24 Şubat 2020, Pazartesi Favorilere ekleAçılış sayfası yapKünyeİletişim
 
Anasayfa Güncel Siyaset Ekonomi Spor Sağlık Kültür-Sanat Yaşam Teknoloji Video Haber English Dünyadan
ÜYE ALANI
Üye Ol     Parola Hatırlat
 
O bir dev !   Dubaili hackerlarla işbirliği yapan dolandırıcılara suçüstü
 
Elektronik atıklar ağaca dönüştürülüyor   Gaziantep Tanitim Filmi
KÖŞE YAZILARI
Nurgün Balcıoğlu
Mösyücüğüm, güle güle…
Uzm.Psikolog Hayrettin Şahin
Benden ibret al
Ayfer Tuzcu Ünsal
Halep mutfağından tatlar 2
Metin Atamer
Nereden nereye
Hikmet Aksoy
Basın dünyamızın büyük kaybı
Celal Deniz
Irkçılığın tedavisi var mıdır?
İlter Serim
Doğadaki çevrimlerden en önemlisi: Su çevrimi
Prof.Dr.Can Akkoç
Gaziantep *olayı* (1973-84) (15)
Veli Yalçın
Medeniyetlerin Tanığı, Kilikya’nın Başkenti: TARSUS
Leyla Adın
Zehir, korku, kıskançlık, öfke ve nefret
Yaşar Özen
GAZETECİLİK
Av. Aziz Canatar
Yeri doldurulamayacak nezaketli bir insandı
Doç. Dr. A. Sera Özbaşar
Aykut: In memoriam
Av Şafak Yılmaz
Si Vis Paces Pare Bellum
Av. Mehmet Cihan Mercimek
Anladık! Yıl 2020!
Bülent YILMAZ
Eğitim sistemimizin iki sorunu
Uzm. Diyetisyen Ufuk Ayşe KEPKEP
Yaşlılık nedir? (1)
Aykut Tuzcu
Erdoğan, ABD’ye gidecek mi?
ÇOK OKUNAN HABERLER
Herkesi affederim ama hainleri ve ihanet edenleri asla
Uyuşturucu imalatı için akıl almaz yöntem
Çocukların tehlikeli kar oyunu
Damadının boğazını kesti
Erkol, “Mektup Kategorisi”nde Türkiye birincisi
İdlib'de iki TSK askeri daha hayatını kaybetti
Suriye sınırına tank ve kobra sevkiyatı yapılıyor
İnşaat ekipmanı çalan şüpheli yakalandı
Titi: "En fazla puanı toplayıp Göztepe’yi daha yukarılara taşımaya çalışacağız"
“Komşu ülkeler Suriye’den daha fazla mülteci kabul etsin”
E-GAZETE
      
RÖPORTAJ

Türkiye, dünyanın sağlık merkezi konumuna geliyor
Gaziantep Üniversitesi gerek hizmet olarak gerekse bölgeye hitap etmesi açısından Türkiye’nin sayılı üniversitelerden bir tanesidir
ANKET
Teröre destek verenler için idam cezası getirilmeli mi?
     
Önemli Bilgiler
Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu
Önemli Telefonlar Vefat Edenler
Döviz Kurları & Altın
 
  Ayfer Tuzcu Ünsal
 
SİMONE VE FRANCESCA İLE SÖYLEŞİ

   28 Eylül 2015
 

Simone Perotti ve arkadaşları tarafından Akdeniz ve Karadeniz etrafındaki 29 ülkenin ziyaretiyle beş sene içerisinde gerçekleşecek Akdeniz Projesi fiilen başlayalı epey oldu. Şimdi yaptıkları çalışma ve röportajları http://www.progettomediterranea.com/en/ adresindeki sitelerinde yayınlıyorlar. Bunlardan birisi de yemek yazarı olarak benimle yapılan röportaj. Simone Perotti sorduğu sorularla, Dr. Francesca’nın çekimiyle gerçekleşen röportajı İngilizce olarak https://www.youtube.com/watch?v=ZmENznGmxJs&feature=youtu.be adresinden izlemek mümkün. Bu yazımda istedim ki konuştuklarımızdan kısa bir kesiti size yansıtayım. Bir saat gibi uzun nefesli bir röportaj olduğu için okuyacaklarınız çok kısa özetlenmiş birkaç konu...

