23 Ağustos 2019, Cuma Favorilere ekleAçılış sayfası yapKünyeİletişim
 
Anasayfa Güncel Siyaset Ekonomi Spor Sağlık Kültür-Sanat Yaşam Teknoloji Video Haber English Dünyadan
ÜYE ALANI
Üye Ol     Parola Hatırlat
 
O bir dev !   Dubaili hackerlarla işbirliği yapan dolandırıcılara suçüstü
 
Elektronik atıklar ağaca dönüştürülüyor   Gaziantep Tanitim Filmi
KÖŞE YAZILARI
Uzm.Psikolog Hayrettin Şahin
Yaşamadıktan sonra
Nurgün Balcıoğlu
Mösyücüğüm, güle güle…
Ülkü Tamer
Ayfer Tuzcu Ünsal
KADINLAR VE İNEKLER
Metin Atamer
Maarif
Hikmet Aksoy
Demokrasi yarışı ve ülke gerçekleri...
Celal Deniz
Irkçılığın tedavisi var mıdır?
Sümeyra Yapıcı
NEDEN HAYIR DİYEMEYİZ?
İlter Serim
Doğadaki çevrimlerden en önemlisi: Su çevrimi
Özer Karınca
Herkes kendi adaletini sağlarsa
Halit Ziya Biçer
Şikayetname
Prof.Dr.Can Akkoç
Çevresel mahpusluk
Veli Yalçın
Ege’nin karizmatik oyunu: Zeybek
Leyla Adın
Hem şaşırttı hem de sevindirdi
Yaşar Özen
GAZETECİLİK
Doç. Dr. A. Sera Özbaşar
Terfi
Av. Aziz Canatar
Adelet ve yargı (4)
Aykut Tuzcu
İnsanların ayçiçeğinden öğrenecekleri var!
ÇOK OKUNAN HABERLER
Gazişehir, talihsiz başlangıcı silecek
Leyleklerin göç molası havadan görüntülendi
California'da özel jet kalkış sırasında alev aldı
Türkiye'de otoyol devrimi
Sileceği bozulan vatandaşın ilginç çözümü
Göç dalgası sınır dışında tutulacak
Büyükşehir, 25 bin 300 çöp konteynerini ilaçladı
KOBİ’ler için Gümrük Birliği zamanı!
Doğu ve Güneydoğu ligi Gaziantep’te devam ediyor
Otomobil devrildi, 2’si çocuk 4 kişi yaralandı
E-GAZETE
      
RÖPORTAJ

Türkiye, dünyanın sağlık merkezi konumuna geliyor
Gaziantep Üniversitesi gerek hizmet olarak gerekse bölgeye hitap etmesi açısından Türkiye’nin sayılı üniversitelerden bir tanesidir
ANKET
Teröre destek verenler için idam cezası getirilmeli mi?
     
Önemli Bilgiler
Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu
Önemli Telefonlar Vefat Edenler
Döviz Kurları & Altın
 
  Celal Deniz
 
KORKARAK DEVLET YÖNETMEK

   18 Mayıs 2016
 

Cumhurbaşkanı çözüm sürecinin bitirilmesinden sonra Kürt sorununda güvenlikçi politikaların işaretini vererek, '' son teröristte kalmayıncaya kadar mücadele sürecek'' demişti.

Bu sözlerin ardından Kürt illeri ablukaya alınmış, tanklarla şehirler dövülmüş binleri aşan sivil, savaşçı, polis, asker hayatını kaybetmişti. İnsanlar şehirlerini terke zorlanmış, birçok insan kendi yurdunda sürgün durumuna düşmüştü.

Böylesi yıkımların yaşandığı Kürt illerini bir kaç gün önce gezme fırsatım oldu. Viranşehir Kızıltepe yolu üzerinde Derik kavşağında bir jandarma karakolu bomba yüklü bir araçla yok edilmiş. Binanın etrafına beyaz branda çekilmiş, üzerine büyükçe bir bayrak asılmış. Ama bir tek asker yok yıkık binada.

Kızıltepe’ye doğru yol alıyoruz. Kızlıtepe'de tomanın biri gidiyor biri geliyor. İnsanlar tedirgin. Abluka altında olan Nusaybin'den gelmiş insanlar Kızltepe'de 2 ya da 3 aile bir evde barınıyorlar. Kızltepe'den Mardin'e doğru gidiyoruz. Duble yolun bazı bölümleri tekleşiyor. Sebep karakola 300 metre kala barikatlar oluşturulmuş o nedenle yol tekleştirilmiş. Karakolun ya da kışlanın önüne Suriye sınırına döşedikleri beton bariyerler döşemişler. Yetmemiş onun önüne de tel kafesler içinde toprak dolu çuvallar var. Mardin içerisinde de karakollar kışlalar aynı şekilde .

