16 Şubat 2019, Cumartesi Favorilere ekleAçılış sayfası yapKünyeİletişim
 
Anasayfa Güncel Siyaset Ekonomi Spor Sağlık Kültür-Sanat Yaşam Teknoloji Video Haber English Dünyadan
ÜYE ALANI
Üye Ol     Parola Hatırlat
 
O bir dev !   Dubaili hackerlarla işbirliği yapan dolandırıcılara suçüstü
 
Elektronik atıklar ağaca dönüştürülüyor   Gaziantep Tanitim Filmi
KÖŞE YAZILARI
Nurgün Balcıoğlu
Mösyücüğüm, güle güle…
Uzm.Psikolog Hayrettin Şahin
Resim ressamı yansıtır
Ülkü Tamer
Ayfer Tuzcu Ünsal
KADINLAR VE İNEKLER
Metin Atamer
Kelime Oyunu
Hikmet Aksoy
Oy dingala dingala...
Celal Deniz
AKP KÜRTLERİN TEPKİSİNİ ÖLÇÜYOR
Sümeyra Yapıcı
NEDEN HAYIR DİYEMEYİZ?
İlter Serim
Taşımacılık (Transportasyon) Ulaşım – Ulaştırma
Özer Karınca
Herkes kendi adaletini sağlarsa
Halit Ziya Biçer
Şikayetname
Prof.Dr.Can Akkoç
Gaziantep *olayı* (1973-84) (15)
Veli Yalçın
Denizli
Leyla Adın
Bir insanı en iyi üslubu tanımlar
Yaşar Özen
Gesi ve Tavlusun
Doç. Dr. A. Sera Özbaşar
Sürücülere uyarı 2
Aykut Tuzcu
Trump ile Senato arasındaki gerilim had seviyede!..
ÇOK OKUNAN HABERLER
Çalışanların yüzde 33,6’sı kayıt dışı
Ülke genelinde üretim planlaması yapılmalı
Öğrenciler “Oyna, Öğren, Yaşa” projesi ile özgüven kazanıyor
Mezopotamya ile Akdeniz Bölgesi’nin kesişme noktasında
Muhammet Umut Dinç’in projesi sergilenecek
Araştırmayı ve keşfetmeyi seven, motivasyonu yüksek bireyler yetişmeli
Hokey standartlarına uygun spor salonu yapılacak
Saha olmayınca uluslararası şampiyonalar başka illere veriliyor
Hedef Suriye'nin toprak bütünlüğü
Emniyet Raporu: Kaşıkçı cinayetinde her şey planlı
E-GAZETE
      
RÖPORTAJ

Türkiye, dünyanın sağlık merkezi konumuna geliyor
Gaziantep Üniversitesi gerek hizmet olarak gerekse bölgeye hitap etmesi açısından Türkiye’nin sayılı üniversitelerden bir tanesidir
ANKET
Teröre destek verenler için idam cezası getirilmeli mi?
     
Önemli Bilgiler
Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu
Önemli Telefonlar Vefat Edenler
Döviz Kurları & Altın
 
  Leyla Adın
 
Yer altındaki zenginliğimiz

   28 Nisan 2018
 
Ülkemizin yer altı kaynaklarını gerektiği gibi ve yeterli düzeyde kullanamamasının temel nedeni ne? Ekonomik olanaksızlığa ya da yetersiz teknolojiye mi bağlamak gerekir? Yoksa daha çok siyasi nedenlere mi bağlı? Türkiye, geçmişten günümüze kadar uzanan süreç içerinde, birçok farklı kültüre, ev sahipliği yapan bir ülke olmanın yanında, coğrafi olarak da ayrıcalıklı bir konumdadır. Gerek bulunduğu bu ayrıcalıklı konumu itibariyle, gerekse de birçok farklı kültür ve medeniyete kaynaklık eden bir ülke olması yönünden çeşitli zenginliklere sahiptir.

En büyük zenginliklerimizden biri de, yer altı kaynaklarımızdır bilindiği üzere. Ülke olarak yer altı kaynakları bakımından gerek bolluk, gerekse de çeşitlilik bakımından olsun oldukça ayrıcalıklı bir konumda bulunuyoruz. Zengin olmasına zengin, yalnız bu kaynaklarını belli sınırlılıklar dâhilinde kullanabildiği gerçeği de göz ardı edilemez bir gerçektir.

Lozan Antlaşması ile günümüzde hala geçerliliğini sürdüren siyasi nedenleri bir tarafta, gerek yeterli ekonomik güçte olmayışı ve gerekse de gerekli teknolojiye sahip olmamakla birlikte, bu teknolojiyi kullanabilecek yeterli bilgi birikimine sahip olmaması bu sınırlılıklardan bazılarıdır.