Röportajın başlığı İstanbul’da Kültürel Toplantılar ismini taşıyor. Simone, röportaja “Türkiye’de ki entellektüellerle yiyecek konuşuyoruz, bu ilk röportajımız” diye başladı. İlk sorusu:  Türkiye’yi temsil eden bir sembolik, özetleyecek aroma var mı? Ülkenizi kuşatacak bir tat tarif edebilir misiniz?” Aman Allahım, böyle bir soruya ben hayatta tek cümle ile cevap veremem! Zaten veremedim de! Anadolu’nun medeniyetlerin, kültürlerin kesiştiği bir yer olduğunu söyledikten sonra: “Bir bakarsanız  karşınıza İtalyanca bir yiyecek ismi, diğer tarafta Farsça başka bir isim çıkar. Çin’den gelmiş bir yemek’le tanışırken, Fenikelilerin taşıdığı başka bir yiyecekle karşılaşır şaşırırsınız.” Simone benim bu söylemimi:  Herkesin kendi tadı, kokusu, duyguları ve varsayımları vardır. Ve işte ben bu farklılığı çok seviyorum. Olarak özetlemiş hoşuma gitti doğrusu.

İkinci soru:” Mutfağınızı hangi millet en çok etkiledi, yani kim Türkiye’nin tadını en fazla verdi?” idi. Bu da benim için zor bir soru idi şöyle cevap verdim: “Bence Anadolular coğrafyanın da yardımıyla kendi yiyeceklerini kendileri yarattılar. Şu yemek Türk yemeği, şu yemek Ermeni yemeği, şu yemek Kürt yemeği demek çok yanlış olur. Zira, tüm yemekler coğrafya üzerinde yetiştirilen sebze, meyve ve yiyecek maddelerinden oluşur. Kimin bir yemeği ilk defa pişirdiğini bilemeyiz, ayrıca bunu bilmeye bence gerek de yoktur.

            Konuyu daha iyi anlatabilmek için şöyle bir örnek verdim: Bulgur konusunda bir kitap yazdım. Bulgur Türkiye’nin ana yiyeceklerinden biridir. Bulguru tam anlamak için Anadoludaki Hristiyanlığı öğrenmek zorunda kaldım.  Bu söylem üzerine Simone:  Bulgur, Hristiyanlıkdan mı geliyor? d iye sordu. Cevabım: “Hayır, hayır... Geçmişe dönersek, bulguru Hristiyanlar perhiz dönemlerinde sürekli kullanıldığı için çok fazla tarif var. Bulguru tek olarak da sebze ile de tüketebilirsiniz. İçerisine et veya başka hayvani bir ürün koymak zorunda değilsiniz, o nedenle Hristiyanlığın et ve hayvani ürünlerin tüketilmediği perhiz dönemlerinde en ideal yiyeceği olmuştur” oldu.

Sizce, bulgur neden burada icad edildi? Çünkü buğdayın anavatanı Mezopotamya... Yani Anadolu’daki insanların buğdayı vardı ve bu nedenle onunla çeşitli yiyecekler yaparken bulguru da icad ettiler. O nedenle de kimse kimseyi direkt olarak etkilemedi. Bir örnek daha vereyim:  Ramazan’da Gaziantep’te geleneksel olarak yapılan Ramazan veya Halep Kahgesi denilen çörek, Hristiyanlar da Paskalya çöreği, Yahudiler de ise Challah (Şalla okunuyor) dır.  Burada kimin önce pişirdiğini bilmemize gerek var mı? Muhtemelen Hititliler de benzer bir çöreği kutsal saydıkları dini günleri için pişiriyorlardı. Simone söylediklerimi, taa Babil’e gidip, kahge anlamında kullanılan Kahi  kelimesini bularak şöyle özetlemeyi tercih etmiş: ... ve kahge sadece bir Babil yiyeceği değildir, Yahudi ve Rum yiyeceğidir aynı zamanda. Baklava da öyledir, işte bu nedenle ben bu yiyeceğe Akdeniz yiyeceği demeyi tercih ediyorum.

