22 Eylül 2019, Pazar Favorilere ekleAçılış sayfası yapKünyeİletişim
 
Anasayfa Güncel Siyaset Ekonomi Spor Sağlık Kültür-Sanat Yaşam Teknoloji Video Haber English Dünyadan
ÜYE ALANI
Üye Ol     Parola Hatırlat
 
O bir dev !   Dubaili hackerlarla işbirliği yapan dolandırıcılara suçüstü
 
Elektronik atıklar ağaca dönüştürülüyor   Gaziantep Tanitim Filmi
KÖŞE YAZILARI
Uzm.Psikolog Hayrettin Şahin
Yaşamadıktan sonra
Nurgün Balcıoğlu
Mösyücüğüm, güle güle…
Ülkü Tamer
Ayfer Tuzcu Ünsal
KADINLAR VE İNEKLER
Metin Atamer
Dinleme adabı
Hikmet Aksoy
Demokrasi yarışı ve ülke gerçekleri...
Celal Deniz
Irkçılığın tedavisi var mıdır?
Sümeyra Yapıcı
NEDEN HAYIR DİYEMEYİZ?
İlter Serim
Doğadaki çevrimlerden en önemlisi: Su çevrimi
Özer Karınca
Herkes kendi adaletini sağlarsa
Halit Ziya Biçer
Şikayetname
Prof.Dr.Can Akkoç
Çevresel mahpusluk
Veli Yalçın
Küçükköy / Ayvalık
Leyla Adın
Öfke kontrolü
Yaşar Özen
GAZETECİLİK
Doç. Dr. A. Sera Özbaşar
Savaş açtım
Av. Aziz Canatar
Adli yıl açılışı (2)
Aykut Tuzcu
Gül-Pelikancılar çatışması!
ÇOK OKUNAN HABERLER
Davayı kazanan işçiler işe dönmek istiyor
Gaziantep’te, 20 bin işçi iş bırakma eylemi yapacak
Gaziantep’in yeni Emniyet Müdürü Zeybek, Adanalı
İstanbul'da yağışlı hava kazaları da beraberinde getirdi
Tüketici güven endeksi 55,8 oldu
Dev tatbikatta bu kez balistik füze kullanıldı
Göçmen botu battı, bir bebek kayıp
Uygulama alanlarında 100 kaçak göçmen yakalandı
Yarın, “Otomobilsiz Kentler Günü” kutlanacak
Yükseköğretim mezunlarının yüzde 2,2’si yoksul
E-GAZETE
      
RÖPORTAJ

Türkiye, dünyanın sağlık merkezi konumuna geliyor
Gaziantep Üniversitesi gerek hizmet olarak gerekse bölgeye hitap etmesi açısından Türkiye’nin sayılı üniversitelerden bir tanesidir
ANKET
Teröre destek verenler için idam cezası getirilmeli mi?
     
Önemli Bilgiler
Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu
Önemli Telefonlar Vefat Edenler
Döviz Kurları & Altın
 
  Hikmet Aksoy
 
Bir yıkım hareketi değil mi?