Ülkemiz, endüstrinin en önemli hammaddesi olan demir bakımından, oldukça zengindir. Hemen hemen her bölgemizde bu maden kaynağına rastlamak mümkündür. Ancak çok azı işletilebildiği için ülkenin yeteri kadar ihtiyacını karşılayamıyor ne yazık ki ve çoğu zaman dış ülkelerden çok daha yüksek fiyat ile ithal ediliyor. Ya da sanayide oldukça fazla ve çok farklı işlerde kullanılan bor minerallerinden örnek verecek olursak, ülkemiz, bu yer altı kaynağı bakımından dünyada birinci sırada olmasına rağmen, sağlıklı bir devlet politikası ile yönetilemediği için, yine ekonomiye güç katacak şekilde değerlendirilemediğini söylemek yanlış olmayacaktır.

Yer altı kaynakları bakımından, önemli bir düzeydeyiz. Fakat bu yer altı kaynaklarımızın çoğu, yabancı şirketler tarafından işletilmektedir bilindiği üzere. Mühendis bir arkadaşım yaptığı sunum sırasında, aslında biz, yer altı kaynaklarımızı işlemememizi hep siyasi nedenlere bağlıyoruz. Ancak, genel olarak ekonomik sıkıntı ve yeterli teknolojiye sahip olmamamızdan kaynaklanıyor diye belirtmişti. Ama zaten hem ekonomik olanağın, hem de teknoloji yetersizliğinin altında yatan en büyük neden geçmişten beri süregelen siyasi engeller değil midir aslında?

Ülke olarak, sanırım en büyük hatayı, anlık olarak ortaya atılan politikalarla hareket ederek yapıyoruz. Uzun vadeli ve mantıksal bir çerçeve içerisinde yürütülen herhangi bir plan uygulanmadığı için diğer ülkelerden bir adım daha ileriye gidemiyoruz maalesef. Çünkü devlet yönetimlerinde, başarılı bir şekilde gerçekleşen politikaların altında yatan en önemli neden, uzun vadede düşünülen planlı ve programlı faaliyetlerden geçmektedir. Tabi bu da dışa bağımlılığımızı bir nevi de olsa azaltacak ve sahip olduğumuz zenginliklerimizi farkına varıp, bunu en iyi şekilde değerlendirebilmekten geçiyor.

Geçmişte ve hatta günümüzde dahi ülkeler arası karmaşanın asıl nedenini yer altı kaynakları oluşturmaktadır. Özellikle güçlü ve zengin ülkeler, yeterli düzeyde sahip olamadıkları kaynağa ulaşabilmek için bir diğerini sömürme faaliyetlerine girişiyor.
Türkiye’nin demokratikleşmesi ve gelişmiş bir ülke düzeyine ulaşabilmesinin temel koşulu aslında diğer sektör ile birlikte yer altı zenginliklerini de sağlıklı bir politika ile yürütebilmesinden geçmektedir.
 
Yorumlar Sende yorum yaz
Köşe yazısına yorum eklemek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Üye ol       |       Üye Girişi

Bu köşe yazısı için eklenmiş yorum bulunamadı.

Diğer Yazıları Tüm Yazıları
 . Bir insanı en iyi üslubu tanımlar
 . Köy ve kent insanı
 . Biraz kitap
 . Toplu taşımada şoförler eğitilmeli
 . Karne
 . Önce bilinç gerek
 . Kadın dayanıklıdır
 . Gülmeyi ve güleni özlemek
 . Kış çilesi
 . Değişmeli algılar
 . En büyük engel ön yargıdır
 . Fazla evet diyoruz
 . Öğretmenler günü
 . Görsel medyanın etkisi
 . Hasankeyf’in tarihi izleri siliniyor
 . Güzel etkinliklerle sonbahar
 . 95 yılın ardından
 . Yaşar Kemal’i okumalıyız
 . Süper ego
 . Gün geçmiyor ki bir tuhaflık yaşanmasın
 . Mindenki
 . Bir sonbahar daha kapıda
 . Farkındalık küçük yaşlarda başlar
 . Yine mutsuzuz
 . Her yaşta okunabilecek kitaplar
 . Bayram
 . Aşırı gürültüye de mi alıştık?
 . Ağacı bırakıp ormanı görmek gerek
 . İnternet okuryazarlığı eğitimi verilmeli
 . Yaşantı, düşüncelerin ürünüdür
© 2011 Gaziantep Sabah Gazetesi AnasayfaİletişimKünye

vemedya