22 Ekim 2019, Salı Favorilere ekleAçılış sayfası yapKünyeİletişim
 
Anasayfa Güncel Siyaset Ekonomi Spor Sağlık Kültür-Sanat Yaşam Teknoloji Video Haber English Dünyadan
ÜYE ALANI
Üye Ol     Parola Hatırlat
 
O bir dev !   Dubaili hackerlarla işbirliği yapan dolandırıcılara suçüstü
 
Elektronik atıklar ağaca dönüştürülüyor   Gaziantep Tanitim Filmi
KÖŞE YAZILARI
Uzm.Psikolog Hayrettin Şahin
Kendini yakala
Nurgün Balcıoğlu
Mösyücüğüm, güle güle…
Ülkü Tamer
Ayfer Tuzcu Ünsal
KADINLAR VE İNEKLER
Metin Atamer
Basit hesap
Hikmet Aksoy
Demokrasi yarışı ve ülke gerçekleri...
Celal Deniz
Irkçılığın tedavisi var mıdır?
Sümeyra Yapıcı
NEDEN HAYIR DİYEMEYİZ?
İlter Serim
Doğadaki çevrimlerden en önemlisi: Su çevrimi
Özer Karınca
Herkes kendi adaletini sağlarsa
Halit Ziya Biçer
Şikayetname
Prof.Dr.Can Akkoç
Çevresel mahpusluk
Veli Yalçın
Antakya
Leyla Adın
İşsizlik
Yaşar Özen
GAZETECİLİK
Doç. Dr. A. Sera Özbaşar
Karşılıklılık ilkesi
Av. Aziz Canatar
Adli yıl açılışı (2)
Aykut Tuzcu
Erdoğan, dünyanın en önemli gazetelerinde
ÇOK OKUNAN HABERLER
Felçli çocuk inşaat demirleriyle hayata tutundu
İstanbul'da akıl almaz kaza kamerada
Bursa'nın dünyaca ünlü deveci armudunun hasadına başlandı
130 bin işçi nefesini tuttu
Kırşehirli şehidin cenazesi Adli Tıp'ta
Sağanak yağmur sele neden oldu
IŞİD militanları yayılmaya başladı
660 paket kaçak sigara ele geçirildi
GAİB, Cizre, Malatya ve Adıyaman’da Dijital Dönüşüm eğitimleri düzenledi
Potada GFK fırtınası esti 53-44
E-GAZETE
      
RÖPORTAJ

Türkiye, dünyanın sağlık merkezi konumuna geliyor
Gaziantep Üniversitesi gerek hizmet olarak gerekse bölgeye hitap etmesi açısından Türkiye’nin sayılı üniversitelerden bir tanesidir
ANKET
Teröre destek verenler için idam cezası getirilmeli mi?
     
Önemli Bilgiler
Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu
Önemli Telefonlar Vefat Edenler
Döviz Kurları & Altın
 