Mardin'den Diyarbakır'a gidiyoruz. Yol Üzerinde Çınar'da benzer görüntüler var. Diyarbakır içerisinde de benzer önlemleri görüyoruz. Diyarbakır'da önceki gece patlayan bomba yüklü aracın patlaması konuşuluyor. İnsanlar tedirgin. Silvan'a giriyoruz. Silvan’da hayat rutin bir şekilde sürüyor. Geçmişin yarasını sarmaya çalışıyor Silvan. Akşam üzeri Batman'dayız. Batman hiçbir şey yokmuş gibi gayet rahat bir yaşama göze çarpıyor. İnsanlar caddeleri doldurmuş gecenin ilerleyen saatlerine kadar belirli caddeler cıvıl cıvıl.

Batman'dan Silopi’ye gideceğiz. Batman'dan ilk durağımız Hasankeyf. Hasankeyf hala baraj yapımının tehdidi altında. Yok olabilir diye fotoğraflarla görüntülüyoruz. Resim çektiriyoruz. Sabahın erken saati oluşundan mıdır kimse yok. Hasankeyf daha yeni uyanıyor sabaha.

Midyat’a kadar geçen sürede olağan üstü bir durumla karşılaşmıyoruz. Midyat idil arasında Nusaybin yolu kapalı oluşundan Irak'a giden tırlar uzun kuyruklar oluşturuyor. Yolda ağır seyrediyoruz. İdil'e vardığımızda bizi eli silahlı, sakalları saçları uzamış, kovboy kılıklı polisler durduruyor. Araç aranıyor, kimliklerimiz sorgulanıyor, nereye gideceğimiz soruluyor hatta ne işle uğraştığımız bile merak konusu. Arama noktasında yine beton bariyerler var. Üzerinde ''Şehitler Ölmez'' yazılı. Belli ki kendi kendilerini motive ediyorlar.                                                   

Cizre'nin girişinde de yine bildik görüntüler. Arama, kimlik sorma, kişiyi sorgulama nereden geldin nereye gidiyorsun gibi sorular.

Silopi'ye varıyoruz. Botaş önünde durduruluyoruz. Yine bildik kimlik sorma araç arama gibi rutinleşmiş davranışlar. Bütün bu yol boyu aramalarda gördüğüm şu ki devlet korkutmak için ağır silahlı araçlarını, tomaları ve eli silahlı Rambo kılıklı polisleri kullanırken bile aslında kendi korkularını gizleyemiyorlar. Onlarda tedirgin. Polislerde bıkmış bir ruh hali seziliyor.

Silopi dönüşü Midyat içinden geçiyoruz Mardin'e doğru. Orada emniyet müdürlüğü önünde bariyerlerle önlem alınmış hatta büyük ışıklı tabelası bile sökülmüş. Dönüşümüzde de giderken maruz kaldığımız uygulamalar aynen devam ediyor.

Bu yolculukta gördüğüm bir şey var. Devlet korkuturken korkuyor. Bunun adı korkarak devlet yönetmek. Düşünüyorum korku içinde tedirginlik içinde hangi ruh hali ile devletin elemanları halka hizmet üretebilir. Kaldı ki polislerde askerlerde insan. Psikolojileri bozulabiliyor. Böyle olunca bu gerginlik üreten güvenlikçi politikalar sürdürülebilir değil.

Rüzgar eken fırtına biçer deyimi aslında bir kez daha somutlaşıyor devletin bu şiddet politikalarında. Geçmişte PKK dağlarda zaman zaman askerlerle çatışırdı. Ölürdü öldürürdü. Şimdi şiddeti bir üst düzeye çıkarmış. Bomba yüklü araçlarla karakollara, ya da güvenlik elemanlarının olduğu yerlere veya geçiş güzergahlarına saldırıyor. Yani savaşı artık dağlarda değil şehirlerde yürütüyor.

Savaşın şehirlerde yürümesi sivil insanları birinci dereceden ilgilendiriyor. Artık hepimizin hayatı savaşın ürettiği tehditle karşı karşıya. Ama bu savaş şehirlerde halkı birinci dereceden etkiledikçe sürdürülebilir değildir.

Sürdürülebilir olmayan bir savaş kesin sonuç üretmez. Yani ne devlet PKK'nin halkla olan bağını kesebilir, ne de PKK devleti çökertebilir. Bu sonuç üretmeyen savaş sadece acı, gözyaşı ve yıkım üretecektir.

