17 Aralık 2017, Pazar Favorilere ekleAçılış sayfası yapKünyeİletişim
 
Anasayfa Güncel Siyaset Ekonomi Spor Sağlık Kültür-Sanat Yaşam Teknoloji Video Haber English
ÜYE ALANI
Üye Ol     Parola Hatırlat
 
O bir dev !   Türk ekonomisi 2,9 büyüdü
 
Dubaili hackerlarla işbirliği yapan dolandırıcılara suçüstü   Fırtına nedeniyle ağaçlar araçların üzerine devrildi
KÖŞE YAZILARI
Nurgün Balcıoğlu
Dr. Asım Güzelbey!
Uzm.Psikolog Hayrettin Şahin
İki seçenek
Ülkü Tamer
Ayfer Tuzcu Ünsal
KADINLAR VE İNEKLER
Metin Atamer
3 DELİ
Hikmet Aksoy
İstanbul'da iki gün bir gece... (2)
Celal Deniz
AKP KÜRTLERİN TEPKİSİNİ ÖLÇÜYOR
Sümeyra Yapıcı
NEDEN HAYIR DİYEMEYİZ?
İlter Serim
KUR’ANI KERİM’den ÇOK ÖNEMLİ AYETLER
Özer Karınca
Herkes kendi adaletini sağlarsa
Halit Ziya Biçer
Şikayetname
Prof.Dr.Can Akkoç
Gaziantep *olayı* (1973-84) (15)
Veli Yalçın
ROMA DİYE YAZILIR AŞK (amor) DİYE OKUNUR
Leyla Adın
Yıkamadığımız istihdam duvarı
Aykut Tuzcu
Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar
ÇOK OKUNAN HABERLER
Sanayi işçisi çok büyük sıkıntılar yaşayacak
“Türkiye’de serbest bırakılan kaç kişi tekrar IŞİD’e katıldı?”
Sahte sağlık raporlarıyla binlerce liralık vurgun yaptılar
24 bin 500 paket gümrük kaçağı sigara ele geçirildi
Ha bire FETÖ’cüler tutuklanıyor, ama biz onların kim olduğunu bilmiyoruz
Havayı kirleten maddeler cilde, gözlere ve solunum sistemine zarar veriyor
Antep’in turizmde destinasyon marka imajı oldukça güçlü
Potanın efendisi Gaziantep Kolej Vakfı namağlup unvanla şampiyon
Veliler, nakil işlemlerini e-devlet üzerinden yapabilecek
Akaryakıt istasyonları ihtiyaç sonucu yapılıyor
E-GAZETE
      
RÖPORTAJ

Ağrının önemli bir özelliği duyusal bir olgu olmasıdır
SEV Amerikan Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanı Dr. Mehmet Ali Elmacıoğlu ile ağrı ve ağrı tedavileri üzerine konuştuk
ANKET
Teröre destek verenler için idam cezası getirilmeli mi?
     
Önemli Bilgiler
Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu
Önemli Telefonlar Vefat Edenler
Döviz Kurları & Altın
 
  Ayfer Tuzcu Ünsal
 
KADINLAR VE İNEKLER

   21 Aralık 2015
 

            Süt hakkında hiçbir şey bilmediğimi Aysun Sökmen’le ilk sohbetim sırasında öğrenmiştim. Aysun’dan sütün neden çabuk bozulduğunu da öğrenmiştim. Süt, normalde şeker ihtiva ettiği için her türlü bakterinin içerisinde kolayca çoğalabileceği muhteşem bir ortam yaratıyordu, mikro rganizmalara.. Ağzı açık buzdolabına konulan süt de aynı şekilde içindeki şekerden dolayı ortamdaki bakterileri içine emdiği için buzdolabındaki kötü kokuları kolaylıkla yok edebiliyordu.

            Aysun geçen gün, Bilge Kağan Okulunun’da süt hakkında pek güzel bir konuşma yaptı. Aslında söylediklerinin bir kısmını biliyordum, ancak o kadar güzel ve tane tane anlatıyordu ki, onu dinlerken hiç sıkılmadım, hatta daha önce dikkatimi çekmeyen yeni şeyler öğrendim.

            İstek Vakfı’na ait Bilge Kaan okulunu çok beğendim. Aklıma Amerika’daki okullar geldi. Öyle ya, ben taban döşemeleri delinmiş, tavanındaki sıvalar kopmuş eski bir Antep evinden bozma sınıflarda okuduğum için gördüğüm güzel görünümlü okullara imrenerek bakıyorum. Okulun ilk girişinde ki bir sergiden de başka bir yazıda söz etmek istiyorum.

