16 Ekim 2019, Çarşamba Favorilere ekleAçılış sayfası yapKünyeİletişim
 
Anasayfa Güncel Siyaset Ekonomi Spor Sağlık Kültür-Sanat Yaşam Teknoloji Video Haber English Dünyadan
ÜYE ALANI
Üye Ol     Parola Hatırlat
 
O bir dev !   Dubaili hackerlarla işbirliği yapan dolandırıcılara suçüstü
 
Elektronik atıklar ağaca dönüştürülüyor   Gaziantep Tanitim Filmi
KÖŞE YAZILARI
Uzm.Psikolog Hayrettin Şahin
Kendini yakala
Nurgün Balcıoğlu
Mösyücüğüm, güle güle…
Ülkü Tamer
Ayfer Tuzcu Ünsal
KADINLAR VE İNEKLER
Metin Atamer
Basit hesap
Hikmet Aksoy
Demokrasi yarışı ve ülke gerçekleri...
Celal Deniz
Irkçılığın tedavisi var mıdır?
Sümeyra Yapıcı
NEDEN HAYIR DİYEMEYİZ?
İlter Serim
Doğadaki çevrimlerden en önemlisi: Su çevrimi
Özer Karınca
Herkes kendi adaletini sağlarsa
Halit Ziya Biçer
Şikayetname
Prof.Dr.Can Akkoç
Çevresel mahpusluk
Veli Yalçın
7 Güzel Adam Edebiyat Müzesi / Maraş
Leyla Adın
Şiddetin gerekçesi olamaz
Yaşar Özen
GAZETECİLİK
Doç. Dr. A. Sera Özbaşar
Pompalananlar...
Av. Aziz Canatar
Adli yıl açılışı (2)
Aykut Tuzcu
Üç hıyarla, beş hıyar arasındaki fark!..
ÇOK OKUNAN HABERLER
Lezzetli cağ kebabının püf noktaları
Akaryakıt istasyonun elektriği güneşten sağlanıyor
Dilencilere de bakın! Hasılatı dövize yatırdılar
Türkiye'nin tarım ve gıda politika ve uygulamaları masaya yatırılacak
Tarımda çalışanların yüzde 45,2’si kadın
Ülkemizde kadavranın resmi olarak kullanımı Osmanlı’ya dayanıyor
12’nci Başkanlık Turnuvası başladı
Engelsiz Şahinler galibiyete odaklandı
Web tapu sistemi güncellendi
YÖK, 14 bölümde özel yetenek sınavını kaldırdı
E-GAZETE
      
RÖPORTAJ

Türkiye, dünyanın sağlık merkezi konumuna geliyor
Gaziantep Üniversitesi gerek hizmet olarak gerekse bölgeye hitap etmesi açısından Türkiye’nin sayılı üniversitelerden bir tanesidir
ANKET
Teröre destek verenler için idam cezası getirilmeli mi?
     
Önemli Bilgiler
Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu
Önemli Telefonlar Vefat Edenler
Döviz Kurları & Altın
 
