21 Kasım 2018, Çarşamba Favorilere ekleAçılış sayfası yapKünyeİletişim
 
Anasayfa Güncel Siyaset Ekonomi Spor Sağlık Kültür-Sanat Yaşam Teknoloji Video Haber English Dünyadan
ÜYE ALANI
Üye Ol     Parola Hatırlat
 
O bir dev !   Dubaili hackerlarla işbirliği yapan dolandırıcılara suçüstü
 
Elektronik atıklar ağaca dönüştürülüyor   Gaziantep Tanitim Filmi
KÖŞE YAZILARI
Nurgün Balcıoğlu
ANAP’ın bomba gibi adayı
Uzm.Psikolog Hayrettin Şahin
Zihnini temizle
Ülkü Tamer
Ayfer Tuzcu Ünsal
KADINLAR VE İNEKLER
Metin Atamer
RAKAMLAR
Hikmet Aksoy
Yemek masasından doymadan kalkınız
Celal Deniz
AKP KÜRTLERİN TEPKİSİNİ ÖLÇÜYOR
Sümeyra Yapıcı
NEDEN HAYIR DİYEMEYİZ?
İlter Serim
Taşımacılık (Transportasyon) Ulaşım – Ulaştırma
Özer Karınca
Herkes kendi adaletini sağlarsa
Halit Ziya Biçer
Şikayetname
Prof.Dr.Can Akkoç
Gaziantep *olayı* (1973-84) (15)
Veli Yalçın
BODRUM
Leyla Adın
Görsel medyanın etkisi
Yaşar Özen
İYİ Kİ VAR
Doç. Dr. A. Sera Özbaşar
Erbap yorumu ‘2’
Aykut Tuzcu
Adımız çok büyük ama…
ÇOK OKUNAN HABERLER
MHP, Suriyeli esnaflar için yasa teklifini meclise sundu
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Putin TürkAkım projesi için bir araya geldi
Esnafın olmadığı ekonomik büyüme düşünülemez
Farklı tür materyaller ve teknikle hazırlanmış çalışmalar bir arada
Güzide sergisinde, geleneksel sanat ve plastik sanatları buluştu
Karacaoğlan sosyal tesisi hizmete girdi
523 engelli iş sahibi oldu
Brexit için kritik günler
Yükseköğretim kurumları bütçesinin yüzde 69'u zorunlu gider
Türkiye'de 893 bin çocuk çalışıyor
E-GAZETE
      
RÖPORTAJ

Türkiye, dünyanın sağlık merkezi konumuna geliyor
Gaziantep Üniversitesi gerek hizmet olarak gerekse bölgeye hitap etmesi açısından Türkiye’nin sayılı üniversitelerden bir tanesidir
ANKET
Teröre destek verenler için idam cezası getirilmeli mi?
     
Önemli Bilgiler
Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu
Önemli Telefonlar Vefat Edenler
Döviz Kurları & Altın
 
  Hikmet Aksoy
 
"Edep dar'a çekilir edepsiz alkış tutar."

