17 Eylül 2019, Salı Favorilere ekleAçılış sayfası yapKünyeİletişim
 
Anasayfa Güncel Siyaset Ekonomi Spor Sağlık Kültür-Sanat Yaşam Teknoloji Video Haber English Dünyadan
ÜYE ALANI
Üye Ol     Parola Hatırlat
 
O bir dev !   Dubaili hackerlarla işbirliği yapan dolandırıcılara suçüstü
 
Elektronik atıklar ağaca dönüştürülüyor   Gaziantep Tanitim Filmi
KÖŞE YAZILARI
Uzm.Psikolog Hayrettin Şahin
Yaşamadıktan sonra
Nurgün Balcıoğlu
Mösyücüğüm, güle güle…
Ülkü Tamer
Ayfer Tuzcu Ünsal
KADINLAR VE İNEKLER
Metin Atamer
Bakış açısı
Hikmet Aksoy
Demokrasi yarışı ve ülke gerçekleri...
Celal Deniz
Irkçılığın tedavisi var mıdır?
Sümeyra Yapıcı
NEDEN HAYIR DİYEMEYİZ?
İlter Serim
Doğadaki çevrimlerden en önemlisi: Su çevrimi
Özer Karınca
Herkes kendi adaletini sağlarsa
Halit Ziya Biçer
Şikayetname
Prof.Dr.Can Akkoç
Çevresel mahpusluk
Veli Yalçın
Küçükköy / Ayvalık
Leyla Adın
İnsan sevgiyle yaşar
Yaşar Özen
GAZETECİLİK
Doç. Dr. A. Sera Özbaşar
Ertesi gün
Av. Aziz Canatar
Adli yıl açılışı (2)
Aykut Tuzcu
Yolun hep başarılarla dolu olsun Gazişehir GFK…
ÇOK OKUNAN HABERLER
Kültür ve sanat yönü gelişmiş nitelikli bireyler yetişiyor
Gazete kaplı camdan şüphelenen polis 240 kilo kaçak tütün yakaladı
Vatandaş saatlerce bekledi
Esnaf, bir umut piyasanın canlanmasını bekliyor
Vali Gül, okulları ziyaret ediyor
Festival, Gaziantep’in değerlerine değer kattı
Bisiklet yolu uzunluğunu 55 kilometreye çıkartacağız
"Okul Gıdası" logosuna bir yıl erteleme geldi
Öğrenciler, hocalarla birebir çalışma fırsatına sahip
Bu fotoğraftakilerin hepsi aynı kavgada öldü
E-GAZETE
      
RÖPORTAJ

Türkiye, dünyanın sağlık merkezi konumuna geliyor
Gaziantep Üniversitesi gerek hizmet olarak gerekse bölgeye hitap etmesi açısından Türkiye’nin sayılı üniversitelerden bir tanesidir
ANKET
Teröre destek verenler için idam cezası getirilmeli mi?
     
Önemli Bilgiler
Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu
Önemli Telefonlar Vefat Edenler
Döviz Kurları & Altın
 
  Metin Atamer
 
Bakış açısı

   04 Eylül 2019
 

Çocukluğumda Ankara’nın Kurtuluş semtinde otururduk. Bir binanın giriş katında idi evimiz. Bahçesi büyük olan bu evin bahçesinde güzel bir kümesimiz vardı. Kümesin içinde, mühendislik mektebine gitmeden önce, ziraat mektebinde bir müddet okuyan rahmetli pederin, Ligorin cinsi tavukları  ve horozu vardı. Beyaz renkli cins olan bu horoz ve tavukları Ankara Hayvanat Bahçesi müdürü olan arkadaşı Mustafa Bey kanalı ile almıştı.

 

Ligorin cinsi tavuklar diğer cinslere nazaran senede 300 günden fazla yumurta verdiğinden olsa gerek, evde her gün taze yumurta bulunurdu. O zamanlar buz dolabı olmadığından her şeyin tazesi tüketilir, kasaptan alınan et bekletilmez hemen yemeğe katılırdı. Bahçede meyve ağaçları vardı, ve biz hep taze meyve yerdik. Yaz başında sabahın erkenin de kalkar, dut toplardık . Dutları yıkamadan yerdik. Çocukluğumda yaz tatili, deniz kenarı gibi bir lüksümüz olmadığından, bütün yaz Ankara’yı beklerdik. 

