24 Ocak 2020, Cuma Favorilere ekleAçılış sayfası yapKünyeİletişim
 
Anasayfa Güncel Siyaset Ekonomi Spor Sağlık Kültür-Sanat Yaşam Teknoloji Video Haber English Dünyadan
ÜYE ALANI
Üye Ol     Parola Hatırlat
 
O bir dev !   Dubaili hackerlarla işbirliği yapan dolandırıcılara suçüstü
 
Elektronik atıklar ağaca dönüştürülüyor   Gaziantep Tanitim Filmi
KÖŞE YAZILARI
Nurgün Balcıoğlu
Mösyücüğüm, güle güle…
Uzm.Psikolog Hayrettin Şahin
Trappist Manastırı
Ayfer Tuzcu Ünsal
Zeytin Hasadı Şenlikleri(1)
Metin Atamer
Çek bir acılı İstanbul
Hikmet Aksoy
Basın dünyamızın büyük kaybı
Celal Deniz
Irkçılığın tedavisi var mıdır?
İlter Serim
Doğadaki çevrimlerden en önemlisi: Su çevrimi
Prof.Dr.Can Akkoç
Gaziantep *olayı* (1973-84) (15)
Veli Yalçın
Amsterdam
Leyla Adın
Bilgenin öğüdü
Yaşar Özen
GAZETECİLİK
Av. Aziz Canatar
Yeri doldurulamayacak nezaketli bir insandı
Doç. Dr. A. Sera Özbaşar
Aykut: In memoriam
Av Şafak Yılmaz
Su çatlağını buldu
Av. Mehmet Cihan Mercimek
Anladık! Yıl 2020!
Bülent YILMAZ
İfrat-tefrit
Uzm. Diyetisyen Ufuk Ayşe KEPKEP
D vitamini (4)
Aykut Tuzcu
Erdoğan, ABD’ye gidecek mi?
ÇOK OKUNAN HABERLER
Güvercin hırsızları kameradan kaçamadı
Güvencesiz, sözleşme dışı işler yapıyoruz
Merkel: 'Libya'nın Suriye olmasına izin vermemeliyiz'
Lübnan kabinesinde altı kadın bakan yer aldı
ABD, “Doğum Turizmi” için vize vermeyecek
İnternete erişim oranımız yüzde 88 oldu
Akıllı Tavşan Momo, çocuklarla buluşacak
Milyarderlerin serveti, dünya nüfusunun yüzde 60’ının varlıklardan daha fazla
SPK'dan 114 bin liralık ceza
Rehber öğretmenlere dağıtılan kitapla ilgili inceleme başlatıldı
E-GAZETE
      
RÖPORTAJ

Türkiye, dünyanın sağlık merkezi konumuna geliyor
Gaziantep Üniversitesi gerek hizmet olarak gerekse bölgeye hitap etmesi açısından Türkiye’nin sayılı üniversitelerden bir tanesidir
ANKET
Teröre destek verenler için idam cezası getirilmeli mi?
     
Önemli Bilgiler
Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu
Önemli Telefonlar Vefat Edenler
Döviz Kurları & Altın
 
  Celal Deniz
 
HALBUKi DÜNYA HEPİMİZE YETER

   10 Temmuz 2016
 

Beynimde uçuşan, yanıt aramaya çalıştığım sorular var. Sesli sorup sesli düşüneyim diyorum. Belki belki sizde sorarsınız bu soruların benzerlerini?

Eviniz, işiniz, yerleşik bir hayatınız var. Aynı dili konuşup, anlaşıp kültürel yabancılaşma çekmeden kendinizi yaşıyorsunuz. Yaşadığınız şehri sokak sokak biliyorsunuz. Ülkenizde nereye nasıl gidilir bilirsiniz. Yasaları bilir neyin suç olup olmadığını bilirsiniz ona göre davranırsınız. Kısacası kendinizi rahat hissedebileceğiniz bir yurdunuz var.

