17 Ocak 2019, Perşembe Favorilere ekleAçılış sayfası yapKünyeİletişim
 
Anasayfa Güncel Siyaset Ekonomi Spor Sağlık Kültür-Sanat Yaşam Teknoloji Video Haber English Dünyadan
ÜYE ALANI
Üye Ol     Parola Hatırlat
 
O bir dev !   Dubaili hackerlarla işbirliği yapan dolandırıcılara suçüstü
 
Elektronik atıklar ağaca dönüştürülüyor   Gaziantep Tanitim Filmi
KÖŞE YAZILARI
Nurgün Balcıoğlu
Mösyücüğüm, güle güle…
Uzm.Psikolog Hayrettin Şahin
Gerçek özgürlük
Ülkü Tamer
Ayfer Tuzcu Ünsal
KADINLAR VE İNEKLER
Metin Atamer
SANAT
Hikmet Aksoy
Bu saaten sonra Trump'a inanılmaz...
Celal Deniz
AKP KÜRTLERİN TEPKİSİNİ ÖLÇÜYOR
Sümeyra Yapıcı
NEDEN HAYIR DİYEMEYİZ?
İlter Serim
Taşımacılık (Transportasyon) Ulaşım – Ulaştırma
Özer Karınca
Herkes kendi adaletini sağlarsa
Halit Ziya Biçer
Şikayetname
Prof.Dr.Can Akkoç
Gaziantep *olayı* (1973-84) (15)
Veli Yalçın
HOŞGÖRÜNÜN VE BARIŞIN ADRESİ : HACIBEKTAŞ
Leyla Adın
Önce bilinç gerek
Yaşar Özen
GAZETECİLİK
Doç. Dr. A. Sera Özbaşar
.. Piramitte yaşam...
Aykut Tuzcu
‘Milion taşı’na gülmeyin Karkamış’a ağlayın…
ÇOK OKUNAN HABERLER
3600 ek gösterge bütün memurlara verilmelidir
"O caninin çıkmasını istemiyorum"
Kargolarda yüzde 50 indirim uyguluyoruz
Turkcell, bir yılda 58 milyon enerji tasarrufu sağladı
Öğrenciler, kariyer hedeflerini konuştular
Yokluklara ve zorluklara göğüs gererek ülkemiz sanayisinin temellerini attılar
Üretim ve dolum işi yapılan işletmelerde denetim sıklaştırılmalı
Beyaz baston, bağımsızlığı ve özgürlüğü temsil eder
Üretimi kısıp, işçi ve işgücünden tasarruf ederek kriz aşılamaz
Seçmen listeleri askıdan iniyor
E-GAZETE
      
RÖPORTAJ

Türkiye, dünyanın sağlık merkezi konumuna geliyor
Gaziantep Üniversitesi gerek hizmet olarak gerekse bölgeye hitap etmesi açısından Türkiye’nin sayılı üniversitelerden bir tanesidir
ANKET
Teröre destek verenler için idam cezası getirilmeli mi?
     
Önemli Bilgiler
Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu
Önemli Telefonlar Vefat Edenler
Döviz Kurları & Altın
 
  Uzm.Psikolog Hayrettin Şahin
 
Asıl gayeyi unutmak

   31 Ağustos 2018
 
Üstad Vişnu uzak bir dağda, geniş bir mağarada müridi ile beraber inzivaya çekilmiş. Günlük ibadetleri bitince, mürit çok sevdiği üstadının ellerine kapanmış ve minnettarlıkla “Üstadım, lütfen sana hizmet edeceğim bir şeyler söyle” demiş.
Üstad gülümseyerek “Sana bedava verdiklerimi eylemlerinle ödemen çok zor olacak” demiş. Mürit yalvarmaya devam etmiş. “Lütfen efendim, lütfedin size hizmet edeyim. Beni bu şereften mahrum bırakmayın” demiş.
Üstad Vişnu, bu ısrarlara daha fazla dayanamamış. “Peki” demiş. “Senden bir bardak soğuk su istiyorum”.

Mürit müteşekkir bir biçimde “Tamam, efendim” demiş ve neşe içinde mağaradan ayrılmış. Elinde su kabı şarkılar söyleyerek aşağıdaki vadiye doğru yürümeye başlamış. Bir süre sonra vadinin sonundaki küçük bir kulübeye ulaşmış. Kapıyı çalmış. İçeriden “Kimsiniz” sesi duyulmuş. “Biz gezgin dervişleriz. Bu dünyada evimiz yok” demiş genç mürit. “Lütfen, üstadım için bir bardak soğuk su alabilir miyim?”.
İçeriden çok güzel bir kız çıkıvermiş. “Sanırım siz dağdaki kutsal ermişe hizmet ediyorsunuz. Lütfen evimize girerek evimizi onurlandırın. Ve lütfen evimizi kutsayın ki evimiz kötülüklerden korunsun, evimizde bolluk bereket olsun” demiş.
Mürit “Lütfen bunu kabalık olarak değerlendirmeyin. Hiç zamanım yok. Bir an önce suyu alıp efendime götürmem lazım” demiş.
Güzel kız “Elbette su alacaksınız. Ama evimizi kutsamanız, dualar okumanız, efendinizi kızdırmaz. O kutsal ermişin müridi olarak evimizi kutsamanız gerekiyor. Çünkü bizler duaya muhtaç insanlarız” demiş.