            Simone devam ediyor: Günlerdir neyin Türk mutfağı olduğunu neyin olmadığını bulmaya çalışıyorum. Çoğu kimse Anadolu mutfağının Araplardan etkilendiğini düşünüyor, Ama Ayfer Unsal’ın bu konuda şüpheleri var, “hayır o gerçek değil” diyor. Anadolu kendi tatlarını, kendi duygusal beşgenini, kendi kişiliğini Akdeniz farklılıklarını tarayarak gelişirmiştir.

            Simone bana, Fransız Jean-Claud Izzo’nun yazdığı “sarımsak, reyhan ve nane” isimli kitabı kastederek Türkiye’de bu tür simgeleşmiş bir baharat varmıdır?  diye sordu. Ben yine bir sürü düşünüp, bir dolu cevaplar verdikten sonra,  Amerikadan geldiği halde kırmızı pul biber, Doğu Anadolu’dan kırmızı reyhan ve Güneydoğudan nane , maydanoz diye diyerek bu baharatlar üzerinde karar kıldım.

            Osmanlı mutfağı, taze kişniş, Birecik patlıcanı ve Urfa sade yağı üzerine de konuştuk, buraya özetlemedim. Son olarak ülkemizdeki yemek eğitimi üzerine bilgi almak istedi. Ben de, gerek Üniversite ve gerekse yemek kurslarında  Fransız mutfağı esaslı bir eğitim verildiğini söyledim. Bu eğitimin ismi Trasnalpine mutfağı imiş... Okullarda Türk mutfağı sadece birkaç ders olarak veriliyor. Yani, Türkiye’de verilen Türk mutfağı eğitimi çok zayıf. Türk Mutfağı eğitimini gerçek anlamda ciddiye alan bir kişi var: Musa Dağdeviren. Musa Bey, bir enstüti kurma aşamasında ve bunun hazırlıklarını da ciddi olarak yaptı. Anadolu’da kullanılan pişirme yöntemlerini anlatan fırın türlerini enstütinin bahçesine taşıdı bile...

             Simone ile konuşurken söz nereden dolandı bilmiyorum sos konusuna geldi. Türk mutfağında sos olmadığını, sosun zaten yemeğin içerisinde olduğunu söyledim. Konuşma sona erdi.

 

           

 

https://www.youtube.com/watch?v=ZmENznGmxJs&feature=youtu.be

 

 

 
Yorumlar Sende yorum yaz
Köşe yazısına yorum eklemek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Üye ol       |       Üye Girişi

Bu köşe yazısı için eklenmiş yorum bulunamadı.

Diğer Yazıları Tüm Yazıları
 . Halep mutfağından tatlar 2
 . Halep mutfağından tatlar (1)
 . Denizli’de lezzet şöleni (4)
 . Denizli’de lezzet şöleni (3)
 . Denizli’de lezzet şöleni (2)
 . Denizli’de lezzet şöleni (1)
 . Bir yanık süt hikayesi 3
 . Bir yanık süt hikayesi 2
 . Bir yanık süt hikayesi 1
 . Zeytin Hasadı Şenlikleri(1)
 . Zeytin Hasadı Şenlikleri(1)
 . Kastamonu'ya lezzet yolculuğu(3)
 . Kastamonu'ya lezzet yolculuğu (2)
 . Kastamonu'ya lezzet yolculuğu(1)
 . Beypazarı'nın özel tatları (2)
 . Beypazarı'nın özel tatları
 . Belgrad Ormanları’nda bir Gaziantepli
 . Yavan dolma
 . Fakı beyni
 . KADINLAR VE İNEKLER
 . KARİYE MÜZESİ
 . DONDURMADAN, ALTIN ÖLÇÜSÜNE KEÇİBOYNUZU
 . DOĞAL KOZMETİK ÜRÜNLERİ YAPILABİLİR Mİ?
 . ÇÖMLEĞİNİZİ DETERJANLA YIKAMAYIN!
 . TARIM İLACINDAN KANSER OLMAK!
 . SORKUN’UN ÇÖMLEKLERİ
 . İzmit Körfesi(1)
 . ŞELALELER VE KAZDAĞLARI
 . TLOS KENTİNDE PEYNİR YAPMAK(2)
 . TLOS KENTİNDE PEYNİR YAPMAK
© 2011 Gaziantep Sabah Gazetesi AnasayfaİletişimKünye

vemedya