            Gelelim Aysun’a... -Bu yazıyı, biraz Aysun’un dilinden, biraz da kendimin dilinden derleyerek yazdım.- Aysun, süt ineği yetiştirmeğe  2000 yılında başlamış. İlk sürünün epey bir kısmını verem hastalığı nedeniyle imha etmek zorunda kalmış. Sürünün bir kısmınının imhasının üzüntüsüyle uğraşırken bir müddet sonra geriye kalan sağlıklı hayvanları da bir hırsızlık sonucu çaldırmış. Ve sıfırdan tekrar başlamış, sürü şu anda 11 senelik... Batı’da bu işi profesyonel yapanlar arasında ise bir sürünün en az 50 senelik olması gerekiyormuş. Sürü, 50 yaşında ise oraya “çiftlik” deniyormuş.

            Hayvan hastalığı, insan hastalığı gibi hayati önem taşıyan bir konu. Ve bugün maalesef ülkemizde yaşayan hayvanların yarısından fazlası hasta! Radyo da özellikle bu günlerde sık sık “falanca yerde karantina uygulanıyor” gibi anonslar duyuyorsunuz. Geçen sene bizzat şahit oldum, Arsuz bölgesinde çok sayıda inek ölümü vardı. Hastalıkla mücadele etmesi gereken kurumlar ise, hasta hayvan öldükten sonra onu derin bir çukura gömüp, etrafını ilaçlamakla yetindiler. Bir veya daha fazla sayıda inek yetiştirenlerin konu hakkında çok kısıtlı bilgi sahibi olduklarını da o zaman gözlemiştim.

            Aysun’a göre hayvancılık, dünyanın en basit ama en basit yaşam şekli. Bir iş değil! Bakın ne diyor bu konuda: “Bir insan sabah uyandığı zaman, annesinin, kocasının, karısının müdahalesi olmadan kendi şuuruyla elini yüzünü yıkayabiliyorsa;  haftada bir duşunu alabiliyorsa;  yatağını yapmayı biliyorsa; temizlikten biraz anlıyorsa, hayvancılık yapabilir!  Bir insan yine kendi öz iradesiyle karnını doyurmayı, iki yumurta kırmayı veya dışardan bir şeyler yemeyi becerebiliyorsa,  su içmesi gerektiğinin farkındaysa,  hayvan yetiştirebilir. Üçüncü ve son olarak da bir insan kendi öz iradesiyle kendi kendini yaşama sevincine dair motive edebiliyorsa;- bu torununuza sarılıp öpmek olabilir;  sevgilinize sarılmak olabilir;  çiçek sulamak olabilir; pencereyi açıp: bugün hava ne kadar güzel, simsiyah bulutlar var ama yine de şu oldu diye kendi kendinizi motive edebiliyorsanız bu üç şey dairesinde gayet huzurlu ve mutlu bir hayata sahip olabiliyorsunuz demektir.  Yani neden bahsediyorum? Temizlik, yeme içme, ve sevgiden bahsediyorum.

Aslında yaşam sevgisine... Bu üçünü yapabilen, kendisi adına yapabilen herkes ama herkes inek bakabilir. Çünkü bir ineğe bakmak bundan hiç farklı birşey değil. Bir inek günde 120 ile 150 litre arasında su içiyor. Yaklaşık 30-40 kilo yem yiyor. Siz eğer bu ineğe bu hizmeti götürebiliyorsanız, bu şuurunuz varsa, zaten işin % 33 ünü yaptınız demektir. Bir inek, yumuşak ve kuru yerde yatıp kalkmayı seviyor. Siz ineği temiz tutabiliyorsanız  -ışıklı, havadar yerde bulunmak istiyor- temiz bir ortam da yaratabiliyorsanız %66 sını hallettiniz demektir. Geriye kalıyor diğer üçte bir... Eee yani ineği sevmeniz gerekir, ona bu kadar ilgi göstermeniz gerekiyor. Eğer bir betonda, bir ahırın içinde onu tutsak bir hayata mahkum ediyorsanız, onun hayvan refahı açısından gözlemlenmesini, sosyalleşebilmesini, motive olmasını ve sevilmesini de sağlayabilmelisiniz. Şimdi ben bu üçünü saydıktan sonra, size şöyle bir çarpıcı gerçek söylemek isterim: Bu üç tane basit şeyi yapabilen herkes ama herkes inekle bir yaşam kurabilir. Hayatını kazanabilir. “

Aysun, inek yetiştirmek için, nasıl yemini suyunu veriyorsak, ineği sevmemiz de gerekir diyor. Yani, sevgi ve okşanmanın yem kadar elzem olduğunu belirtiyor. Peki,160 civarında hayvanın hepsini bir anda nasıl seveceksiniz? “Yani bir başlıyorum, beşer onar dakika versem, gün yetmiyor ...” diyor. Mecburen eleman alıyorsunuz. Eleman da Türk hayvancılık sektörünün süt ve et kalitesinin bir numaralı öğesi. Kısaca, alınan elemanların inek bakma işinde yeterli olamadıklarını bu sebeble de yurtdışından gelen gönüllülerle çiftlik işlerini götürebildiğini söylüyor.