 

Kurtuluş’ta fidanlık dediğimiz yerde çok meyve ağaçları vardı ve kimse toplamazdı. Ağaçlara çıkıp meyveyi dalından koparıp ağacın üstünde yerdik. Ankara’ya domates civar köylerden gelirdi yazları. Bir çok semt pazarlarında sebze ve meyve satılır, yumurta ve limon satan bir veya iki kişi olurdu. Limon tane ile satılır, Sıhhiye pazarında yumurta satan Kemal pazarın neşesiydi. Kendisi hiç gülmez fakat herkesi güldürürdü. Özel oyuklu yumurta kabı olmadığından, kesekağıdına konan yumurtaların eve kadar olan yolculuğunda mutlaka bir veya ikisi kırılırdı. “Lanet olsun,  bir daha yumurta almayacağız” derdi peder, ancak kimi zaman tavuklar yeterince yumurtlamadığından, pazardan takviye mutlaka yumurta alınırdı. Yumurta ve limon tane ile satılırdı. Soğan veya patates yalnız satılmaz, tezgahta hem patates hem de soğan bulunurdu. 

 

Pazarcılar ellerinde tuttukları terazilerin bir gözüne ağırlık olarak ayarlı döküm kiloları koyarlar,  kefenin diğer tarafına ise sebze veya meyveyi koyarlardı. Tek elle kaldırdıkları terazinin dengeli hale gelmesi durumunda, tarttığı sebzeyi fileye boşaltırlardı. Elde tutulan terazi adaletli mi diye hep düşünmüştüm. Hilesi olur mu diye akıllarda sorular kalırdı. Naylon torba yerine çok sağlıklı olan ipten yapılmış fileler kullanılırdı. Hatta irice sepetleri sırtlarına başlayıp, taşıma işine ücret karşılığında yardımcı olan hamal bile, Pazar girişinde bekler, “Abla hamal lazım mı?” diye sorarlardı. Haftada en az bir kez pazara gidilirdi. Eldeki beş on lira pazarda harikalar yaratırdı. 

 

Sokağın köşesinde bir cami vardı, her gün beş vakit müezzin minareye çıkıp dört ayrı yöne namaz çağrısı olan ezanı her yöne ayrı okuduğu cümlelerle cemaati namaza davet ederdi. Başlangıç olarak Güney’e okunacak cümle başka, doğuya okunacak cümle başka, kuzeye okunacak cümle ayrı, Batıya okunacak cümle ile çağrı sonuçlanarak tekrar güneye geldiğinde ilk okuduğu cümleyi tekrar ederdi.

Haydin namaza, haydin namaza, Tanrı uludur, Tanrı uludur, bu cümlelerden insanlar neden rahatsız olur diye düşünmekteyim. İlk yazılan İncillerin hangi dilde yazıldığını bilmemekle beraber, İncil her lisanda yayınlanmış. Arapça da ısrar edilen Kuran-ı kerimin bence her dilde yayınlanması gerekir. Böyle olunca hoca ve hocaların saltanatlarının sona ereceğinden, Diyanet tarafından baskı altında tutulmakta. 

 

Bir ülkenin gelişmesi muasır medeniyetleri yakalayabilmesi için, o ülke içinde okuyan ve araştıran nesiller gerekir.’ 

Timeo Hominem Unius Libri, 13’üncü asırda söylenmiş bir cümle bu. Tek kitaplı insandan korkarım. Sadece tek bir kitabı devamlı okumaktansa, başka kitaplarında okunması, insanların dünyaya bakış açısını genişletir. 

 

Ülkemizde DİYANET İŞLERİ diye kurum bulunmakta. Ve benim ülkemde bir çok değişik dinlere inanan insanlar yaşamakta. Bu insanlar doğrudan veya dolaylı mutlaka bu devlete vergi vermekte. Geçtiğimiz son 50 senede bu değişik dinlere inanan insanlara, onların dini ihtiyaçları için ibadethane yapıldı mı? Bilemiyorum, ancak son 18 senede 31800 cami yapıldığı, Diyanet İşleri kayıtlarında bulunmakta. Bu kurumun başındaki kişinin kullanması için satın alınan zırhlı özel araca 1 milyon Euro verilmesi, dini israf olarak düşünülmekte diye bir sözüm geldi söyledim hem nalına hem mıhına.

 

 

 
Yorumlar Sende yorum yaz
Köşe yazısına yorum eklemek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Üye ol       |       Üye Girişi

Bu köşe yazısı için eklenmiş yorum bulunamadı.

Diğer Yazıları Tüm Yazıları
 . Bakış açısı
 . Kayyum
 . Maarif
 . İda dağı
 . Tarif edin
 . Adil
 . Saltanat
 . Sanat
 . Saray
 . TEKSİR
 . Amerika Projesi
 . Nerde yanlış yaptım
 . Algı
 . Ekran
 . Korkunun ecele
 . Vatan
 . Kemancı
 . Arzuhalci
 . Sahtekârlık
 . İhtimaller hesabı
 . Guguk İpi
 . 60 sene sonra
 . Gulliver’in Macerası
 . Kelin Merhemi
 . Topal Ördek
 . Bir sandık sonrası
 . İnanç
 . Anadolu
 . Anahtar
 . Seviye
© 2011 Gaziantep Sabah Gazetesi AnasayfaİletişimKünye

vemedya