20 Ağustos 2019, Salı Favorilere ekleAçılış sayfası yapKünyeİletişim
 
Anasayfa Güncel Siyaset Ekonomi Spor Sağlık Kültür-Sanat Yaşam Teknoloji Video Haber English Dünyadan
ÜYE ALANI
Üye Ol     Parola Hatırlat
 
O bir dev !   Dubaili hackerlarla işbirliği yapan dolandırıcılara suçüstü
 
Elektronik atıklar ağaca dönüştürülüyor   Gaziantep Tanitim Filmi
KÖŞE YAZILARI
Uzm.Psikolog Hayrettin Şahin
Yaşamadıktan sonra
Nurgün Balcıoğlu
Mösyücüğüm, güle güle…
Ülkü Tamer
Ayfer Tuzcu Ünsal
KADINLAR VE İNEKLER
Metin Atamer
Maarif
Hikmet Aksoy
Demokrasi yarışı ve ülke gerçekleri...
Celal Deniz
Irkçılığın tedavisi var mıdır?
Sümeyra Yapıcı
NEDEN HAYIR DİYEMEYİZ?
İlter Serim
Taşımacılık (Transportasyon) Ulaşım – Ulaştırma
Özer Karınca
Herkes kendi adaletini sağlarsa
Halit Ziya Biçer
Şikayetname
Prof.Dr.Can Akkoç
Çevresel mahpusluk
Veli Yalçın
İNCİR ÇEKİRDEĞİNİ DOLDURAN HEYKELLER: KUŞADASI NECATİ KORKMAZ MİKRO MİNYATÜR MÜZESİ
Leyla Adın
Ormanlarımız yanıyor
Yaşar Özen
GAZETECİLİK
Doç. Dr. A. Sera Özbaşar
Takım yönetimi
Av. Aziz Canatar
Adelet ve yargı (4)
Aykut Tuzcu
Körfez ülkeleri ve Türkiye
ÇOK OKUNAN HABERLER
Yapılan teklifler kabul edilemez
Suriye sınırında askeri hareketlilik
Küçük çocuğun tehlikeli oyunu, iş yerini yakıyordu
Patlıcan tarlada 25 kuruş
Bayramı ülkelerinde geçiren Suriyelilerin dönüşü başladı
Büyükşehir’in ev sahipliğinde tenis şampiyonası başladı
Korsan kömür satışlarına dikkat!
İşsizlikle ilgili 33 bini aşkın haber yapıldı
Uluslararası STEAM Modeli projesi
Yerel esnafa sahip çıkmak bir vatandaşlık görevidir
E-GAZETE
      
RÖPORTAJ

Türkiye, dünyanın sağlık merkezi konumuna geliyor
Gaziantep Üniversitesi gerek hizmet olarak gerekse bölgeye hitap etmesi açısından Türkiye’nin sayılı üniversitelerden bir tanesidir
ANKET
Teröre destek verenler için idam cezası getirilmeli mi?
     
Önemli Bilgiler
Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu
Önemli Telefonlar Vefat Edenler
Döviz Kurları & Altın
 
  Celal Deniz
 
KORKU İMPARATORLUĞU

   13 Ocak 2016
 

Bazen atılan küçük bir taş parçası devasa bir aynayı yüzlerce parçaya böler ve o aynaya bakan kendini yüzlerce parçada görür. O aynada görülen her parça algısal gerçekliğimizin tuz buz oluşudur aslında.

Geçtiğimiz günlerde Kanal D televizyonunda Beyazıt Öztürk'ün (beyaz) eğlence nitelikli şov programına katılan Ayşe Öğretmenin söyledikleri aynaya atılmış ve yüzlerce kırık parçalara dönüşmesine yol açan bir küçük taş parçasıydı. Atılan taş küçük etkisi büyük olmuştu.

Bu etki neden büyüktü? Ayşe öğretmen ne demişti ki?

Ayşe Öğretmen ''"Burada yaşananlar ekranlarda çok farklı aktarılıyor. Sessiz kalmayın. İnsan olarak biraz daha hassasiyetle yaklaşın. Görün, duyun ve artık bize el verin. Yazık; insanlar ölmesin, çocuklar ölmesin, anneler ağlamasın. Bomba seslerinden, kurşun seslerinden… İnsanlar susuzluk ve açlıkla mücadele ediyor; özellikle de bebekler ve çocuklar. Lütfen duyarlı olun ve sessiz kalmayın." demişti telefondan ekran izleyicilerine.

Beyazıt Öztürk gerçekten içten vicdan muhasebesi yaptığından mı yoksa şov alışkanlığından mı alkışlatmıştı Ayşe öğretmenin sözlerini.

Buraya kadar her şey normal görülebilir hatta Kanal D izlemeyenler Ayşe öğretmenin dediklerinden haberdar bile olmayabilirdi. Ancak havuz medyası Ayşe öğretmenin bu açıklamasından rahatsız oldular. Neden? Çünkü günlerdir ateş altında aç susuz kalan, kadınıyla çocuğuyla öldürülen ve çocukların cenazeleri buzdolabında saklanan, sokaklarda Taybet İnan gibi öldürülüp günlerce bekletilen cenazelerin varlığından söz etmeyip, devlet şiddetini perdeleyen bir algı yaratma çabaları, Ayşe öğretmenin sözleriyle tuz buz olmuştu. Yaratılmak istenen algı deforme olmuştu. Yalan gerçeklere çarpmıştı. Devletin ideolojik hegomanya aygıtlarının aylardır gizlediği gerçekler 3 dakikada ortaya serilmiş, Ayşe öğretmen görmeyen gözlere, duymayan kulaklara ve kabuk bağlamış vicdanlara güçlü bir tokat olmuştu. Ayşe öğretmenin çığlığı kayayı delen bir incir olmuştu.

