16 Ağustos 2018, Perşembe Favorilere ekleAçılış sayfası yapKünyeİletişim
 
Anasayfa Güncel Siyaset Ekonomi Spor Sağlık Kültür-Sanat Yaşam Teknoloji Video Haber English Dünyadan
ÜYE ALANI
Üye Ol     Parola Hatırlat
 
O bir dev !   Dubaili hackerlarla işbirliği yapan dolandırıcılara suçüstü
 
Elektronik atıklar ağaca dönüştürülüyor   Gaziantep Tanitim Filmi
KÖŞE YAZILARI
Nurgün Balcıoğlu
ANAP’ın bomba gibi adayı
Uzm.Psikolog Hayrettin Şahin
Ölü fare
Ülkü Tamer
Ayfer Tuzcu Ünsal
KADINLAR VE İNEKLER
Metin Atamer
Kervan
Hikmet Aksoy
Bu siyaset labirentinden çıkış yolu
Celal Deniz
AKP KÜRTLERİN TEPKİSİNİ ÖLÇÜYOR
Sümeyra Yapıcı
NEDEN HAYIR DİYEMEYİZ?
İlter Serim
Taşımacılık (Transportasyon) Ulaşım – Ulaştırma
Özer Karınca
Herkes kendi adaletini sağlarsa
Halit Ziya Biçer
Şikayetname
Prof.Dr.Can Akkoç
Gaziantep *olayı* (1973-84) (15)
Veli Yalçın
MEZOPOTAMYA’NIN İNCİSİ AMED / DİYARBAKIR
Leyla Adın
Ağacı bırakıp ormanı görmek gerek
Yaşar Özen
Katakulli
Doç. Dr. A. Sera Özbaşar
Sihirli Değnek...
Aykut Tuzcu
DUZCU’SUNA KAVUŞTU
ÇOK OKUNAN HABERLER
En üst sosyoekonomik dilimde yer alan hanelerde bile kitap sayısı 200’ü bulmuyor
Bazı ABD ürünlerine yüzde 100 ek vergi
Yaz Okulu Final Şenliği’nde 1500 öğrenciye sertifika verildi
34 bin 496 gram gümrük kaçağı çay yakalandı
"Türkiye bu krizi fırsata dönüştürmek üzere"
Meclis’e devam etmeyen vekiller için müeyyide uygulanacak
Merkezi yönetim bütçesi 45 milyar TL açık verdi
İkramiye ödemeleri başladı
TÜİK: İşsizlik Mayısta yüzde 9,7 oldu
5 ayrı hırsızlık olayının şüphelisi yakalandı
E-GAZETE
      
RÖPORTAJ

Türkiye, dünyanın sağlık merkezi konumuna geliyor
Gaziantep Üniversitesi gerek hizmet olarak gerekse bölgeye hitap etmesi açısından Türkiye’nin sayılı üniversitelerden bir tanesidir
ANKET
Teröre destek verenler için idam cezası getirilmeli mi?
     
Önemli Bilgiler
Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu
Önemli Telefonlar Vefat Edenler
Döviz Kurları & Altın
 
  Uzm.Psikolog Hayrettin Şahin
 
Merhamet

   05 Haziran 2018
 

Geçmiş devirlerde aileler çocukların eğitim almaları için küçük yaşlardan itibaren uzak diyarlara meşhur üstatlara gönderirlerdi. Yine böyle asil bir ailenin çocuğu eğitim için gönderilecekti. Baba çocuğuna “Evladım, seni eğitim için uzak bir şehre göndereceğim. Bizim aileden eğitim için uzak diyarlara giden hiçbir fert eğitimini tamamlamadan geri dönmedi. Şimdi sıra sana geldi. Sen şu anda yedi yaşındasın, ama bizim aile geleneğimizde eğitime gönderilen çocukların dönüp arkalarına bakmaları bile ayıp karşılanır. Arkaya bakmadan gitmek bizim geleneğimizdir. Babam beni gönderirken de ‘Asla ağlamayacaksın, gözlerinden yaşlar akmayacak. Eğer ağlarsan, geriye dönüp bakarsan bu ev asla senin olmayacak ve sen burada kalamayacaksın. Eve doğru dönüp ağlamana iznimiz yoktur’ demişti. Ben de şimdi aynısını sana diyorum” dedi.

