17 Ocak 2018, Çarşamba Favorilere ekleAçılış sayfası yapKünyeİletişim
 
Anasayfa Güncel Siyaset Ekonomi Spor Sağlık Kültür-Sanat Yaşam Teknoloji Video Haber English
ÜYE ALANI
Üye Ol     Parola Hatırlat
 
O bir dev !   Türk ekonomisi 2,9 büyüdü
 
Dubaili hackerlarla işbirliği yapan dolandırıcılara suçüstü   Fırtına nedeniyle ağaçlar araçların üzerine devrildi
KÖŞE YAZILARI
Nurgün Balcıoğlu
Dr. Asım Güzelbey!
Uzm.Psikolog Hayrettin Şahin
Kıyaslama
Ülkü Tamer
Ayfer Tuzcu Ünsal
KADINLAR VE İNEKLER
Metin Atamer
İki İleri Bir Geri
Hikmet Aksoy
Siyasetin etik kuralı nerede?
Celal Deniz
AKP KÜRTLERİN TEPKİSİNİ ÖLÇÜYOR
Sümeyra Yapıcı
NEDEN HAYIR DİYEMEYİZ?
İlter Serim
KUR’ANI KERİM’den ÇOK ÖNEMLİ AYETLER
Özer Karınca
Herkes kendi adaletini sağlarsa
Halit Ziya Biçer
Şikayetname
Prof.Dr.Can Akkoç
Gaziantep *olayı* (1973-84) (15)
Veli Yalçın
EGE’NİN MANDALİNA VE DENİZ KOKAN KÖYÜ : SIĞACIK
Leyla Adın
Daha çok saygı
Aykut Tuzcu
Halıcılarımız Almanya’da…
ÇOK OKUNAN HABERLER
Her gün bir avuç yaban mersini göz sağlığını korur
"Yarıyıl tatili iyi değerlendirilmeli"
GKV'li minikler “Hikaye Kumbaram” projesiyle kitap okuyor
"2018 ihracat hedefimizi 2 milyar 500 bin dolar olarak belirledik"
“Türkiye’de 890 bin çocuk işçi var”
13 bin 500 paket gümrük kaçağı sigara ele geçirildi
Suriye Ulusal Diyalog Kongresi 30 Ocak’ta yapılacak
Gözleri görmeyen kuzu annesini emmekte zorluk çekiyor
Kadınlar, iş hayatında daha çok yer almalı
Türk ve Alman içişleri yetkilileri bir araya geldi
E-GAZETE
      
RÖPORTAJ

Ağrının önemli bir özelliği duyusal bir olgu olmasıdır
SEV Amerikan Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanı Dr. Mehmet Ali Elmacıoğlu ile ağrı ve ağrı tedavileri üzerine konuştuk
ANKET
Teröre destek verenler için idam cezası getirilmeli mi?
     
Önemli Bilgiler
Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu
Önemli Telefonlar Vefat Edenler
Döviz Kurları & Altın
 
  Nurgün Balcıoğlu
 
Adalet mi? Hangi adalet?

   12 Şubat 2016
 

A.Gesar (Asadur Khederian)’ın anıları, “Antep’in varoluş mücadelesi” adı ile Ümit Kurt ve Murad Uçaner tarafından türkçeye çevrildi.

Kitapta Antepli Ermeniler’in 1915’ten 1923’e kadar kentteki mücadelesi anlatılıyor.

1915 Tehciri başladığında, Antep’in İngiliz ve Fransız işgali zamanında yaşananları ilk kez farklı bir gözden okuma fırsatı veriyor.

Benim en ilgimi çeken bölümleri ise, Ermeni mallarına el koyma aşamasında yaşananlar oldu. Önce bunları bir okuyalım.

“Ermenilerin kentten sürülmesi ve mallarına el konulması sürecinde başrolü oynayanlardan biri Ali Cenani, diğeri Antep Mutasarrıfı Ahmed Bey. Bu iki zat, hem Antep Ermenileri’nin topyekun tehcirinde, hem de toplumun büyük bir kesiminin bu sürece dahil edilerek galeyana getirilmesinde etkili rol oynuyorlar.

Antep Ermenileri’nin sürgün edilmesinden sonra da geride bırakmak zorunda kaldıkları mal, mülk ve bütün servetin el değiştirmesi ve talan edilmesi sürecinde de yine ön saflarda yer alırlar. Özellikle Ahmed Bey yerel aktörleri, Ermeniler’den kalan malların ve mülklerin kendilerinin olacağı garantisi ile bu sürece dahil eder. 15 bine yakın ermeni’nin mallarına el koymak amacıyla bir yürütme komitesi bile kurulur.

                                               ***

“Bu komiteyi temsilen şehrin ileri gelenlerinden Debbağ Kimazade, Nuribeyoğlu Kadir ve Haci Halilzade Der Zor’a giderler. Mallarına konmak istedikleri Antep Ermenileri’nin gerçekten içinde bulunduğu koşulların onların Antep2e geri dönmesini ve hayatta kalmalarını imkansız kılacağını kendi gözleriyle görüp, emin olmak isterler.