Daha bir çok dil dökmüş. En sonunda mürit içeri girip, evi kutsamayı kabul etmiş. Daha sonra yemek vakti gelmiş. Kız müridin yemeğe kalması için çok ısrar etmiş. Bu davranışın kutsal ermişin çok hoşuna gideceğini söylemiş. Müritle neşe içinde yemek yemişler. Bu arada vakit geçmiş ve akşam olmuş.

Kız, gece yolculuk yapmanın tehlikeli olduğunu ve müridin evde kalmasını söylemiş. Mürit “sabah giderim” düşüncesi ile derin bir uykuya dalmış.
Sabah erkenden kalkan kız inekleri sağıyormuş. Müride kendisine yardım etmesini, ineklerin bir an önce sağılması gerektiğini ifade etmiş. Sonra ineklerin çayıra götürülmesi gerekiyormuş. Bu güzel ve yalnız kızın yardıma ihtiyacı varmış. Mürit bütün bu işlerin ucundan tutmuş.

Aradan haftalar geçmiş. Mürit bu kızla evlenmiş. Çocukları olmuş. Çok çalışmışlar ve zengin olmuşlar. Mürit bu köye çok güzel tapınak yaptırmış. Müridin önayak olması ile beraber buraya okullar ve hastaneler yapılmış. Bu köy kocaman bir şehre dönüşmüş. Şehirde yaşayan herkes mutluymuş. Her taraftan bolluk ve bereket taşıyormuş. Kendi çocukları büyümüş, torunları olmuş. Epey yaşlanan mürit bir gün vadiye bakan alçak bir tepenin üzerine çıkmış. Aşağıları seyrederken mutlu olmuş.
Vadinin içlerinde çiftlikler, hayvan sürüleri ona ayrı bir haz veriyormuş. Bu vadiye geldiğinden beri yaşadığı şeyleri düşünmüş. Tam bu anda büyük bir tsunami dalgası gelmiş. Vadinin içindeki evleri, okulları, hastaneleri, çiftlikleri, eşini, çocuklarını, insanları her şeyi yutmuş, almış götürüyormuş. Önünde meydana gelen faciayı hayretle izlerken suyun yüzeyinde duran “Hala suyumu bekliyorum” diyen efendi Vişnu’yu görmüş.

Bu hikaye, Hint kültüründe dünyaya gönderilme sebebimizi nasıl unuttuğumuzu ifade etmek için anlatılır. İnsan bu dünyaya neden geldiğini çabuk unutur. Her şeyin bir görevi var, fonksiyonu var, işlevi var. Arı milyonlarca çiçekten bal alıyor. İnek süt veriyor. Kiraz ağacı meyve veriyor. Gül çok güzel kokular salıyor.
Her canlının, her varlığın bir yaşama gayesi ve amacı var.
Peki insanın asli görevi nedir?
Varoluşun içinde sen ne yapıyorsun?
Sen başı boş bir göktaşı değilsin.
Diğer canlılarda olmayan şey sende var.
Sen düşünen bir varlıksın.
Sen zeki bir varlıksın.
İnekten beklenen şey senden beklenmiyor. Ne içilecek sütün var, ne elbise yapılacak tüyün var, ne yenilecek etin var, ne yüzülecek derin var.
En işe yaramaz varlık sensin şu dünyada.
Neden geldin bu dünyaya?
Mürit gibi esas gayeni ve amacını unutma.
Bir gün var oluşun bağrına geri döneceksin.
Bir gelgit dalgası senin de makamını, şöhretini, malını, mülkünü elinden alacak.
Beraberinde götüremediğin şeyleri kalbinde taşıma.
Bu bütün tasavvufun, mistisizmin özüdür.
Sana emanet verilen şeylere bel bağlama.
Çocuk ağzındaki emziği kaybedince hemen ağlamaya başlar.
Sen de huysuz bir çocuk gibisin. Bir şeyi kaybetsen hemen bunalıma giriyorsun. O zaten sana ait değil, o emanet.
Güzellik ödünç alınmıştır.
Zeka ödünç alınmıştır.
Gençlik, sağlık, zaman hepsi ödünç alınmış şeylerdir.
Lütfen bütün bunların kısa bir süreliğine sana verildiğini unutma ve bunları çok iyi değerlendir. Ölüm dalgası geldiğinde hepsi elinden gidecek.
 
Yorumlar Sende yorum yaz
Köşe yazısına yorum eklemek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Üye ol       |       Üye Girişi

Bu köşe yazısı için eklenmiş yorum bulunamadı.

Diğer Yazıları Tüm Yazıları
 . Gerçek özgürlük
 . Özür dile
 . Başarı: Kahvaltıyı kim yedi?
 . Her şey kaynağına geri döner
 . Büyük insanların küçük hayatı
 . Mutsuzluğun formülü
 . Büyük insanların küçük hayatı
 . Başarı: Henry Ford
 . Kim hizmetkar
 . Yanlış teşhis
 . Kaybolmak
 . Sabır
 . Ben
 . Halini biliyor musun?
 . Çocuğun Şarkısı
 . Büyük düşman ego
 . Dikkat et
 . Zihnini temizle
 . Hayal
 . Ego süsü sever
 . Yaşlı Bıçak Ustası
 . Bir parça huzur
 . Paradan başka
 . Devenin kazığı
 . Mal benim değil mi?
 . Küçük bir iplik
 . İstek ve arzular
 . Sevilen yük olmaz
 . Başkasının gözü
 . Farkındalıkla çalabilirsin
© 2011 Gaziantep Sabah Gazetesi AnasayfaİletişimKünye

vemedya