O nedenle de barış yeni bir hamle olarak her iki tarafında gündemine gelmelidir. Geçmişin deneyimlerinden yola çıkarak yeni bir çözüm süreci elzemdir. Çözümsüzlük çözüm olmadığı gibi sadece yıkımı çoğaltacaktır. Savaşın uzatılması hesap ne olursa olsun yanlıştır. Yanlış hesap bazen ''Bağdat'tan'' dönmeyebilir.

Celal DENİZ

 

KORKARAK DEVLET YÖNETMEK

Cumhurbaşkanı çözüm sürecinin bitirilmesinden sonra Kürt sorununda güvenlikçi politikaların işaretini vererek, '' son teröristte kalmayıncaya kadar mücadele sürecek'' demişti.

Bu sözlerin ardından Kürt illeri ablukaya alınmış, tanklarla şehirler dövülmüş binleri aşan sivil, savaşçı, polis, asker hayatını kaybetmişti. İnsanlar şehirlerini terke zorlanmış, birçok insan kendi yurdunda sürgün durumuna düşmüştü.

Böylesi yıkımların yaşandığı Kürt illerini bir kaç gün önce gezme fırsatım oldu. Viranşehir Kızıltepe yolu üzerinde Derik kavşağında bir jandarma karakolu bomba yüklü bir araçla yok edilmiş. Binanın etrafına beyaz branda çekilmiş, üzerine büyükçe bir bayrak asılmış. Ama bir tek asker yok yıkık binada.

Kızıltepe’ye doğru yol alıyoruz. Kızlıtepe'de tomanın biri gidiyor biri geliyor. İnsanlar tedirgin. Abluka altında olan Nusaybin'den gelmiş insanlar Kızltepe'de 2 ya da 3 aile bir evde barınıyorlar. Kızltepe'den Mardin'e doğru gidiyoruz. Duble yolun bazı bölümleri tekleşiyor. Sebep karakola 300 metre kala barikatlar oluşturulmuş o nedenle yol tekleştirilmiş. Karakolun ya                                                                                  da kışlanın önüne Suriye sınırına döşedikleri beton bariyerler döşemişler. Yetmemiş onun önüne de tel kafesler içinde toprak dolu çuvallar var. Mardin içerisinde de karakollar kışlalar aynı şekilde .

Mardin'den Diyarbakır'a gidiyoruz. Yol Üzerinde Çınar'da benzer görüntüler var. Diyarbakır içerisinde de benzer önlemleri görüyoruz. Diyarbakır'da önceki gece patlayan bomba yüklü aracın patlaması konuşuluyor. İnsanlar tedirgin. Silvan'a giriyoruz. Silvan’da hayat rutin bir şekilde sürüyor. Geçmişin yarasını sarmaya çalışıyor Silvan. Akşam üzeri Batman'dayız. Batman hiçbir şey yokmuş gibi gayet rahat bir yaşama göze çarpıyor. İnsanlar caddeleri doldurmuş gecenin ilerleyen saatlerine kadar belirli caddeler cıvıl cıvıl.

Batman'dan Silopi’ye gideceğiz. Batman'dan ilk durağımız Hasankeyf. Hasankeyf hala baraj yapımının tehdidi altında. Yok olabilir diye fotoğraflarla görüntülüyoruz. Resim çektiriyoruz. Sabahın erken saati oluşundan mıdır kimse yok. Hasankeyf daha yeni uyanıyor sabaha.

Midyat’a kadar geçen sürede olağan üstü bir durumla karşılaşmıyoruz. Midyat idil arasında Nusaybin yolu kapalı oluşundan Irak'a giden tırlar uzun kuyruklar oluşturuyor. Yolda ağır seyrediyoruz. İdil'e vardığımızda bizi eli silahlı, sakalları saçları uzamış, kovboy kılıklı polisler durduruyor. Araç aranıyor, kimliklerimiz sorgulanıyor, nereye gideceğimiz soruluyor hatta ne işle uğraştığımız bile merak konusu. Arama noktasında yine beton bariyerler var. Üzerinde ''Şehitler Ölmez'' yazılı. Belli ki kendi kendilerini motive ediyorlar.                                                  

Cizre'nin girişinde de yine bildik görüntüler. Arama, kimlik sorma, kişiyi sorgulama nereden geldin nereye gidiyorsun gibi sorular.

Silopi'ye varıyoruz. Botaş önünde durduruluyoruz. Yine bildik kimlik sorma araç arama gibi rutinleşmiş davranışlar. Bütün bu yol boyu aramalarda gördüğüm şu ki devlet korkutmak için ağır silahlı araçlarını, tomaları ve eli silahlı Rambo kılıklı polisleri kullanırken bile aslında kendi korkularını gizleyemiyorlar. Onlarda tedirgin. Polislerde bıkmış bir ruh hali seziliyor.