Sütün yapısını anlatmak istiyorum. Süt çok kızsal bir şey! İneklerle kadınlar arasında sadece iki fark var: kesinlikle üç değil iki... Birincisi Erkekler açısından çok güzel, çünkü inekler konuşamıyorlar! İkincisi de özellikle jinekolojik olarak bir inek ve bir kadın milimetrik aynı... 9 ay 10 günlük gebelik süreçleri var. Ancak doğurdukları zaman süt üretiyorlar. Doğurmadıkları zaman süt üretmiyorlar. Süt üretebilmeleri için sürekli ikinci çocuğu doğurmaları, üçüncü çocuğu doğurmaları yani sürekli çocukları için süt üretiyorlar. Adet öncesi sendromları var, dolayısiyle bizim her günümüz sağım, temizlik, yem, olsa dahi günlük operasyon aynı olsa dahi çiftlikteki kadınların psikolojisi aynı olmadığı için sürekli değişik olaylar yaşayabiliyoruz. Doğum sonrası 40 günlük lohusa dönemleri var.

Gelelim sütün sağlıklı şekilde sağılıp, müşteriye intikal ettirilmesine... Süt, ineğin memesinden çıktıktan sonra soğutma tankına  alınması gerekiyor. Yani 37-38 derece olan süt, +4 derecedeki tanka alınıp, bu şekilde içerisindeki mikro organizmaların çoğalması engellenmesi gerekiyor. Bir mili litrede Avrupa standartlarında en fazla 15,000 mikro organizma bulunabilirken, Aysun bu rakamı 5,300’ze kadar düşürebilmiş.  11 senedir Türkiye’deki hastalıklardan ari sürü belgesine sahip tek işletme... Piyasada satılan sütlerde ise, bir mililitredeki mikro organizma sayısı milyonlarla ifade edilen rakamları buluyormuş.

 

 

 

 
Yorumlar Sende yorum yaz
Köşe yazısına yorum eklemek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Üye ol       |       Üye Girişi

Bu köşe yazısı için eklenmiş yorum bulunamadı.

Diğer Yazıları Tüm Yazıları
 . KADINLAR VE İNEKLER
 . KARİYE MÜZESİ
 . DONDURMADAN, ALTIN ÖLÇÜSÜNE KEÇİBOYNUZU
 . DOĞAL KOZMETİK ÜRÜNLERİ YAPILABİLİR Mİ?
 . ÇÖMLEĞİNİZİ DETERJANLA YIKAMAYIN!
 . TARIM İLACINDAN KANSER OLMAK!
 . SORKUN’UN ÇÖMLEKLERİ
 . İzmit Körfesi(1)
 . ŞELALELER VE KAZDAĞLARI
 . TLOS KENTİNDE PEYNİR YAPMAK(2)
 . TLOS KENTİNDE PEYNİR YAPMAK
 . ERHAN VE BİBER REÇELİ
 . KÖPÜĞÜ BİTMEYEN KAHVE
 . SİMONE VE FRANCESCA İLE SÖYLEŞİ
 . HUMUSU NASIL DAHA İYİ YAPAR SINIZ?
 . AĞUSTOS AYI VE FÜSUN SAYEK ETKİNLİKLERİ
 . EKMEĞE SAYGI, ÜLKEYE SAYGIDIR
 . EHNEŞLİLER FIRAT’IN FENİKELİLERİYDİ
 . FIRAT KENARINDA EHNEŞ KÖYÜ...
 . KONSERVE MUCİZESİ
 . Biberiye beynimize ne yapar?
 . MARKO POLO
 . PERMESAN PEYNİRİNİ KURTARAN HİNTLİLER
 . NOHUT MAYASINA NAZAR ETTİM Mİ?
 . Yağın yanma noktası nedir ve neden önemlidir?
 . Pişirmek için yağlar neden gereklidir?
 . Mucize baharat Urfa biberi hakkında bilmek istediğiniz her şey…
 . 1914 Antep’inin Ticaret Rehberinde Yeralan Meslek Dalları
 . 1914’de Antep’te ikisini müslüman sekiz avukat vardı
 . Un bitti, Din bitti!
© 2011 Gaziantep Sabah Gazetesi AnasayfaİletişimKünye

vemedya