Derin bir nefes alan baba konuşmasına devam etti: “Yarın sabah saat altıda buradan ayrılacaksın. Hizmetlimiz Miko seninle beraber gidecek. Buradan bir kilometre uzakta bir dönemeç var. İşte o sapağa, dönemece kadar arkana dönüp bakmayacaksın. Çünkü arkasına bakan, söz dinlemeyen insana güvenilmez. Bizler seni balkondan izleyeceğiz. Sakın ha sakın arkana dönüp bakma” dedi.

Daha yedi yaşında olan çocuğun içi daralıyordu, yüreği sıkışıyordu. Evinden, annesinden, babasından, kardeşlerinden ayrılması çok zor olacaktı. Annesi ona teselli veriyordu. “Bir zamanlar bir çocuk senin gibi eğitime gönderilirken dönüp arkasına bakmıştı ve ailesi onu reddetti. Bir daha burada yaşayamadı. Sen de sakın ha geriye dönüp bakma” dedi.

Çocuk bütün bu nasihatlardan sonra sabaha kadar uyuyamadı. Evden, aileden ayrılmak, dönüp bakamamak, ağlayamamak kendisini çok rahatsız etmişti. Sabah saat altı olunca çocuğu uyandırdılar ve hazırladılar. Hizmetli onu ata bindirdi ve atın yularını tutup çekmeye başladı. Çocuğun ailesi balkondan bu yolculuğu seyrediyordu. Hizmetli bir taraftan atı çekiyor bir taraftan da çocukla konuşuyordu. “Ailen ve köylüler seni izliyorlar. Sakın arkana dönüp bakma. Şu ilerideki dönemece kadar arkana bakmazsan baban ve ailen çok mutlu olacaklar. Onlara layık bir evlat olmalısın. Sakın dönme” dedi.

Çocuk minicik yüreğinin pıt pıt atmasına rağmen dirayetli davrandı ve dönüp arkasına bakmadı. Dönemeci geçtiler ve bir kilometre kadar yol gittiler ama çocuk hala dönüp bakmıyordu. Çocuğun başarmış olması, içini huzurla doldurmuştu.
Birinci sınavı başarı ile geçmişti. İçinde hem acıyı hem mutluluğu bir arada yaşıyordu. Akşam bir yerde kamp kurdular ve dinlendiler. Sabah erkenden yola çıktılar. Kuşluk vakti çocuğun eğitim alacağı manastırın önüne geldiler. Manastırdan çocuğun eğitimini üstelenen bir rahip aşağı geldi. Ve çocukla konuşmaya başladı. “Buraya her gelen insanı kabul etmiyoruz. Bu okula kabul edilmen için bazı şartlarımız var. Gözlerini kapatıp manastırın kapısında oturacaksın. Ben birazdan buradan gideceğim. Ben yeniden gelinceye kadar ne gözlerini açacaksın, ne de yerinden kalkacaksın. Eğer ben gelinceye kadar gözlerini açarsan, çevreye bakarsan, yerinden kalkıp dolaşırsan seni yeniden evine gönderirim. Seni getiren hizmetli ileride ağacın altında hazır bekliyor olacak. Eğer ailen için utanç vesilesi bir evlat olmak istemiyorsan bu sınavı geçmelisin” dedi ve çocuğun yanından uzaklaştı.