   21 Temmuz 2017
 
BRUSSELS - İnsan yurt dışına çıkınca daha mı yurtsever oluyor acaba? Buradaki kültürel, sosyo-ekonomik vd. konulardaki gelişmeyi görünce, böyle bir duyguya mı kapılıyor insan... Ama ne olursa olsun, her toplumun özünden gelen gelenek/görenekleriyle yaşayıp bugüne getirdiği, ortaya koyduğu yaşam düzeyinin birbirinden farklılığı, dünyamızın sorunu olmaya devam ediyor.
Yaşamın kaynağı insan ise, yaşam onunla başlıyorsa; sorunlar da onun tutumundan/düşünce ve davranışından kaynaklanıyor kuşkusuz.
Derler ya, "Ağacın kurdu kendinden olur" diye...
Toplumsal yaşamın genel algı zaafiyeti nedeniyle bireyler arasındaki görüş/düşünce/davranış farklılığı doğal karşılanabilir. Ancak, bu farklılığın yasalara, yerleşik genel kurallara ters düşer bir manzara yaratmasına göz yumulmaması gerekir herhalde.
Benim gibi bu toplumun bireyi olan nice insanın; tv kanallarında konuşulan Türkçe'den ve dizilerden yakındığı ayyuka çıktığı halde, ilgililerin bu konuyu dert edinmemeleri, buna neşter atmamaları da bir başka sorunumuz oldu maalesef.
Yadsınamaz/inkar edilemez bir gerçektir ki, uluslar dilleriyle var olur ve yaşarlar.
Son zamanlarda Türkçemiz sahipsiz bir dönemi yaşıyor. Yerleşik olan Türkçe sözcüklerin yerine ısrarla -belki de aldırmadan- Arapça, Farsça, Fransızca, İngilizce sözcükleri yazmayı/söylemeyi hüner bilen siyasetçiler, spikerler, yazarlar var ne yazık ki... Sadece üç örnek;
GERÇEK yerine HAKİKAT,
DURUM yerine VAZİYET,
ZORUNLU yerine MECBURİYET... Ve daha niceleri.
Türkçemiz, öncelikle siyasetçilerce sahiplenmeyi bekliyor. Onları Türkçe sözcüklerle ulusa seslenmelerini bekliyoruz.
***
Bir başka önemli konu... Geçenlerde de yazmıştım. Değişen, ilgilenip soruna el koyan birisi çıkmadı sorumlu/sorumsuz...
Yani, "Eski tas, eski hamam..." örneği devam...
O zaman sorma hakkımızı kullanalım...
- Yahu, nedir kimi tv kanallarındaki bu dizi vahşeti/rezaleti?
Mafya, çete, organize suç örgütü oluşturma yolu ve yordamını uygulamalı olarak anlatan...
Her gün yayınlanan dizilerde silahlı çatışma, öldürme, yaralama, adam kaçırma sahneleri mi yayıncılık?
Bu manzaralar ne anlatıyor, öğretiyor bu topluma/izleyiciye?
Biz aklımızın erdiğince söyleyelim; anlamsız ve de toplumsal birlikteliğimizin içine yıkıcı bir bomba etkisiyle düşen kimi diziler yüzünden cinayete, gaspa, mafyaya özenener olmuyor mu sanılıyor bu toplumda?
İşte, her gün işlenen aile cinayetleri...
Diğerlerini yazmaya/söylemeye gerek var mı?
***
Aile bütünlüğü, toplumsal yaşamın odak/nirengi noktası olma özelliğini taşır. Bu noktaya yönelik bir tahrip/yıkım hareketi ile karşı karşıya değil miyiz?
 
Yorumlar Sende yorum yaz
Köşe yazısına yorum eklemek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Üye ol       |       Üye Girişi

Bu köşe yazısı için eklenmiş yorum bulunamadı.

Diğer Yazıları Tüm Yazıları
 . Demokrasi yarışı ve ülke gerçekleri...
 . Sağ siyasette lodoslu günlere doğru
 . Umudun yanında yalan dolan olmasa
 . Oy dingala dingala...
 . Üretici tüketici trafiğinde kooperatifin rolü...
 . İzmir'in içi...
 . Demokrasiyi niçin yüceltmiyoruz?
 . Bu satten sonra Trump'a inanılmaz...
 . Trump'ın oyununu mutlaka bozmalıyız
 . Futbolda ekonominin dip dalgaları...
 . Kendi kendime...
 . Yaşamın anlamı
 . Gazetecilik üzerine...
 . Bu mu "Stratejik müttefiklik?.."
 . Geri sayım doğuştan başlar
 . Bir poşet masalı...
 . Yakup Kadri Karaosmanoğlu'ndan Lozan dersi
 . Seçme özgürlüğü nerede?..
 . Ne yüzle?. .
 . Dünden bugünden ve yarınlar için
 . "Bu dünya kimseye kalmaz..."
 . Sanal ortamda hoşgörü ve sevgiyi unuttuk...
 . Demokrasinin vazgeçilmezi yayın organları...
 . Umudumuzu koruyoruz.
 . Toplumsal kişilik, eğitim ve gerçek...
 . Cumhuriyet algısını zenginleştirmeliyiz
 . Trump'un ipiyle kuyuya inilmez.
 . Demokrasiyiiii güçlendiriiinn!.. Demokrasiiiyiiiii!..
 . Seçim ayı ve siyasette uyumak...
 . RTÜK ve Radyo-TV yayıncılığı...
© 2011 Gaziantep Sabah Gazetesi AnasayfaİletişimKünye

vemedya