21 Ekim 2018, Pazar Favorilere ekleAçılış sayfası yapKünyeİletişim
 
Anasayfa Güncel Siyaset Ekonomi Spor Sağlık Kültür-Sanat Yaşam Teknoloji Video Haber English Dünyadan
ÜYE ALANI
Üye Ol     Parola Hatırlat
 
O bir dev !   Dubaili hackerlarla işbirliği yapan dolandırıcılara suçüstü
 
Elektronik atıklar ağaca dönüştürülüyor   Gaziantep Tanitim Filmi
KÖŞE YAZILARI
Nurgün Balcıoğlu
ANAP’ın bomba gibi adayı
Uzm.Psikolog Hayrettin Şahin
İstek ve arzular
Ülkü Tamer
Ayfer Tuzcu Ünsal
KADINLAR VE İNEKLER
Metin Atamer
FUTBOL
Hikmet Aksoy
Tarımı sahiplenme zamanı...
Celal Deniz
AKP KÜRTLERİN TEPKİSİNİ ÖLÇÜYOR
Sümeyra Yapıcı
NEDEN HAYIR DİYEMEYİZ?
İlter Serim
Taşımacılık (Transportasyon) Ulaşım – Ulaştırma
Özer Karınca
Herkes kendi adaletini sağlarsa
Halit Ziya Biçer
Şikayetname
Prof.Dr.Can Akkoç
Gaziantep *olayı* (1973-84) (15)
Veli Yalçın
Kemaliye (Eğin)
Leyla Adın
Yaşar Kemal’i okumalıyız
Yaşar Özen
İYİ Kİ VAR
Doç. Dr. A. Sera Özbaşar
El âlem gider Mersin’e..
Aykut Tuzcu
Netice Hatice mi?
ÇOK OKUNAN HABERLER
Mavi Kart sahipleri de tercümanlık yapabilecek
Yedi yıllık emeğimizi geri alacağız
Yeni Bütçe Tasarısı: ÖTV gelirleri artırılacak
Toroslar EDAŞ, bakım, onarım ve yatırım hedeflerini gerçekleştirdi
Konut satışları, yüzde 9.2 oranında azalarak 127 bin 327 oldu
Davut’un kasesi ile Antik Yunan savaş sanatının eşsiz örnekleri ele geçirildi
“Üretici olmak güzel, bir işe yaradığımı hissediyorum”
Nurdağı Kaymakamı banka müdürleri ve İş çevrelerine ziyaretler yapıyor
MMO: Asgari ücretin yüzde 17,7'si doğalgaz ve elektrik faturasına gidiyor
CHP yerel seçim startını kadınlarla verdi
E-GAZETE
      
RÖPORTAJ

Türkiye, dünyanın sağlık merkezi konumuna geliyor
Gaziantep Üniversitesi gerek hizmet olarak gerekse bölgeye hitap etmesi açısından Türkiye’nin sayılı üniversitelerden bir tanesidir
ANKET
Teröre destek verenler için idam cezası getirilmeli mi?
     
Önemli Bilgiler
Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu
Önemli Telefonlar Vefat Edenler
Döviz Kurları & Altın
 
  Uzm.Psikolog Hayrettin Şahin
 
Zihinsizlik Hali

   09 Şubat 2018
 

Güzel bir yaz sabahı idi. Kuşlar cıvıl cıvıl ötüyordu. Etrafta tatlı bir telaş vardı. Büyük mistik Udal’ın oğlu Ketu, yıllarca süren eğitimden dönmüştü. Evde Ketu’nun dönüşü için bir kutlama yapılıyordu.

Büyük mistik Udal, oğlunu daha kapıdayken karşılamıştı. Baba Udal, oğlu Ketu’da bir şeylerin eksik olduğunun hemen farkına varmıştı. O zamanda çocuk büyük bir mürşide eğitim için yollanır ve yıllarca o alimin yanında eğitim alırdı.

Ketu da ormanda yaşayan bir alime gönderilmişti. Mistik Udal, oğlunda olmaması gereken gurur, kibir ve egonun var olduğunu sezinledi. Udal’ın temel felsefesi egosuzluk üzerine idi. Çünkü ego taşıyan bir insan, var oluşu anlayamaz ve gerçek manada mutlu olmazdı.

