23 Nisan 2018, Pazartesi Favorilere ekleAçılış sayfası yapKünyeİletişim
 
Anasayfa Güncel Siyaset Ekonomi Spor Sağlık Kültür-Sanat Yaşam Teknoloji Video Haber English Dünyadan
ÜYE ALANI
Üye Ol     Parola Hatırlat
 
O bir dev !   Türk ekonomisi 2,9 büyüdü
 
Dubaili hackerlarla işbirliği yapan dolandırıcılara suçüstü   Fırtına nedeniyle ağaçlar araçların üzerine devrildi
KÖŞE YAZILARI
Nurgün Balcıoğlu
ANAP’ın bomba gibi adayı
Uzm.Psikolog Hayrettin Şahin
Ateist olmak
Ülkü Tamer
Ayfer Tuzcu Ünsal
KADINLAR VE İNEKLER
Metin Atamer
Percere açıldı
Hikmet Aksoy
Dönerken...
Celal Deniz
AKP KÜRTLERİN TEPKİSİNİ ÖLÇÜYOR
Sümeyra Yapıcı
NEDEN HAYIR DİYEMEYİZ?
İlter Serim
Taşımacılık (Transportasyon) Ulaşım – Ulaştırma
Özer Karınca
Herkes kendi adaletini sağlarsa
Halit Ziya Biçer
Şikayetname
Prof.Dr.Can Akkoç
Gaziantep *olayı* (1973-84) (15)
Veli Yalçın
“DAĞLARINDAN YAĞ, OVALARINDAN BAL AKAN ŞEHİR” : AYDIN
Leyla Adın
Çaresizliğin öğrenilmesi
Yaşar Özen
Bu nasıl hayat
Aykut Tuzcu
Düğün aceleye geldiyse…
ÇOK OKUNAN HABERLER
Hizmet, proje üretip, işbirliği yaparak olur
"Umarım Yunanistan Uluslarası hukukun gereğini yerine getirir"
Bugün, 23 Nisan Çocuk Bayramı
“2. Uluslararası Aşırtmalı Aba Güreşi” yarışmaları İbrahimşehir güreş sahasında yapılıyor
Lojistik Köy projesi Gaziantep ve bölge için bir prestij projesidir
15 Temmuz darbe girişimi soruşturmasında ara karar
Öğrenciler arası bilgi yarışması düzenlendi
Hayvanat bahçesi bugün bedava
Gaziantepli anaokulu öğrencileri mühendisliğe ilk adımını attı
AK Parti, kadrolarında değişime gidiyor
E-GAZETE
      
RÖPORTAJ

Türkiye, dünyanın sağlık merkezi konumuna geliyor
Gaziantep Üniversitesi gerek hizmet olarak gerekse bölgeye hitap etmesi açısından Türkiye’nin sayılı üniversitelerden bir tanesidir
ANKET
Teröre destek verenler için idam cezası getirilmeli mi?
     
Önemli Bilgiler
Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu
Önemli Telefonlar Vefat Edenler
Döviz Kurları & Altın
 
  Ayfer Tuzcu Ünsal
 
İzmit Körfesi(1)

   02 Kasım 2015
 

Sadece birkaç sene oldu onların farkına varalı... Farkında olduklarım şehirli köylüler... Şehirdeki, kasabadaki herşeylerini yüzüstü bırakıp kırsala, doğanın ortasına gidiyorlar. İlk, Aysun the Sütçü’yü tanımıştım köye göçen ve inek bakmaya başlayan. Derken Aysun vasıtasıyla Çiğdem Karal’la tanıştım. Onun da şehri bırakıp Dalyan’a göçtüğüne tanıklık ettim. Çiğdem’de doğanın ortasında kalınca hobisini ticarete dönüştürdü ve Crocus doğal kremlerini yaparak internetten satmaya başladı. Ekim ayının başında peynir kursuna gittiğim Buket Ulukut da şehirden köye göçenlerden, keçi yetiştiriyor, keçi sütüyle peynir yapıp satıyor. Benim tanıyıp ulaşamadığım yüzlercesi var muhakkak, keşke daha fazla şehirli köylü ile tanışabilsem.