Çocuk kocaman kapının eşiğine oturdu. Hiç kimse ona yardım etmek için yanına uğramıyordu. Hiç kimse halini, hatırını sormuyordu. Çocuk içinden ailesinin ve öğretmeninin çok acımasız olduklarını düşünüyordu. İnsanlar vicdansız idiler. El kadar çocuğa bu işkenceler yapılır mıydı? “Arkana dönüp bakma, ağlama, gözlerin kapalı otur” bütün bunlar ne demekti. Çocuk içinde atıp tutuyordu. Bu sırada manastırda eğitim gören diğer çocuklar onu itekliyor, eziyor, dürtüklüyorlardı ama kendisi yerinden bile kımıldamıyordu. Güneş gittikçe yükseliyordu. Çocuk kapıda aç susuz bekliyordu ve sanki kapıda unutulmuş gibiydi. Öğle geçti ikindi oldu, derken akşam oldu. Hava iyice karanlık bir hal almıştı. Çocuk açlıktan ve susuzluktan kıvranıyordu. Tam bütün ümitlerini yitirmişti ki sabahki rahip çıkıp geldi. Yanında başka rahipler de vardı. Elini çocuğun omzuna koyan rahip “Giriş sınavını başarı ile geçtin. Seni tebrik ediyorum. Rüştünü ispatladın. Şimdi bir şeyler yiyip içebilirsin. İçeri buyur” dedi.

Aradan yıllar geçti. Çocuk eğitimini tamamladı ve yetişkin bir insan oldu. Manastırdan ayrılırken, anı defterine şöyle yazdı. “O ilk günü anımsıyorum. O zamanlar bana yapılan şeylerin çok kalpsiz, acımasız, merhametsiz olduğunu düşünüyordum, ama şimdi o davranışların çok şefkatli, çok merhametli olduğunu görüyorum”.
Başınıza gelen bir olay ilk etapta size çok acımasız gelebilir. Ama aradan biraz zaman geçince aslında sizin için ne kadar merhamet dolu olduğunu görürsünüz. Bazen bir davranışınızdan dolayı Tanrı’ya kızarsınız, öğretmeninize, annenize, babanıza öfkelenirsiniz, ama aylar, yıllar sonra o olayın sizin için hayırlı olduğuna kanaat getirirsiniz.

Bir olayın sonucunu görmek için beklemek ve sabretmek lazım. Zaman içinde hayır gibi gözüken şeyler şer, şer gibi gözüken şeyler de hayır olabilir. Babanız size yaz tatillerinde simit sattırır. Bu olay sizi çok kırar. Çok üzülürsünüz, ama yıllar sonra “Babam iyi ki bana limon sattırmış, simit sattırmış, tatlı sattırmış” dersiniz. Çünkü bu tür olaylar sizi hayata hazırlar. Hayatın zorluklarına karşı direncinizi artırır. Aşırı korunan çocuklar bu optimal kırılmaları yaşamadıkları için hayatta pek başarılı olamıyorlar.

Çocuğunuzun her isteğine her zaman “Evet” demeyin. İki defa “Evet” derseniz bir defa da “Hayır” deyin. Çocuk yokluğu, kıtlığı, sıkıntıyı belli ölçülerde yaşamalı. Çocuğunuzu kendinize göre değil, topluma göre yetiştirmelisiniz.

 
Yorumlar Sende yorum yaz
Köşe yazısına yorum eklemek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Üye ol       |       Üye Girişi

Bu köşe yazısı için eklenmiş yorum bulunamadı.

Diğer Yazıları Tüm Yazıları
 . Ölü fare
 . Senin üstadın kim?
 . O bilmiyor
 . Merhamet
 . Sen ne görüyorsun
 . Dünyaya bağlılık
 . Eskiye özlem
 . Koşulsuz Şefkat
 . Sen öyle anladın
 . Değişime direnç
 . Garantisi var mı?
 . Bir siyasetçinin analizi: Stalin
 . Güzel, çok güzel
 . Duvara konuşmak
 . Ateist olmak
 . Sen bir aslansın
 . Mantığın ötesine geç
 . Ölüm girmeyen ev
 . Sen de uyuyor musun?
 . İçindeki göl
 . Çok fazla konuşmak
 . Şeytandan nefret et
 . Düşüncelerin senin mi?
 . Özgürlük sorumluluktur
 . Hakikati bilmek
 . Her şey satın alınamaz
 . Fakirlik neden var
 . Ya ölmeseydik
 . Her şey çok komik
 . Dünün mağduru bu günün zalimi
© 2011 Gaziantep Sabah Gazetesi AnasayfaİletişimKünye

vemedya