Ketu bütün ilimleri tahsil etmiş ve bilgi ile dolmuştu. Başarılı bir öğrenciydi. Fakat baba Udal mutsuzdu. Gözlerinden yaşlar süzülmeye başlamıştı. Ketu babasını böyle görünce ona “Baba, yanlış giden bir şey mi var? Neden mutsuzsun” dedi.
Baba Udal “Bir şey soracağım” dedi. “Öğrenerek her şeyin öğrenildiği ve unutulduğunda bütün bilginin nafile, boş, anlamsız, zarar haline geldiği o bir şeyi öğrendin mi?”.

Ketu “Orada öğretilen her şeyi en güzel şekilde öğrendim. Tarih, matematik, felsefe, mantık, dini bilgiler, dil, sanat her şeyi öğrendim”.
Ketu öğrendiği her şeyi anlattı. Mistik Udal “Fakat onu öğrendiğinde her şeyi öğrenmiş olduğun o bir şeyi öğrendin mi?”.

Ketu bu soru karşısında epey huzursuzluk hissetti. “Hocamın öğrettiği her şeyi öğrendim. Kitaplarda neler yazıyorsa hepsini öğrendim. Sen neden bahsediyorsun? O bir şey nedir? Lütfen gizemli konuşma. Açık ve net ol. Ne demek istediğini doğrudan söyle”.
Ketu ego, kibir, gurur doluydu. Bir ara babasının hiçbir şey bilmediğini, babasının saçmaladığını bile aklından geçirdi.
Mistik Udal, oğlu Ketu’ya: “Şuradaki ağacı görüyor musun? Git ondan bir tohum getir”.
Ketu gidip o ağaçtan bir meyve kopardı. Bu ağaç incir ağacı idi. Bir incirin içinde yüzlerce küçük tohum olur. Baba Udal bu tohumlardan birisini avucuna koydu.
Udal “Ağaç neden meydana gelir?”
Ketu “Bu küçük tohumdan elbet”.
Udal “Evet, bu büyük ağaç bu küçük tohumdan meydana geliyor. Tohumu parçala ve o büyük ağacın nereden meydana geldiğini gör”.

Ketu, küçücük tohumu parçaladı fakat içinde hiçbir şey yoktu. Tohumun içinde azıcık bir öz ve boşluk vardı. Baba Udal “O büyük ağacın meydana geldiği boşluğu görebiliyor musun?” dedi.
Ketu “Onun çıkarımına varabilirim ama onu göremem. Hiçliği nasıl görebilirsin?” dedi.
Baba Udal “Kastettiğim şey işte odur. Her şey hiçten gelir, her şey o boşluktan doğar. Geri git ve hiçliği öğren. Hiçliği öğrendiğin gün her şeyin farkına varırsın. Bir gayen, amacın olur. Zihnine doldurduğun her şey kabuk, çöp, posadır. Sen zihinsizliği öğren. Öğrendiğin her şey bilgidir. Sen bilmeyi, farkında olmayı, anlamayı öğren. Sen hep nesnel şeyleri öğrenmişsin. Varlığının özüne nüfuz etmemişsin. Git varlığının özünü öğren”.

Zihinsizlik, hiçlik her şeyin başlangıcı ve her şeyin sonudur. Yeni doğan bir çocuk zihinsizliği yaşar. Zihin bomboştur. Zamanla çocuk beş duyu organı ile zihne bilgileri doldurur. Zihin çöp kovası gibi dolar.

Oğul Ketu “Mürşidim bundan hiç bahsetmedi” dedi.
Udal “O zaman geri dön. Çünkü getirdiğin her şey çöp konumundadır. Bütün getirdiklerin basit şeyler. Benim ailem her zaman gerçek ermiş olmuştur”.
Müzik ve kutlama sona erdi.

Yıllardır ailesinden uzak yaşayan Ketu yeniden hocasına gönderildi. Ketu hocasının karşısına geçti. “Neden bana babamın sorduğu o bir şeyi öğretmedin. Bu kadar yılım boşa gitti. Babam bütün bildiklerimin, kendimi bilmediğim sürece işe yaramayacağını söyledi. Neden bana öğretmedin? Efendim, lütfen bana o bir şeyi öğret” dedi.

Mürşit güldü. “O bir şey öğretilemez” dedi. “Evet, o yakalanabilir, fakat öğretilemez. Eğer çok istiyorsan sana öğrenmen için sadece yol gösterebilirim. Ama öğretemem”.
Ketu “Bütün kalbimle istiyorum” dedi.
Mürşit “O zaman tapınağın bütün ineklerini topla. 400 tane inek var. Bütün bu inekleri ormanın kuytu bir köşesine, insanların olmadığı bir yere götür. Sonra ineklerin sayısı bin adet olunca geri dön. İnek sürün bin tane olmadan dönmek yok.
Bu bir çok yılını alacak. Fakat bu sürede hiçbir insan evladını görmemelisin. Çok uzaklara git. İnekler senin dostun ve ailen olacak. İstersen onlarla konuşabilirsin. Onlara şarkılar söyleyebilirsin
” dedi.

