19 Ekim 2018, Cuma Favorilere ekleAçılış sayfası yapKünyeİletişim
 
Anasayfa Güncel Siyaset Ekonomi Spor Sağlık Kültür-Sanat Yaşam Teknoloji Video Haber English Dünyadan
ÜYE ALANI
Üye Ol     Parola Hatırlat
 
O bir dev !   Dubaili hackerlarla işbirliği yapan dolandırıcılara suçüstü
 
Elektronik atıklar ağaca dönüştürülüyor   Gaziantep Tanitim Filmi
KÖŞE YAZILARI
Nurgün Balcıoğlu
ANAP’ın bomba gibi adayı
Uzm.Psikolog Hayrettin Şahin
Başkasının gözü
Ülkü Tamer
Ayfer Tuzcu Ünsal
KADINLAR VE İNEKLER
Metin Atamer
FUTBOL
Hikmet Aksoy
Sonbahar göçleri: Güler ve Karakoç...
Celal Deniz
AKP KÜRTLERİN TEPKİSİNİ ÖLÇÜYOR
Sümeyra Yapıcı
NEDEN HAYIR DİYEMEYİZ?
İlter Serim
Taşımacılık (Transportasyon) Ulaşım – Ulaştırma
Özer Karınca
Herkes kendi adaletini sağlarsa
Halit Ziya Biçer
Şikayetname
Prof.Dr.Can Akkoç
Gaziantep *olayı* (1973-84) (15)
Veli Yalçın
Kemaliye (Eğin)
Leyla Adın
Süper ego
Yaşar Özen
İYİ Kİ VAR
Doç. Dr. A. Sera Özbaşar
El âlem gider Mersin’e..
Aykut Tuzcu
Netice Hatice mi?
ÇOK OKUNAN HABERLER
Gaziantep'ten Turhal Belediyesi'ne geri dönüşüm desteği
Münifpaşa İl Halk Kütüphanesi en çok kitap okuyan üyelerine hediye verdi
Tarihi Makinesiyle Yazan" Ara Güler Hayata Veda Etti
Fransız Bakan da Suudi Arabistan ziyaretini iptal etti
Türkiye’de her 4 kişiden biri obez
Tarihi, kültürel ve gastronomide tanıtıma da katkı sağlandı
Türkiye’deki hukuk üstünlüğü ve insan haklarına ilişkin kaygıları ele aldık
SANKO Okulları Yıldız Kız Basketbol Takımı il birincisi oldu
Almanya‘daki Eyalet Seçimleri / Bavyera‘daki Seçim-1
Asfalt çalışmalarını yerinde inceledi
E-GAZETE
      
RÖPORTAJ

Türkiye, dünyanın sağlık merkezi konumuna geliyor
Gaziantep Üniversitesi gerek hizmet olarak gerekse bölgeye hitap etmesi açısından Türkiye’nin sayılı üniversitelerden bir tanesidir
ANKET
Teröre destek verenler için idam cezası getirilmeli mi?
     
Önemli Bilgiler
Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu
Önemli Telefonlar Vefat Edenler
Döviz Kurları & Altın
 
  Aykut Tuzcu
 
Yalan hem hasta ediyor hem yalnızlaştırıyor

   05 Mart 2018
 

Yalan hem hasta ediyor hem yalnızlaştırıyor.
Sahte özürler, gerçek olmayan iltifatlar, sudan bahaneler… Hemen hepimiz küçük yalanlar söyleriz ve sorunlardan bu şekilde kaçmaya çalışırız. Ancak bu ‘masum’ yalanlar, insanı hasta edebilir veya ilişkilerini bozabilir.

Her şey yolunda, gayet iyiyim! En sık söylediğimiz yalanların başında bu standart cümle geliyor. Londra Bilim Müzesi (Science Museum of London) tarafından yaptırılan bir araştırmada en sık başvurduğumuz diğer yalanlar şöyle sıralanıyor:
Cep telefonum çekmiyordu, trafik tıkalıydı, ne kadar da zayıflamışsın!

Splendid Research adlı araştırma şirketinin Almanya’da yaptığı bir ankete göre Almanların yüzde 60’ı her gün en az bir kez yalana başvuruyor. Ancak bu sadece elbette Almanlara özgü bir durum değil, küresel bir fenomen. Araştırmacılar, iki kişi arasındaki 10 dakikalık bir sohbette en az bir kez yalan söylendiğini varsayıyor. İşin ilginç tarafı, yalanla ilgili araştırmaların gerçekleri tam olarak yansıtıp yansıtmadığı. Zira araştırmacılar, deneklerin yalan konusunda doğru söyleyip söylemediğinin sağlamasını yapamıyor!