   02 Haziran 2018
 
1983lü yılların ikinci yarısı … Gazetede epey yorulmuş, biraz olsun soluklanmak için kendimi dışarıya atmıştım.
İkindi vakti…
Yakın olduğundandı belki, Taksim Parkı’nda Atatürk heykelinin hemen yanı başındaki masalardan birini tercih ettim. Garson hemen geldi, orta şekerli kahvemi söyledim.
Kafamda Kuzey Haber’in yarınki manşeti için haberleri yarıştırırken gençten birisi -başka masalarda yer bulamamış olacak ki- centilmence “-Oturabilir miyim?” diye sordu. “-Neden olmasın? Hoş geldiniz, buyurun oturunuz…” dedim.
Kafamda ne manşet sıkıntısı kaldı, ne de gazete…
Uçtu gitti.
Genç ya; sordum, ne yaparsın, ne edersin diye…
Pek kendini anlatacak gibi değildi. Bir sorunu olup olmadığını sordum:
"-Ne olsun ki… Yok.” dedi.
Sanki kilitli sandık... Sorunu varsa da açıklamıyordu ama, konuşmak isteyip de konuşamayan kişi durumundaydı anladığım kadarıyla...
Bulunduğum konum gereği sormak bana düştü yine. Sordum, anlattı:
"- 1985 yılından bu yana Trabzon’dayım. Rize Kendirli’denim. Adım Salih… Arkadaşlarım/herkes bana 'Sade Salih'derler. Soyadım, Özdemir…
"- Sade Salih... Niçin, 'Sade', bir nedeni var mı?" diye sordum.
Uzun-uzun anlattı.
Belki, bir uzun öykü olacak kadar... Dili çözülmüştü. Yaşamından, arkadaşlarından, olaylardan anlatıyor, O anlatırken ben kimi yerde araya girip sorular soruyorum:
"- Peki, Salih siyasetle aran nasıl?" diye sorduğumda önce duraladı, sustu bir süre sonra yüzüme bakıp şu dizeler döküldü dudaklarından:
Edep dar’a çekilir, edepsiz alkış tutar/Gözyaşımı saklarsam derya yuhalar beni//Buyur eder, içeri, arsızlık kapı açar/Adımımı atarsam haya kovalar beni…”
Haydaaa!..
Şu dörtlüğe bakınız. İlk dinlediğimde şaştım kaldım. Bu ne ifade böyle...
Ne diyecektim.
Karşımda dopdolu genç bir insan, isyanını bildiriyordu. Şiirini okuduktan sonra bir süre sustu “Sade Salih”... Ben de doğrusu ne diyeceğimi şaşırdım.
Bir derya insanla birlikteydim.
Ismarladığım çayı bitirmiş, bir çay ya da başka bir şeyler içmesini istedim, teşekkür etti. Kabullenmedi.
"- Sade Salih, sen iyi bir arkadaşsın anladığım kadarıyla, zaman-zaman buluşalım mı?” soruma;
“- Abi, ben sizi tanıyorum. Gazeteye gelirim” dedi.
Buluşmak umudu bende kaldı, vedalaşarak ayrıldık.
***
Aradan tam 30 yıl geçmiş… Otuz yıl önce not alıp günlüğüme yazdığım küçücük kağıt parçası, kitaplarımı karıştırırken elime geldi.
İçimden “Ben bu ‘Sade Salih’i bulmalıyım” diye düşündüm.
Künyesini yukarıda yazdığım “Sade Salih” arkadaşımı bulabilmem konusunda yardımlarınızı diliyorum.
***
Aslında herkesin birer “Sade Salih”i var sanıyorum.
Olmalı da…
Sade Salih”in söylediği “dörtlük” bir yalnız insanın kendi iç dünyasındaki güzellikleri/doğruları egemen kılmak uğruna yanlışlarla/haksızlıklarla verdiği erdemli bir savaşı anlatıyor bizlere.
Ne mutlu. "Sade Salih"lere...
Ülkemizin bugün böyle insanlara çok gereksinimi var sanıyorum.
 
Yorumlar Sende yorum yaz
Köşe yazısına yorum eklemek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Üye ol       |       Üye Girişi

Bu köşe yazısı için eklenmiş yorum bulunamadı.

Diğer Yazıları Tüm Yazıları
 . Yemek masasından doymadan kalkınız
 . Ucuz etin yahnisi demokrasi!..
 . Yasa sollamanın bir yolu da takiye...
 . Belediyeler kent insanına ne gözle bakıyor?
 . Eğitimde "Kırmızı Çizgi..."
 . Lodos Karayel, karışık havalar...
 . Haram olsun!..
 . Horozun çok olduğu yerde...
 . Atatürk'ü anlamak (2)
 . Atatürk'ü anlamak...(1)
 . Vah ki vah!..
 . ABD'nin üç terörist tuzağı..
 . Oh, güzel başkanlık!..
 . Emekliye kredi verilecekse...
 . Vekil de bunu düşünmeli...
 . VATAN'a haksızlık yapıldı...
 . Döne döne umutlara sevilere
 . Peki Atatürk'ün adı ne olacak?
 . Demokrasi ve "düzgün adam..."
 . Dün-bugün Cumhuriyet kutlamaları
 . Bilgi, cehalet siyaset ve demokrasi...
 . Atatürk, "Yurtta sulh/barış ...." demişti..
 . Yorumu siz yapınız...
 . Her gazete evladım gibi...
 . Yufka/Sığ akıllarla...
 . Şimdi kılıf zamanı!..
 . Yine belediyeler üzerine...
 . Tarımı sahiplenme zamanı...
 . Sonbahar göçleri: Güler ve Karakoç...
 . İnsan değişiyor ama...
© 2011 Gaziantep Sabah Gazetesi AnasayfaİletişimKünye

vemedya