Peki siz, tüm bunlara sahip olan bir siz, tüm bunları bırakıp dilini, kültürünü, yasalarını, sokaklarını, kentlerini bilmediğiniz ülkelere bilerek ve isteyerek gider miydiniz? Ucuz iş gücü olmak ister miydiniz? Çalıştığınız işyerinde aşağılanmayı, angaryaya maruz kalmayı kabul eder miydiniz? Barakadan evlerde gayri insani koşullarda yaşarken tecavüze, tacize uğrama korkusu ile nasıl yaşayabilirdiniz? Birileri sizi it kopuk diye nitelese ve nefretle baksa gözlerinize ne hissederdiniz? Soruları uzatmak mümkün.

Mültecilerden söz ediyorum. Erdoğan'ın ''Suriye'lileri vatandaşlığa alma'' sözünden sonra AKP karşıtlığı üzerinden bir ırkçı nefret dalgası yayılıyor her yanda. Milliyetçilerinden, ulusalcılarına hatta AKP tabanına kadar geniş bir kesimde ''Suriyeli İstemiyoruz'' seslenişleri yükseliyor. Bu kervana kendini solcu görenlerde de katılanlar gözlemleniyor.

Mülteci bulunduğu yerleri zorunlu olarak terk eden insanlardır. Gerek kendi ülkesinde gerekse başka ülkelere gitmek için bulunduğu yerleri terk edenlere mülteci denilmektedir. Birinci dünya savaşında milyonlarca insan Asya’da, Avrupa’da, Ortadoğu’da ülkelerini terk etmek mülteci olmak durumunda kalmışlardır.

Kimi zaman doğal felaketler, iklim değişiklikleri tetikler mülteciliği, kimi zaman iç savaşlar, savaşlar, otoriter yönetimlerin baskıları. Yani insan eliyle yaratılmış felaketler tetikler mülteciliği. Sonuçta hiç kimse bilerek ve isteyerek terk etmez bulunduğu yaşam alanlarını.

Afrika'da temiz su kaynaklarına ulaşmak, kurak olmayan topraklarda açlığı yenmek için milyonlarca göç yaşandığını biliriz. Bu mültecilerin tek derdi var yaşamak.

1960’lı yıllarda ülkemizden Avrupa'ya bir iş göçü yaşandı. Angarya koşullarda da olsa kendi ülkelerinden daha iyi koşullarda ekmek mücadelesi için taşındılar insanlar Anadolu'nun kentlerinden Avrupa'ya. 12 Eylülde Politik göçmenlik başladı. Binlerce insan işkenceden, hapislikten, ölüm korkusundan kaçtı Avrupa'ya. Hala ülkesine dönemeyen politik mülteciler var. Ama çoğu da 12 Eylül'ün etkisi azaldığında yeniden döndü ülkesine.

Kürt illeri ablukaya alındı aylarca sokağa çıkma yasakları uygulandı, evler bombalandı, yakıldı yıkıldı. Binlerce Kürt kendi ülkesinde sürgün edilerek mülteci durumuna sokuldu. Hala bu insanlar kendi topraklarından uzakta gayri insani koşullarda yaşıyorlar.

Savaşlar ve iç savaşlarda mültecilik nedeni demiştik. Bugün Suriye'de ki iç savaştan, kimin kime düşman belli olmadığı savaş koşullarında insanlar mecburen bulunduğu ülkeyi terk ettiler. Sınıra yakın ülkelere göç ettiler. Güney Kürdistan, Türkiye, Ürdün gibi ülkelere sığınmalar yaşandı. Kimileri de bu ülkeler üzerinden Avrupa'ya gitmek istedi.

Bu insanların tek istedikleri neydi. Öldürülmekten kurtulup yaşamlarını devam ettirebilmek. Ölüm korkusu yaşayan bu insanlara karşı ülkede şimdi dolaşımda olan bir argüman var. ''kendi ülkesini savunmayan bir insana neden vatandaşlık verilsin ki'' Halbuki bu insanların beklentileri '' bu ülkede nefret bakışlarıyla karşılaşmadan'' kendi ülkelerinde karşılaştıkları ölüm, tecavüz, açlık korkusunu sığındıkları ülkede yaşamamak. Ne yazık ki korktukları başlarına gelmekte sığındıkları ülkelerde de aynı tehditlerle karşılaşmaktadırlar.