Ne ekersen onu biçersin!
Deutsche Welle de Facebook takipçilerine "Neden yalan söylersiniz?" diye sordu. Bir takipçi "Annemi memnun etmek için" derken bir başkası “Arkadaşlarımı sevindirmek ya da cesaretlendirmek için“ cevabını verdi. Ankete katılanların yüzde 49’u bu tür “beyaz yalanlara“ başvurduğunu itiraf etti.
Alman Kassel Üniversitesi sosyal psikologlarından Marc-André Reinhard, bunun nedenini şöyle açıklıyor:
“İnsanlar arasındaki etkileşim, ancak karşınızdakinin özdeğerlerine saygı göstermekle mümkün. Bu nedenle yalansız bir toplum neredeyse imkansız. İmajımıza zarar verebilecek olumsuz söylemlere karşı son derece hassas bir tepki veriyoruz. Gerçekler çoğu kez can yaktığı için de arada bir küçük yalanlara başvuruyoruz."

Bu nedenle de örneğin bir kadın arkadaşımızın yeni saç modeli berbat görünse bile, onu üzmemek için “Harika olmuş! Gerçekten çok yakışmış“ türünden yalanlar söylüyoruz. O da bunun karşılığında bize, kışın birkaç kilo almamıza rağmen “Çok formda görünüyorsun“ diyerek jest yapıyor.

Öyleyse "Yaşasın yalan!" mı diyeceğiz?
Mesele bu kadar da basit değil. Zira madalyonun arka yüzünde, yalan söylemenin pek çok olumsuz etkisi karşımıza çıkıyor. Bunlardan biri de insan sağlığına verdiği zarar. Yalanın boyutlarına göre değişmekle birlikte sürekli olarak bir şeyi olduğundan farklı göstermek, hayli yorucu ve stresli olabilir.

Amerikan Psikoloji Derneği'nin yaptığı bir araştırmaya göre daha az yalan, aynı zamanda daha fazla sağlık anlamına geliyor.
Psikolog Anita Kelly başkanlığındaki araştırmada denekler iki gruba ayrıldı. Birinci grup hiçbir kısıtlamaya tabi tutulmazken, ikinci gruptan günlük hayattaki beyaz yalanlardan kaçınmaları istendi. Sadece sahte özürler ve refleksle söylenen yalanlar değil, aynı zamanda gerçekte olduğundan daha olumlu bir izlenime neden olacak abartılar da masum yalanlar kapsamında değerlendirilip yasaklandı. Sonra her iki grubun da sağlık durumları ayrıntılı olarak incelendi.
On hafta sonra yalandan kaçınmaya çalışan gruptaki deneklerin gerginlik ve stres düzeylerinin bariz şekilde azaldığı saptandı.

Bir başka Facebook kullanıcısı da "Beni kimsenin sevmemesinden korktuğum için yalan söylüyorum" diyor.
Ancak burada büyük bir tezat ortaya çıkıyor: Bir ilişkide karşı taraftan beklediğimiz en önemli şey dürüstlük! Lakin biz, sevgi uğruna dürüst davranmayarak herşeyden önce kendimizle çelişiyoruz. Araştırmacılar bu yüzden uyarıyor: "Yalan, insanlar arasında güvensizliği ve mesafeyi artırır, ilişkileri öldürür."
Psikolog Anita Kelly'in önerdiği çözüm formülü çok basit:
"Elbette her doğru, her yerde ve her zaman söylenmez. Ama bazen daha az konuşarak da sorunu çözebiliriz. Zira az konuşan daha az yalan söyler, daha az bahane üretir, daha az abartır ve sonunda daha az sahte özür uydurmak zorunda kalır. Bir diğer yöntem de yalanı kendi kendimize yasaklamamız. Yalan söylemek zorunda kalacağımız eylem ve durumlardan kaçınırsak, daha sonradan bunlarla ilgili yalan söylemek zorunda da kalmayız."

(Deutsch Welle’den Julia Vergin’e teşekkürler.)