  Uzm.Psikolog Hayrettin Şahin
 
Aptallıktan bilgeliğe yolculuk

   08 Aralık 2016
 
Rusya’da ücra bir köyde bir delikanlı yaşarmış. Delikanlı çocukluğundan itibaren hep bir aptal olduğunu duymuş. Ve bunu söyleyen bu kadar çok insan olunca – Annesi, babası, amcaları, komşuları, herkes - elbette o da aptal olması gerektiğine inanmış. Bu kadar insanın yanılması mümkün mü? Ve hepsi de önemli insanlarmış. Ama adam büyüdükçe ve bu devam ettikçe onun aptal olduğu kesinleşmiş. Bu durumdan kurtulmanın hiçbir yolu kalmamış. Adam çok uğraşmış ama yaptığı her şeyin aptalca olduğu düşünülmüş. Aslında bu insani bir durumdur. Bir insan delirebilir. Bir gün tekrar normale dönebilir. Ama kimse onu normal olarak kabul etmez. O kişi normal bir şeyler yapabilir ama hep onun bir deli tarafının olduğunu düşünürler. Ve insanların kuşkuları onun tereddüt etmesine sebep olur. Onun tereddüdü insanların kuşkularını güçlendirir. Sonra kısır bir döngü başlar. Bu delikanlı da akıllı, bilge görünmek için elinden gelen her şeyi yapmış. Ama ne yaparsa yapsın insanlar hep aptalca olduğunu söylemişler. Bir gün köyden bilge, aziz bir kişi geçiyormuş. Adam gecenin karanlığında etrafta kimsecikler yokken bilgenin yanına gitmiş ve ona demiş ki: - Lütfen beni içinde bulunduğum durumdan kurtar. Köşeye sıkışıp kaldım. Çıkmama izin vermiyorlar. Dışarı çıkmama yardımcı olacak ne bir kapı bıraktılar ne de bir pencere. Ne yaparsam yapayım, onların yaptığının aynısını bile yapsam, gene aptalım. Ne yapmalıyım? Bilge cevaplamış. - Tek bir şey yap. Ne zaman biri ‘Günbatımı ne kadar güzel’ dese, seni aptal, bunun nesi güzel? Ben hiçbir güzellik görmüyorum. İspatla bakalım, de. Eğer biri ‘Şu gülün güzelliğine bak” dese, onu yakala ve kanıtla, de. Bu sıradan güle güzel demek için nasıl bir gerekçen var? Milyonlarca gül var. Milyonlarca oldu, gelecekte de milyonlarca gül olacak. Bu gülün ne özelliği var. Bu gülün güzel olduğunu rasyonel olarak ispatlayacak delillerin var mı? Biri ‘Lev Tolstoy’un bu kitabı çok güzel’ derse hemen yanına git ve sor. Neresi güzel, ispatla… Bu sıradan bir hikaye… Delikanlı ‘tamam’ demiş. Bilge “Hiçbir fırsatı kaçırma” diye devam etmiş. “Çünkü hiç kimse bunları ispatlayamaz. Bunlar ispatlanması mümkün olmayan şeylerdir. Ve bunu ispatlayamadıkları yerde aptal durumuna düşerler. Ve sana aptal demekten vazgeçerler. Bir daha bu köye geldiğimde bana neler olduğunu anlat” Aradan biraz zaman geçmiş. Bilge aynı köye gelmiş. Bilge daha aptal adamla karşılaşmadan köylüler bilgenin etrafını sarıp anlatmaya başlamışlar. “Bir mucize oldu, demişler. Köyümüzde aptal bir adam vardı. Öyle bir değişim yaşadı ki şimdi ise en bilge insan o. Onunla tanışmanı istiyoruz.” Ve bilge bu köyün bilgesinin kim olduğunu tahmin etmiş. “Onu görmeyi çok isterim. Aslında onunla tanışmayı umuyordum” demiş. Yaşlı bilgeyi eski aptalın, yeni bilgenin yanına götürmüşler. İkisi baş başa konuşmaya başlamışlar. Eski aptal “Sen bir mucize gerçekleştirdin. Bir aptalı bir bilgeye dönüştürdün. Numara işe yaradı. Herkesi sorguladım. Birisi sanattan, birisi güzellikten, birisi resimden, birisi ahlaktan söz ederdi. Ve ben hep aynı şeyi sordum. ‘Sorgula, ispatla, delil göster”. İspatlayamadıkları için aptal durumuna düştüler. Bu çok ilginç. Bundan bu kadar fayda sağlayacağımı tahmin etmemiştim. Tek istediğim aptallık durumundan kurtulmaktı. Aptallıktan kurtulduğum gibi bir de bilge oldum. Ben aynı insan olduğumu biliyorum. Sende beni tanıyorsun.” Yaşlı bilge: “Bu sırrı asla başkasına söyleme. Kendine sakla. Herkes benim bilge olduğumu düşünüyor. Ben de bu şekilde bilge oldum.” Herkes başkalarını aptal yerine koyuyor. Anne babalar çocuklarını, öğretmen öğrencisini, siyasetçi halkını, amir memurunu, satıcı alıcıyı aptal yerine koyuyor. Y apmanız gereken tek şey sorgulamak. Sorgulayın. Delil isteyin. Birisi bol keseden mi atıyor, hemen ispat isteyin. “Türkiye’nin dış düşmanları kalkınmamızı istemiyor. Darbeyi şunlar yaptı” hemen ispata davet edin. “Çocuklar dünya yuvarlaktır” dediyse öğretmen; hemen ispat isteyin. Birisi yanmaz kefen icat edip satıyorsa ispat isteyin. Dini inançlarınızı, geleneklerinizi, davranışlarınızı sorgulayın ve ispat isteyin. Eğer bu şekilde davranırsanız günün birinde bilge olmanız kaçınılmazdır. Ama sorgulamadan şak şak alkışlarsak, kabul edersek o zaman da aptallığımız ebedi olur. Not: Bu gün ilk yazımızla siz sevgili okurlara “merhaba” dedim. Haftanın belli günlerinde yine sizlerle bildiklerimi paylaşmayı umuyorum. Yüreğinizden sevgi, yüzünüzden tebessüm eksik olmasın.
 
Yorumlar Sende yorum yaz
Köşe yazısına yorum eklemek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Üye ol       |       Üye Girişi

Bu köşe yazısı için eklenmiş yorum bulunamadı.

Diğer Yazıları Tüm Yazıları
 . Kendini yakala
 . Yaşamadıktan sonra
 . Edilgen olmak
 . Ne olduğun önemli
 . Mutluluk Anı
 . Fare yüreği
 . Başkasının onayı
 . Ben buyum diyebilmek
 . İnanmak mı, iman etmek mi?
 . Çok fazla konuşmak
 . Güzelliği ara
 . Korkunu kabul et
 . Sahiplenmek öldürür
 . Neyi kurtarıyorsun?
 . Boş kayık tekniği
 . Yerini ve haddini bil
 . Hiç olduğunu bilmek
 . Hakikati anlamak
 . Zihinsel düğüm nasıl çözülür
 . Bilge köpek
 . Ben ne diyorum sen ne anlıyorsun
 . Başarı uzun solukludur
 . Sen kimsin
 . Kendin ol
 . Yok olma meditasyonu
 . Ego “Hayır” demeyi sever
 . Bilinçsizlik
 . Dünya yalan mı?
 . Decidophobia “Karar verme korkusu”
 . Bir damla sevgi uğruna
© 2011 Gaziantep Sabah Gazetesi AnasayfaİletişimKünye

vemedya