Burada sorun insan olma sorunudur. Burada sorun vicdan sorunudur.

Erdoğan mültecilere mültecilik statüsü vermedi. Onları misafir olarak gördü. Avrupa’yla Euro karşılığında pazarlık aracı olarak gördü. Şimdi onları hem ucuz işgücü, hem oy potansiyeli olarak görmede. Aynı zamanda Suriye'li mültecileri Kürdistan’ın demografik yapısını bozmada asimilasyon aracı kullanmak istemektedir.

Erdoğan'ın bu amacını biliyoruz. Ancak salt Erdoğan karşıtlığı üzerinden Mültecilere karşı ırkçı bir tavır takınmak kabul edilemez. Suriye'li mültecilerle, kendi yurdunda sürgün olan Kürlerle ekmeğimizi paylaşabilmeliyiz.

Nefret tohumu eken Şiddet biçer terör biçer. Bugün Avrupa'dan İŞİD'e katılımları düşününce mültecilik koşullarında karşılaştıkları adaletsizlikler, eşitsizlikler nefreti büyütmekte şiddet isteğini artırmaktadır. Ülkemizde de Suriyeli mültecilere karşı 'nefret bakışları'' şiddetten kaçanların şiddetin kucağına düşmesine yol açar. İyi düşünmek lazım.

Halbuki paylaşmasını bilirsek dünya hepimize yeter. Yeter ki bilinçli düzenlemelerle Mültecilere insani koşullarda yaşama şansı verilsin.

 
Yorumlar Sende yorum yaz
Köşe yazısına yorum eklemek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Üye ol       |       Üye Girişi

Bu köşe yazısı için eklenmiş yorum bulunamadı.

Diğer Yazıları Tüm Yazıları
 . Irkçılığın tedavisi var mıdır?
 . AKP KÜRTLERİN TEPKİSİNİ ÖLÇÜYOR
 . Kuvvetsiz adalet iktidarsız, adaletsiz kuvvet zorbadır
 . Piyonların Pişmanlıkları Muteber Sayılmaz
 . ANTEP MARKA KENT ÖYLE Mİ?
 . HURŞİT ÜZERİNDEN DEVLETİ AKLAMAK
 . KARABULUTLARI DAĞITMAK MÜMKÜN
 . KRAL ÇIPLAKSA ÇIPLAK DİYECEĞİZ
 . TEK TİP TOPLUM İÇİN TEKLEŞMİŞ MEDYA GEREK
 . KAYYUMLARLA DARBEYE KARŞI MÜCADELE EDİLMEZ
 . KÜRT SORUNUNUN MALİYETİ
 . VEDAT TÜRKALİ'NİN ARDINDAN
 . KOLOMBİYA'DA BARIŞ YA BİZDE
 . BEN FAİLİ GÖRDÜM FAİL SİZSİNİZ
 . YENİKAPI’DAN DAĞKAPI’YA MI?
 . Günah Keçisi FETÖ mü?
 . Gerçekten Yanıldınız mı?
 . Darbe; İkili yapının devlette çatışması
 . Darbenin Panzehiri İdam Değildir
 . Darbe Edebiyatı
 . BAŞARISIZ DARBEYİ GANİMET GÖRME
 . VATANDAŞLIK DEĞİL MÜLTECİ STATÜSÜ
 . HALBUKi DÜNYA HEPİMİZE YETER
 . HURŞİT KÜLTER NEREDE ?
 . İŞİD, ŞEHİTLİK VE SOL
 . Terör Devleti İsrail ile Anlaştınsa ..
 . AKP Yeni Tip bir faşizm inşa ediyor
 . MAĞDUR OLANLA DAYANIŞMA ELZEMDİR
 . ORLANDO KATLİAMININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
 . VESAYET REJİMİ YENİ YASAYLA PEKİŞTİRİLİYOR
© 2011 Gaziantep Sabah Gazetesi AnasayfaİletişimKünye

vemedya