 

 

Hayat Altmışlarda Başlar

Bu cümleyi Fransız bir yazar söylemiş.
İlk bakışta buna inanmamıştım. Kendi kendime hadi oradan demiştim böyle bir şey olabilir mi?
Mümkün değil bu bir palavra, moral motivasyon için söylenen, yazılan bir cümle.

Bu cümle hep aklımı kurcalıyordu, taa ki sıra bana geldi; yaş oldu altmış!
Eğer hayatın özgürlük olduğunu veya özgürlüğün hayat olduğunu kabul edecek olursak, evet hayat ve gerçek anlamda özgürlük altmışında başlar.

Kendine inanmama, güvenmeme" zincirinden kopma; hep iyilik meleği görünme isteğinden uzaklaşma ve "kendine şefkat ve ilgi gösterme" yaşıdır altmışlar.
Kendi karakterini kabul etme ve onu değiştirme çabasından vazgeçme yaşıdır altmışlar.
Özgürlük içinde olduğunu hissetme, kendini eleştirmeme, serzenişte bulunmama ve sükunetle kendini kabullenme yaşıdır altmışlar.

Hep orada burada kendi hatalarını anlatmanın sona erdiği; hatta yaptığın hatalarla gurur duyma yaşıdır altmışlar.
Çalışma mecburiyetindan kurtulduğun; ya da hobi için, zevk için çalıştığın dönemdir altmışlar.

Aşırı yemek yemekten kurtulmaktır; yesen de sağlıklı olmak ve yaşamak icin kadardır altmışlar.
Karşı cinse olan ilgi dengesini bulmuş, canını ruhunu besleyecek kadardır altmışlar.

Aynaya baktığında gençlik tebessümlerini alnındaki kırışıklıklardan görebilirsin. İstediğin kadar uyanık kalma ve istediğin saatte uyumaktır altmışlar.

Aynalardan kurtuldun. Saçın başın artık seni fazla bağlamayacak, hatta kendini daha yakışıklı ve daha karizmatik bulacaksın.

Hayatın temelinin, mal varlığı değil sevgi olduğunu anladın artık. Hayat sevmektir, kıskanmak ve hırs değildir; bunu anladın artık. Güzellik sadeliktir; gösteriş değil!

Sevgini başkalarından esirgememenin; sevgini başkalarına sunmanın zevkini öğrendin artık. Seviyorsan gerçek budur; saflık ve dürüstlüktür hayatın anlamı.

Sen hayatın kısa olduğunu ve fırsatların sınırlı olduğunu anladın artık.

(Bu yazı Farsça bir metinden çeviridir.)

 
Yorumlar Sende yorum yaz
Köşe yazısına yorum eklemek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Üye ol       |       Üye Girişi

Bu köşe yazısı için eklenmiş yorum bulunamadı.

Diğer Yazıları Tüm Yazıları
 . Netice Hatice mi?
 . Kahire sırları ve İstanbul sırları
 . Bütün dünya allak bullak oldu
 . Kaya Toperi’nin Ardından
 . Macabre-Ürkütücü cinayet İskender usulü çözülebilir ancak!..
 . Amerikan medyası kararlı: İlişkiler eskisi gibi olamaz!
 . Macabre, yani ürkütücü
 . İmrenilen Amerikan adalet sisteminde son durum…
 . Türkiye’nin en güçlü 30 iş insanı
 . Mozaik parçalarının hikayesi!
 . Yeni restoran açanların uymaması gereken stratejik kurallar!
 . Ayılık yaptım özür dilerim
 . GastroAntep’e düzeltme ve katkı!..
 . Teşekkür yerine sitem!..
 . GastroAntep Festivali(1)
 . Yabancılar için Antep’te lokanta çok pahalı!!
 . amazon.com.tr
 . Güney ve Kuzey Kore liderleri kucaklaştılar...
 . Hep bana rebbena!..
 . Gazeteler-Gazetecilik
 . Ağlama duvarı yıkıldı!..
 . Antep fıstığının adı yadigar kalacak gibi!..
 . Yaşadığımız günlerin kısa bir özeti!..
 . Bir kerecikten bir şey olmaz devri bitti!
 . Japon Naomi ve Amerikalı Serena
 . Dostlukla-düşmanlık!..
 . Yalanlarla ilgili gerçekler!..
 . Müthiş Almanya mektubu!..
 . İrtibat ve Bağlantı Jogajog and Sanjog
 . DUZCU’SUNA KAVUŞTU
© 2011 Gaziantep Sabah Gazetesi AnasayfaİletişimKünye

vemedya