            Vicdan Anne -Vicdan Karabudak- ile de Çiğdem Karal vasıtası ile tanıştım. Çiğdem’in sayfasında ki yorumlarda Vicdan Anne diye görüp, takma bir isim olduğunu düşünüyordum. Meğer ismi gerçekten Vicdanmış... Tanıştık ve bir buçuk günlük tatilimizi onun yanında geçirmeye karar verdik. Eskiden harita olurdu, atlasa bakardık, hangi kenti nerede olduğunu içimize sindirirerek öğrenirdik. Şimdi, Google haritası var, ben onu kullanamıyorum! Benim sevgili kocam Google haritasını şahane kullanıyor. Hatta geçen sene, Selaniklilerin bilemedikleri bir yeri, Google haritasından bulup, bizi oraya götürmüştü. Bu seferde yine Google haritasından Vicdan Anne’nin yaşadığı Yenikaramürsel bölgesini eliyle koymuş gibi buldu... Ben ise, Yenikaramürsel’in Marmara Deniz’inin güneydoğusunda olduğunu yaşayarak öğrendim. Yolu kısaltmak amacıyla Yalova’ya feribotla geçtik. Yalova’dan sonra Çamdibi köyüne kadar aşağı yukarı bir saat gittik. Yol daha muntazam diye Çamdibi köyüne kestirme yol yerine uzatarak Yenikaramürsel’den gittik. İyiki de öyle yaptık. Yenikaramürsel’den sonra dağa tırmanmaya başladık, bir ara ne oldu bilmiyorum, dönüp arkama baktım. Ve Aman Allahım, müthiş bir manzarayla karşılaştım! İzmit körfezi ve yeni yapılmaya başlayan köprünün ayaklarını gördüm. Arabayı oğlum kullanıyordu: “Aman dur da fotoğraf çekeyim” diyemedim! Üzerinde bulunduğumuz yol, gayet dar ve iki araba ancak geçebiliyor, oğlum nasıl ve nerede dursun? Sürekli yola bakıp, uygun bir yer arıyorum durmak için ama yok! Nasıl içim geçiyor, fotoğraf çekemiyorum diye, eşimi ve oğlumu da huzursuz ediyorum! Özellikle eşim, “merak etme mutlaka bir seyir balkonu, tepesi vardır, bu kadar güzel manzaraya seyir terası mutlaka yapmışlardır” diye bana ümit veriyor sık sık... Kafamdan neler geçiriyorum, ilk uygun yerde duralım, manzaranın görünüşüne göre, ben gerekirse geldiğimiz yöne doğru yürüyüp fotoğraf çekeyim. Veee mutlu son! Tam tepe bir yerde Belediyeye ait sosyal bir tesis görüyoruz, içeri dalıp, arabamızı uygun bir yere parkediyoruz. Ohhh, nihayet manzarayı gönlümce seyredebileceğim bir yere geldik... Fotoğraf makinamı alıp, gönlümce kesintisiz basıyorum deklanşöre... Yeteri kadar fotoğraf çektiğime kanaat getirince etrafa bakmaya başlıyorum... Aaa, güzel bir restoran var burada... Aslını sorarsanız  mimarisi yöre ile ilgisi olmayan, gözü tırmalamayan beton yığını şeklinde bir yapı. Şimdi böyle... En olmadık yerlere gayet modern görünümlü beton yığınlarını yerleştiriyorlar. Halbuki Türkiye’de azımsanmayacak çeşitte yerel mimari var. Ve biz bunların hiçbirinin izini yeni yapılan binalarda süremiyoruz.

            Konuyu dağıtmaya pek meraklıyımdır! Tekrar manzaraya dönelim: İzmit Körfezi’ne yeni yapılan köprü, İstanbul’u Batı Anadolu’ya bağlayacak yolu çok kısaltıyor. Zaten yukardan bakınca da yolun ne kadar kısaldığını rahatlıkla görüyorsunuz.  Manzaraya gelince, İzmit Körfezi ve çevresi ne kadar güzelmiş meğer, daha önce hiç farkında olmadığım bir yer buraları... Yaklaşık on sene evvel, Armen Aroyan ve konuğunu İznik gölü civarına götürmüştük. Oralar da pek güzel, hoşuma gitmişti. Ama, İzmit Körfezinde böyle nefes kesecek manzaralar olduğunu ancak gidince gördüm. Manzarayı bırakıp gidemiyorum, Vicdan Anne: “nerede kaldınız?” diye sıkıştırıyor. Gitmek üzere arabaya doğru yürürken gördüm ki, restoranın arka kısmında da muhteşem bir orman manzarası var. Buranın dört bir tarafı kartpostal gibi. Uzakta, minareli bir cami ve köy gözüküyor, tıpkı Mehmet Ali Diyarbakırlıoğlu’nun yaptığı tablolara benziyor. Gerçekten etraf, ressam fırçasından çıkmış tablolarla bezenmiş.