                                               ***

“1919’da işgal kuvvetlerinin başında bulunan General McAndrew, Ermeniler’in tehciri ve mallarının talan edilmesine aktif olarak katıldıkları ve bu süreçte halkı galeyana getirdikleri gerekçesi ile ANtep’te yerel memurlardan muhasebeci Nedim, Defter-I Hakani memuru Eyüp Sabri, Evkaf memuru Hakkı, Taşçızade Abdullah, Antep haberleri gazetesi sahibi Kethüdazade Hüseyin Cemil Göğüş, Mennanzade Mustafa, İmamzade Mustaf, İncozade Hasan, Patpatzade M. Bahtiyar ve Urfadan gelen Dişikırıkoğlu Hulusi gibi şehrin önde gelenlerini tutuklattırır. Amerikan Koleji’nde bir süre tutulan bu kişiler yargılanmaları yapılana kadar Mısır’a sürgüne gönderilir.”

                                               ***

Ancak elbetteki bu olay sonucu değiştirmez. Ve hepimizin bildiği gibi Ermeniler, mallarını, mülklerini bırakarak ölüm yolculuğuna ç.ıkarılıp, bu toprakları terketmek zorunda bırakılırlar.

                                               ***

Dün bir okulda öğretmen, üçüncü sınıf öğrencilerine “Adalet” konusunu anlatırken Osmanlı’dan, ünlü padişah Fatih Sultan Mehmet’ten bir örnek vermiş. Güya;

Fatih Sultan Mehmet, bir cami yapımı için Rum mimarla çalışmış. Fakat bir süre sonra Rum mimarın malzemeden çaldığını farkedince, bizim adaletimizde hırsızlık yapanın kolu kesilir ya! İşte padişah efendimiz de Rum mimarın kolunu kestirmiş.

Rum mimar, padişahın kendisine haksız bir ceza verdiğini düşündüğü için adalet aramak uğruna kadıya gitmiş. Kadı padişahı huzura çağırmış, haksız yere Rum mimarın kolunu kestirdiği için, güya padişahın da kolunun kesilmesine hükmetmiş.

Rum mimar bu karar üzerine atılıp, “Hayır padişah efendimizin kolunu kestirmeyin. O haklıydı ben hırsızlık yaptım” diye suçunu itiraf etmiş.

                                   ***

Önceki sene Sakız adasına gitmiştik. Rumlar’ın yaşadığı adanın o güzelim yollarında gezerken bazı evlerin kapısının üzerinde anahtar olduğunu farkettik. Rehber, “Üzerinde anahtar olan evler yaşlı ve sakat insanların evleri. Ada halkı onlara yardıma gittiğinde, yemek götürdüğünde kapıyı çalıp, onları rahatsız etmeden içeri girebilsin diye” anlattı, kapıların üzerinde duran anahtarların hikayesini…

                                               ***

Vallahi, tüm bunları ardı ardına düşününce, hırsızlık ve adalet konusunda çok kafam karıştı. Durumu bir de sizinle paylaşayım dedim, bakalım siz ne düşünürsünüz?

 

 

 “Ermenilerin kentten sürülmesi ve mallarına el konulması sürecinde başrolü oynayanlardan biri Ali Cenani, diğeri Antep Mutasarrıfı Ahmed Bey. Bu iki zat, hem Antep Ermenileri’nin topyekun tehcirinde, hem de toplumun büyük bir kesiminin bu sürece dahil edilerek galeyana getirilmesinde etkili rol oynuyorlar.

Antep Ermenileri’nin sürgün edilmesinden sonra da geride bırakmak zorunda kaldıkları mal, mülk ve bütün servetin el değiştirmesi ve talan edilmesi sürecinde de yine ön saflarda yer alırlar. Özellikle Ahmed Bey yerel aktörleri, Ermeniler’den kalan malların ve mülklerin kendilerinin olacağı garantisi ile bu sürece dahil eder. 15 bine yakın Ermeni’nin mallarına el koymak amacıyla bir yürütme komitesi bile kurulur.

***

“Bu komiteyi temsilen şehrin ileri gelenlerinden Debbağ Kimazade, Nuribeyoğlu Kadir ve Haci Halilzade Der Zor’a giderler. Mallarına konmak istedikleri Antep Ermenileri’nin gerçekten içinde bulunduğu koşulların onların Antep’e geri dönmesini ve hayatta kalmalarını imkansız kılacağını kendi gözleriyle görüp, emin olmak isterler.