Bunun üzerine Ketu 400 ineği toplayıp ormanın derinliklerine gitti. Ormanın en kuytu köşesinde ineklerle yıllarca yaşadı. Günlerce ineklerle konuştu.
İneklere şarkılar söyledi.

Ama hiçbir inek onu dinlemiyordu. Bütün inekler ona bomboş bakıyorlardı. Kendisini takdir eden, alkışlayan hiçbir inek yoktu. Ketu yavaş yavaş konuşmayı bıraktı ve yavaş yavaş unutmaya başladı. Bu süreçte yavaş yavaş bir bebek gibi zihinsizlik durumuna geldi.

Artık hiçbir şey öğrenmiyordu. Bu uzun yıllar boyunca ineklerin sayısı bine ulaşmıştı. Ketu geri dönmeyi, inekleri saymayı bile unutmuştu. İneklerin sayısı bine ulaşınca inekler rahatsız olmaya başladılar.
Bir inek ona kafa tuttu ve davranışları ile “Dinle, şimdi bin taneyiz, eve gitme zamanı geldi. Mürşit bizi bekliyor olmalı. Hemen eve gitmeliyiz, şimdi tam zamanıdır” dediğini içinde hissetti Ketu. İnekler yola düştüler ve Ketu onları takip etti. Mürşidin kapısına vardılar. Mürşit onları bekliyordu.
Mürşit diğer müritlerine “Şu bin bir tane ineğe bakın” dedi. Fakat diğer müritler “Bin tane inek var bir tane de Ketu var” dediler. Mürşit “O kaybolmuş, o artık orada değil. O bir inek, o kadar masum ki gözlerinin içine bakın” dedi.

Bu bir zihinsizlik durumudur. Bir ağaç olmak, bir çiçek olmak, bir kuş olmak zihinsizlik durumudur. Küçük çocuklarda zihinsizlik durumu aktif olduğu için küçük çocuk kendini bir kuş gibi hissedebilir. Hayali arkadaşlar edinebilir.
Oyuncaklarla konuşup onları arkadaş edinebilir. Bu zihinsizlik durumu insanın en saf halidir. Art niyet yok, menfaat yok, çıkar yok, plan yok, program yoktur.

Zihinsizlik durumu bozuldukça insan meleklikten şeytanlığa geçiş yapar. Ego güçlenir. Zihinsizlik anı aynı zamanda hiçlik anıdır. Hiç olduğunun farkına vardığında hayat bambaşka olur.
Sen boşluktan geldin ve boşluğa gideceksin. Sen hiçlikten geldin ve hiçliğe döneceksin. Sen Allah’tan geldin ve Allah’a döneceksin. Sen varoluştan geldin ve varoluşa döneceksin. Neye inanıyorsan ondan geldin ve ona döneceksin. Sonuçta sen kocaman bir hiçsin.

 
Yorumlar Sende yorum yaz
Köşe yazısına yorum eklemek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Üye ol       |       Üye Girişi

Bu köşe yazısı için eklenmiş yorum bulunamadı.

Diğer Yazıları Tüm Yazıları
 . İstek ve arzular
 . Sevilen yük olmaz
 . Başkasının gözü
 . Farkındalıkla çalabilirsin
 . Asıl gayeyi unutmak
 . Putperes Kral
 . Her defasında bir adım
 . Ölü fare
 . Senin üstadın kim?
 . O bilmiyor
 . Merhamet
 . Sen ne görüyorsun
 . Dünyaya bağlılık
 . Eskiye özlem
 . Koşulsuz Şefkat
 . Sen öyle anladın
 . Değişime direnç
 . Garantisi var mı?
 . Bir siyasetçinin analizi: Stalin
 . Güzel, çok güzel
 . Duvara konuşmak
 . Ateist olmak
 . Sen bir aslansın
 . Mantığın ötesine geç
 . Ölüm girmeyen ev
 . Sen de uyuyor musun?
 . İçindeki göl
 . Çok fazla konuşmak
 . Şeytandan nefret et
 . Düşüncelerin senin mi?
© 2011 Gaziantep Sabah Gazetesi AnasayfaİletişimKünye

vemedya