  Uzm.Psikolog Hayrettin Şahin
 
Usta Hırsız

   16 Ocak 2017
 
Bir hırsız o kadar becerikli, o kadar kurnazmış ki bir türlü yakalanamıyormuş. En temel özelliği bir eve girdiği zaman o eve kendisinin girdiğine dair bir izi, işareti her zaman bırakıyormuş. Bu hırsız mesleğinde o kadar ilerlemiş ki ülkedeki diğer hırsızlar bunu hep kıskanıyorlarmış. Ayrıca bu hırsız herkesin evine de girmiyormuş. En zor, en imkansız denilen evlere giriyormuş. Yeteneğine layık görmediği evlerin kapısından bile geçmiyormuş.
Yaşadığı ülkenin hükümdarı bile, bu adamın ününü duymuş ve onunla tanışmak istiyormuş. Bir evi soymadan önce, bir şekilde o evi soyacağını bildiriyormuş. Bir dedikodu çıkarıyormuş o evle ilgili. Soyulacak kişi bir şekilde evinin soyulacağından haberdar ediliyormuş.
Ev sahibi bütün tedbirlerini alıyormuş, ama hırsız söylediği tarihler arasında o evi muhakkak soyuyormuş, ama bir türlü yakalanamıyormuş.
Aradan yıllar geçmiş ve bu ünlü hırsız yaşlanmış. Bu hırsızın bir oğlu varmış. Bir gün oğlu: “Baba sen artık yaşlandın. Mesleğini bana öğretmelisin. Ben senin sanatının hiçbir şeyini bilmiyorum” demiş.
Hırsız oğluna: “Bu çok zor. Bu bir bilim değil. Bu bir teknik bilgi değil. Eğer sen doğuştan bir hırsız değilsen, bu konuda yeteneklerin yoksa sana bunu anlatamam. Bu çok sanatsaldır. Bu yaratıcı bir sanattır. Ben onu yaşadım. Bu benim için bir kötülük değil, benim ruhum oldu” demiş.
Usta hırsız, bir gece işe giderken oğluna kendisini izlemesini söylemiş. Bir saraya gitmişler. Usta duvarı yıkmış. 65-70 yaşlarında olmasına rağmen, ellerinde hiçbir titreme filan yokmuş. Oysa ki delikanlı genç ve güçlü olmasına rağmen titriyormuş, terliyormuş.
Usta hırsız oğluna: “Neden titriyorsun? Hırsız benim. Sen sadece tanık ol” demiş. Delikanlı, ne kadar titrememeye çalışsa da daha fazla terliyor ve titriyormuş. Ama usta hırsız sanki kendi evindeymiş gibi soğukkanlıymış. Sonra beraber içeri girmişler. Baba bir kilitli dolabı açmış ve oğlundan içine girmesini istemiş. Delikanlı içeri girince kapıyı yeniden kilitlemiş usta hırsız. Ve ardından müthiş bir gürültü çıkarmış. Bütün ev halkı uyanmış. Usta hırsız kaçmış, oğlu içeride kilitli kalmış. Bütün ev halkı hırsızı arıyormuş. Şimdi oğlana ne olduğunu sizi düşünün.
Usta hırsız evine gitmiş. Zaten yorulduğu için derin bir uykuya dalmış. İki saat sonra delikanlı çıkagelmiş. Babasının yatağının çarşafını çekip onu uyandırmış. “Az daha senin yüzünden ölüyordum. Beni eğitmenin yolu bu mu?” demiş.
Usta hırsız oğluna bakmış. “Tamam” demiş. “Geri döndün. Güzel… Bana hikayeyi anlatma. Detaylara girme. Geri döndün ya önemli olan bu. Sanat nakledildi. Bana nasıl döndüğünü anlatman önemsiz. Çünkü sanatı öğrendin.”
Ama delikanlı babasına çok kızgınmış. “İlk olarak benim ölümüme sebep olacaktın, bunu söyleyeyim. İkincisi, biricik oğluna karşı neden bu kadar acımasızsın, bunu nasıl yaparsın?” demiş.
Bunun üzerine usta hırsız: “Bana neler olduğunu anlat, neler yaptığını değil. Ben kapıyı kilitleyip çıktıktan sonra neler oldu?” demiş.
Delikanlı: “Ben bambaşka bir insan haline geldim. Ölüm o kadar yakındı ki! Bana öyle bir enerji geldi ki bu enerjiyi daha önce hiç hissetmemiştim. Ölüm veya kalım her şey sınırdaydı. Çok keskin olarak farkına vardım. Her tarafımı tamamen farkındalık kapladı. Çünkü her saniye değerliydi. Bir şekilde her şey yoluna girmeliydi. Sonra kapının önüne elinde bir kandille bir hizmetçi geldi. İşte tam o anda beynimde şimşekler çaktı. Bir yol bulmalıydım. Aniden kedi gibi miyavlamaya, sesler çıkarmaya başladım. Hizmetçi de kilitli kapıyı açtı. Lambayla içeri baktı. Lambayı söndürdüm, onu ittim ve kaçtım. Bunların hepsi kendi kendine oldu. Nasıl yaptığımı ben de bilmiyorum. Öyle bir güçle koştum ki sanki koşma değil uçuyordum. Koşmada kendi kendine oldu. Sanki koşan ben değildim. Bu arada beni takip ediyorlardı. Ben de bir kuyunun yanından geçiyordum. Bu da kendi kendine oldu. Yerden bir taş aldım ve kuyunun içine attım. Bunu da benim yaptığım söylenemez. Bu da kendi kendine oldu. Arkadan gelenler kuyunun etrafında toplandılar. Benim kuyuya düştüğümü sandılar. Benb de bu fırsattan faydalanıp sessizce oradan uzaklaştım ve şimdi buradayım.”
Ama bu arada usta hırsız çoktan uykuya dalmış. Sabah uyandığında “Sanat anlatılamaz, sadece yaşayan örneklerle, sürekli paylaşmayla gösterilir” demiş.
Son yıllarda toplumun başına bela olan bir durum var.
Bağımlı kişilik yapısına sahip olan çocuklar… Anne-baba çocuğu el bebek, gül bebek büyütüyor.
Çocuk hiçbir hayat deneyimini yaşayamıyor. Hiçbir şeyi tecrübe edinemiyor.
Yaşamak bir sanattır.
Tekniği, taktiği, yolu yoktur. Her insan onu kendi deneyimi ile güzelleştirecektir. Aşık olmayan birisine siz aşkı anlatamazsınız. Bırakın aşık olsun. Sevgili anne ve babalar çocuğunuz bir çok şeyi deneyimlesin, tecrübe etsin.
Dayak yemeyi, dayak atmayı, sevmeyi sevilmeyi, kazıklanmayı, para kazanmayı, para harcamayı, açlığı, yokluğu deneyimlesin.
Eğer tecrübe ederse kendisi kazanır hayatı. Ama acemi bir çaylak olarak ortama salarsanız birkaç sene sonra parçalarını etraftan toplarsınız.
Aslında bu deneyimleme istek ve arzusu çok fazladır, ama anne ve babalar bu isteğe izin vermezler. Deneyimlenmeyen yaşam, yaşam değildir.
 
Yorumlar Sende yorum yaz
Köşe yazısına yorum eklemek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Üye ol       |       Üye Girişi

Bu köşe yazısı için eklenmiş yorum bulunamadı.

Diğer Yazıları Tüm Yazıları
 . Kendini yakala
 . Yaşamadıktan sonra
 . Edilgen olmak
 . Ne olduğun önemli
 . Mutluluk Anı
 . Fare yüreği
 . Başkasının onayı
 . Ben buyum diyebilmek
 . İnanmak mı, iman etmek mi?
 . Çok fazla konuşmak
 . Güzelliği ara
 . Korkunu kabul et
 . Sahiplenmek öldürür
 . Neyi kurtarıyorsun?
 . Boş kayık tekniği
 . Yerini ve haddini bil
 . Hiç olduğunu bilmek
 . Hakikati anlamak
 . Zihinsel düğüm nasıl çözülür
 . Bilge köpek
 . Ben ne diyorum sen ne anlıyorsun
 . Başarı uzun solukludur
 . Sen kimsin
 . Kendin ol
 . Yok olma meditasyonu
 . Ego “Hayır” demeyi sever
 . Bilinçsizlik
 . Dünya yalan mı?
 . Decidophobia “Karar verme korkusu”
 . Bir damla sevgi uğruna
© 2011 Gaziantep Sabah Gazetesi AnasayfaİletişimKünye

vemedya