***

“...1919’da işgal kuvvetlerinin başında bulunan General McAndrew, Ermeniler’in tehciri ve mallarının talan edilmesine aktif olarak katıldıkları ve bu süreçte halkı galeyana getirdikleri gerekçesi ile Antep’te yerel memurlardan muhasebeci Nedim, Defter-i Hakani memuru Eyüp Sabri, Evkaf memuru Hakkı, Taşçızade Abdullah, Antep haberleri gazetesi sahibi Kethüdazade Hüseyin Cemil Göğüş, Mennanzade Mustafa, İmamzade Mustaf, İncozade Hasan, Patpatzade M. Bahtiyar ve Urfa’dan gelen Dişikırıkoğlu Hulusi gibi şehrin önde gelenlerini tutuklattırır. Amerikan Koleji’nde bir süre tutulan bu kişiler yargılanmaları yapılana kadar Mısır’a sürgüne gönderilir.”

***

Ancak elbetteki bu olay sonucu değiştirmez. Ve hepimizin bildiği gibi Ermeniler, mallarını, mülklerini bırakarak ölüm yolculuğuna çıkarılıp, bu toprakları terketmek zorunda bırakılırlar.

***

Dün bir okulda öğretmen, üçüncü sınıf öğrencilerine “Adalet” konusunu anlatırken Osmanlı’dan, ünlü padişah Fatih Sultan Mehmet’ten bir örnek vermiş. Güya;

Fatih Sultan Mehmet, bir cami yapımı için Rum mimarla çalışmış. Fakat bir süre sonra Rum mimarın malzemeden çaldığını farkedince, bizim adaletimizde hırsızlık yapanın kolu kesilir ya! İşte padişah efendimiz de Rum mimarın kolunu kestirmiş.

Rum mimar, padişahın kendisine haksız bir ceza verdiğini düşündüğü için adalet aramak uğruna kadıya gitmiş. Kadı padişahı huzura çağırmış, haksız yere Rum mimarın kolunu kestirdiği için, güya padişahın da kolunun kesilmesine hükmetmiş.

Rum mimar bu karar üzerine atılıp, “Hayır padişah efendimizin kolunu kestirmeyin. O haklıydı ben hırsızlık yaptım” diye suçunu itiraf etmiş.

***

Önceki sene Sakız adasına gitmiştik. Rumlar’ın yaşadığı adanın o güzelim yollarında gezerken bazı evlerin kapısının üzerinde anahtar olduğunu farkettik. Rehber, “Üzerinde anahtar olan evler, yaşlı ve sakat insanların evleri. Ada halkı onlara yardıma gittiğinde, yemek götürdüğünde kapıyı çalıp, onları rahatsız etmeden içeri girebilsin diye” anlattı, kapıların üzerinde duran anahtarların hikayesini…

***

Vallahi, tüm bunları ardı ardına düşününce, hırsızlık ve adalet konusunda çok kafam karıştı. Durumu bir de sizinle paylaşayım dedim, bakalım siz ne düşünürsünüz?

 

 

 

 

 
Yorumlar Sende yorum yaz
Köşe yazısına yorum eklemek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Üye ol       |       Üye Girişi

Bu köşe yazısı için eklenmiş yorum bulunamadı.

Diğer Yazıları Tüm Yazıları
 . Dr. Asım Güzelbey!
 . Kifayetsiz bir Anabilim Dalı Başşkanı!
 . İbret alınacak vahim bir durum!
 . “Geçmişimiz kurşunla yazıldı geleceğimiz eğitimle yazılacak”
 . Göz bebeği gözden çıkarılırsa…
 . Göz bebeği gözden çıkarılırsa…
 . Her şey ne kadar da pamuk ipliğine bağlıymış!
 . Şimdi onlara sahip çıkma sırası bizde
 . Bunlar vicdanı ve aklı tutulmuş insanlar!
 . İlkel tepkiler ve ilkel habercilik!
 . Ortak aklın akıl tutulması gibi olmuş!!!
 . İsteyenin bir yüzü, vermeyen...
 . CHP’liler, “vatana, hukuka ve demokrasiye” ihanet etmemeli
 . “Terör amacına ulaşamayacak” mış!
 . Kınıyorsunuz da ne oluyor?
 . Kölelik ruhu aşılanan kadınlarımız
 . Gerçekten PYD mi, yoksa öyle olması mı isteniyor?
 . Adalet mi? Hangi adalet?
 . Erkekler neden toslaşıyorlar?
 . Neden felaket tellallığı yapıyoruz?
 . Puta tapar gibi Atatürk’e tapmak
 . Özel geceleri ve toplantıları mahveden konuşmalar
 . Bu “kurultaysevici/kurultayfili”ler (*)
 . Allah’ı çok sevmiştim!
 . Hepsi yalan, Diyarbakır gerçek!
 . Tehlikenin henüz farkında değiliz ama…
 . Yöneticilerimiz uyuyor muuuuu?
 . Biz onları internet “yok”kenden beri biliriz!
 . Gözünü kırpmadan adam öldürmek!
 . Türk insanı tahammül yoksunu…
© 2011 Gaziantep Sabah Gazetesi AnasayfaİletişimKünye

vemedya