Silopi dönüşü Midyat içinden geçiyoruz Mardin'e doğru. Orada emniyet müdürlüğü önünde bariyerlerle önlem alınmış hatta büyük ışıklı tabelası bile sökülmüş. Dönüşümüzde de giderken maruz kaldığımız uygulamalar aynen devam ediyor.

Bu yolculukta gördüğüm bir şey var. Devlet korkuturken korkuyor. Bunun adı korkarak devlet yönetmek. Düşünüyorum korku içinde tedirginlik içinde hangi ruh hali ile devletin elemanları halka hizmet üretebilir. Kaldı ki polislerde askerlerde insan. Psikolojileri bozulabiliyor. Böyle olunca bu gerginlik üreten güvenlikçi politikalar sürdürülebilir değil.

Rüzgar eken fırtına biçer deyimi aslında bir kez daha somutlaşıyor devletin bu şiddet politikalarında. Geçmişte PKK dağlarda zaman zaman askerlerle çatışırdı. Ölürdü öldürürdü. Şimdi şiddeti bir üst düzeye çıkarmış. Bomba yüklü araçlarla karakollara, ya da güvenlik elemanlarının olduğu yerlere veya geçiş güzergahlarına saldırıyor. Yani savaşı artık dağlarda değil şehirlerde yürütüyor.

Savaşın şehirlerde yürümesi sivil insanları birinci dereceden ilgilendiriyor. Artık hepimizin hayatı savaşın ürettiği tehditle karşı karşıya. Ama bu savaş şehirlerde halkı birinci dereceden etkiledikçe sürdürülebilir değildir.

Sürdürülebilir olmayan bir savaş kesin sonuç üretmez. Yani ne devlet PKK'nin halkla olan bağını kesebilir, ne de PKK devleti çökertebilir. Bu sonuç üretmeyen savaş sadece acı, gözyaşı ve yıkım üretecektir.

O nedenle de barış yeni bir hamle olarak her iki tarafında gündemine gelmelidir. Geçmişin deneyimlerinden yola çıkarak yeni bir çözüm süreci elzemdir. Çözümsüzlük çözüm olmadığı gibi sadece yıkımı çoğaltacaktır. Savaşın uzatılması hesap ne olursa olsun yanlıştır. Yanlış hesap bazen ''Bağdat'tan'' dönmeyebilir.

Celal DENİZ

 

 

 
Yorumlar Sende yorum yaz
Köşe yazısına yorum eklemek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Üye ol       |       Üye Girişi

Bu köşe yazısı için eklenmiş yorum bulunamadı.

Diğer Yazıları Tüm Yazıları
 . Irkçılığın tedavisi var mıdır?
 . AKP KÜRTLERİN TEPKİSİNİ ÖLÇÜYOR
 . Kuvvetsiz adalet iktidarsız, adaletsiz kuvvet zorbadır
 . Piyonların Pişmanlıkları Muteber Sayılmaz
 . ANTEP MARKA KENT ÖYLE Mİ?
 . HURŞİT ÜZERİNDEN DEVLETİ AKLAMAK
 . KARABULUTLARI DAĞITMAK MÜMKÜN
 . KRAL ÇIPLAKSA ÇIPLAK DİYECEĞİZ
 . TEK TİP TOPLUM İÇİN TEKLEŞMİŞ MEDYA GEREK
 . KAYYUMLARLA DARBEYE KARŞI MÜCADELE EDİLMEZ
 . KÜRT SORUNUNUN MALİYETİ
 . VEDAT TÜRKALİ'NİN ARDINDAN
 . KOLOMBİYA'DA BARIŞ YA BİZDE
 . BEN FAİLİ GÖRDÜM FAİL SİZSİNİZ
 . YENİKAPI’DAN DAĞKAPI’YA MI?
 . Günah Keçisi FETÖ mü?
 . Gerçekten Yanıldınız mı?
 . Darbe; İkili yapının devlette çatışması
 . Darbenin Panzehiri İdam Değildir
 . Darbe Edebiyatı
 . BAŞARISIZ DARBEYİ GANİMET GÖRME
 . VATANDAŞLIK DEĞİL MÜLTECİ STATÜSÜ
 . HALBUKi DÜNYA HEPİMİZE YETER
 . HURŞİT KÜLTER NEREDE ?
 . İŞİD, ŞEHİTLİK VE SOL
 . Terör Devleti İsrail ile Anlaştınsa ..
 . AKP Yeni Tip bir faşizm inşa ediyor
 . MAĞDUR OLANLA DAYANIŞMA ELZEMDİR
 . ORLANDO KATLİAMININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
 . VESAYET REJİMİ YENİ YASAYLA PEKİŞTİRİLİYOR
© 2011 Gaziantep Sabah Gazetesi AnasayfaİletişimKünye

vemedya