Kanal D hemen devletin yanında olduğunu açıklamış kendince zevahri kurtarmaya çalışmıştı. Ardından Beyazıt Öztürk politikayla ilgilenmediğini, polis çocuğu olduğunu söylemiş ve özür dilemişti. Ve ardından beklenen hamle geldi. Savcılık Beyaz ve programın yapımcısı hakkında terör örgütü soruşturması açtı.

Sahi soruşturma açacak ne vardı Ayşe öğretmenin konuşmasında. Suç unsuru olacak hiç bir şey olmamasına karşın soruşturma açmanın perde arkasında toplumu sindirmek, devletin hegomanya araçlarının çizmiş olduğu algı perdesinin bozulmaması yatıyordu. Faşizan anlayış muhalif olan her sözün susturulmasını, haddini bildirmeyi gerektiriyordu.

Devletin geleneğinde, ister örgütlü ister bireysel muhalif tepki koyan herkesi susturmak etkisiz kılmak fazlasıyla örnek teşkil ediyordu.

Bir zamanlar Turgut Özal kendisinin keyfiliğine karşı çıkan muhalefete ''benim cumhurbaşkanlığıma alışırsınız'' diyordu. O esnada 17 Şubat 1990 tarihinde Ankara'dan bir teğmen olan Murat Şeref Baba cumhurbaşkanına bir telgraf çeker. ''Sayın Turgut Özal ben sizin cumhurbaşkanı olmanıza alışamadım'' der. Bu sözler o dönem bütün toplumsal muhalefetin yapamadığını yapar ve büyük ses getirir. Tabi akıbeti bellidir. Teğmen Baba önce ordu içerisinde tecrite uğrar sonrasında istifa ettirilir. Toplumun vicdanı olan teğmen baba şahsında toplum cezalandırılır.

Şimdi Ayşe öğretmene 3 dakikalık mikrofon açan Beyazıt Öztürk ve Kanal D cezalandırılmak isteniyor. İster açık ister örtük bir faşizm olsun gerçekleri gizlemek için bir yandan devletin elinde bulundurduğu şiddet tekelini kullanır, bir yandan da basını medyası, dini, eğitimi ile bütün ideolojik hegomanya araçlarını kullanarak bir korku imparatorluğu yaratmak ister. Bugün AKP ülkeye korkuyu dayatarak bir korku imparatorluğu yaratıyor. Başkanlık sitemine giden yolun açılması, yarattıkları korku imparatorluğunun güçlü olmasından geçtiğini düşünüyorlar.

Ama gerçekleri uzun süre karatabilirsiniz ancak açığa çıkmasına engel olamazsınız. Ayşe öğretmenin çığlığının engellenemediği gibi. Korkularda aşılır. Yeter ki bu zulüm düzeninin yarattığı tahribatları, acıları, ölümleri, yıkımları unutmayalım. Turgut Uyar'ın dediği gibi;

Hiç unutmam, hiç unutmam, hiç unutma

diyor birisi yineliyorum

hiç unutmam, hiç unutmam, hiç unutmam, hiç unutmayın

insan nasıl direnir başka

hiç unutma

 

 

 
Yorumlar Sende yorum yaz
Köşe yazısına yorum eklemek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Üye ol       |       Üye Girişi

Bu köşe yazısı için eklenmiş yorum bulunamadı.

Diğer Yazıları Tüm Yazıları
 . Irkçılığın tedavisi var mıdır?
 . AKP KÜRTLERİN TEPKİSİNİ ÖLÇÜYOR
 . Kuvvetsiz adalet iktidarsız, adaletsiz kuvvet zorbadır
 . Piyonların Pişmanlıkları Muteber Sayılmaz
 . ANTEP MARKA KENT ÖYLE Mİ?
 . HURŞİT ÜZERİNDEN DEVLETİ AKLAMAK
 . KARABULUTLARI DAĞITMAK MÜMKÜN
 . KRAL ÇIPLAKSA ÇIPLAK DİYECEĞİZ
 . TEK TİP TOPLUM İÇİN TEKLEŞMİŞ MEDYA GEREK
 . KAYYUMLARLA DARBEYE KARŞI MÜCADELE EDİLMEZ
 . KÜRT SORUNUNUN MALİYETİ
 . VEDAT TÜRKALİ'NİN ARDINDAN
 . KOLOMBİYA'DA BARIŞ YA BİZDE
 . BEN FAİLİ GÖRDÜM FAİL SİZSİNİZ
 . YENİKAPI’DAN DAĞKAPI’YA MI?
 . Günah Keçisi FETÖ mü?
 . Gerçekten Yanıldınız mı?
 . Darbe; İkili yapının devlette çatışması
 . Darbenin Panzehiri İdam Değildir
 . Darbe Edebiyatı
 . BAŞARISIZ DARBEYİ GANİMET GÖRME
 . VATANDAŞLIK DEĞİL MÜLTECİ STATÜSÜ
 . HALBUKi DÜNYA HEPİMİZE YETER
 . HURŞİT KÜLTER NEREDE ?
 . İŞİD, ŞEHİTLİK VE SOL
 . Terör Devleti İsrail ile Anlaştınsa ..
 . AKP Yeni Tip bir faşizm inşa ediyor
 . MAĞDUR OLANLA DAYANIŞMA ELZEMDİR
 . ORLANDO KATLİAMININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
 . VESAYET REJİMİ YENİ YASAYLA PEKİŞTİRİLİYOR
© 2011 Gaziantep Sabah Gazetesi AnasayfaİletişimKünye

vemedya