            Çamdibi köyüne ulaşınca Vicdan Anne’nin kocası Ayhan Bey karşılıyor bizi ve rehberlik edip çiftlikvari evlerinin olduğu yere götürüyor. Etrafta çok hoş renkli sağlıklı tavuklar ve yaşlı bir köpek görüyorum. Çiçekler ve meyve dolu ağaçlar da pek güzel... Tavuklar, oğulları Levent’e ait ve yumurtaları için besleniyorlar. Levent, vicdananne.com isimli internet sitesinden annesinin ürettiği hünnap pekmezi ve diğer ürünlerin yanısıra köy yumurtası da satıyor. Hünnap pekmezi ile Vicdan Anne aracılığığla tanıştım. Biraz araştırınca İngilizcesi jujube olan hünnapın Asya kökenli olduğunu, anti bakteriyel, anti mantar özelliklerinin yanısıra antiseptik ve yara iyileştirici özelliğe de sahip olduğunu öğreniyorum. Ayrıca, muhteşem bir c vitamini deposu, bildiğiniz gibi c vitamini bağışıklık sistemini güçlendiriyor.

            Vicdan Anne tek kelime ile muhteşem bir kadın... Çok hikayesi var. Nereden başlasam acaba? Solcu olduğu için hapis yatmış, o sırada en büyük oğlunu yeni doğurmuş imiş, bebekle hapise gireceğine onu Karamürsel’de yaşayan bir Alman bakıcıya teslim etmiş. Alman bakıcı ile o kadar yakınlaşmışlar ki, yaşlılık yıllarında Vicdan Anne de Alman bakıcıya hem de kendi evinde bakmış. Bugün Alman bakıcı, köyün mezarlığında, güzel manzaralı bir yerde huzur içinde uyuyor.

            Bu arada, Vicdan Anne’nin ve Ayhan Bey’in bankadan emekli olduklarını yazmalıyım. Karamürsel’i de şehir saydıkları için emekli hayatlarında köyde oturmayı tercih etmişler. Bütün bahçeyi ve tavuğu kendilerinin ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla düzenlemişler. Derken, en küçük oğulları Levent, ziraat mühendisi olmuş ve köye gelip, yumurta tavuğu yetiştirmeye başlamış. Levent’in ve kardeşlerinin arkadaşları yıllarca Vicdan Anne’nin sofrasına oturdukları için, onun her türlü yemeğini tatmışlar. Levent, ticarete girince, Vicdan Anne’de ürettikleriyle Levent’in yanında yer almış.

            Vicdan Anne’yi bir yazı daha yazarak anlatayım...

 

 

 

026- 036-046 : Yeni yapılan Körfez köprüsünün ayakları gayet güzel görünüyor
027 Başka bir körfez manzarası
062  Levent'in tavukları
063 Güneş batarken

012, 014,017  İzmit Körfezinden çeşitli görüntüler
019, 020, 024  Marmara denizinin Güneydoğusu'ndan manzaralar
025 İzmit Körfezi

 

 

 
Yorumlar Sende yorum yaz
Köşe yazısına yorum eklemek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Üye ol       |       Üye Girişi

Bu köşe yazısı için eklenmiş yorum bulunamadı.

Diğer Yazıları Tüm Yazıları
 . KADINLAR VE İNEKLER
 . KARİYE MÜZESİ
 . DONDURMADAN, ALTIN ÖLÇÜSÜNE KEÇİBOYNUZU
 . DOĞAL KOZMETİK ÜRÜNLERİ YAPILABİLİR Mİ?
 . ÇÖMLEĞİNİZİ DETERJANLA YIKAMAYIN!
 . TARIM İLACINDAN KANSER OLMAK!
 . SORKUN’UN ÇÖMLEKLERİ
 . İzmit Körfesi(1)
 . ŞELALELER VE KAZDAĞLARI
 . TLOS KENTİNDE PEYNİR YAPMAK(2)
 . TLOS KENTİNDE PEYNİR YAPMAK
 . ERHAN VE BİBER REÇELİ
 . KÖPÜĞÜ BİTMEYEN KAHVE
 . SİMONE VE FRANCESCA İLE SÖYLEŞİ
 . HUMUSU NASIL DAHA İYİ YAPAR SINIZ?
 . AĞUSTOS AYI VE FÜSUN SAYEK ETKİNLİKLERİ
 . EKMEĞE SAYGI, ÜLKEYE SAYGIDIR
 . EHNEŞLİLER FIRAT’IN FENİKELİLERİYDİ
 . FIRAT KENARINDA EHNEŞ KÖYÜ...
 . KONSERVE MUCİZESİ
 . Biberiye beynimize ne yapar?
 . MARKO POLO
 . PERMESAN PEYNİRİNİ KURTARAN HİNTLİLER
 . NOHUT MAYASINA NAZAR ETTİM Mİ?
 . Yağın yanma noktası nedir ve neden önemlidir?
 . Pişirmek için yağlar neden gereklidir?
 . Mucize baharat Urfa biberi hakkında bilmek istediğiniz her şey…
 . 1914 Antep’inin Ticaret Rehberinde Yeralan Meslek Dalları
 . 1914’de Antep’te ikisini müslüman sekiz avukat vardı
 . Un bitti, Din bitti!
© 2011 Gaziantep Sabah Gazetesi AnasayfaİletişimKünye

vemedya