktası nedir ve neden önemlidir?
 . Pişirmek için yağlar neden gereklidir?
 . Mucize baharat Urfa biberi hakkında bilmek istediğiniz her şey…
 . 1914 Antep’inin Ticaret Rehberinde Yeralan Meslek Dalları
 . 1914’de Antep’te ikisini müslüman sekiz avukat vardı
 . Un bitti, Din bitti!
© 2011 Gaziantep Sabah Gazetesi AnasayfaİletişimKünye

vemedya