19 Şubat 2020, Çarşamba Favorilere ekleAçılış sayfası yapKünyeİletişim
 
Anasayfa Güncel Siyaset Ekonomi Spor Sağlık Kültür-Sanat Yaşam Teknoloji Video Haber English Dünyadan
ÜYE ALANI
Üye Ol     Parola Hatırlat
 
O bir dev !   Dubaili hackerlarla işbirliği yapan dolandırıcılara suçüstü
 
Elektronik atıklar ağaca dönüştürülüyor   Gaziantep Tanitim Filmi
KÖŞE YAZILARI
Nurgün Balcıoğlu
Mösyücüğüm, güle güle…
Uzm.Psikolog Hayrettin Şahin
Benden ibret al
Ayfer Tuzcu Ünsal
Halep mutfağından tatlar 2
Metin Atamer
Ayak
Hikmet Aksoy
Basın dünyamızın büyük kaybı
Celal Deniz
Irkçılığın tedavisi var mıdır?
İlter Serim
Doğadaki çevrimlerden en önemlisi: Su çevrimi
Prof.Dr.Can Akkoç
Gaziantep *olayı* (1973-84) (15)
Veli Yalçın
Medeniyetlerin Tanığı, Kilikya’nın Başkenti: TARSUS
Leyla Adın
Değişen sizin kalbiniz
Yaşar Özen
GAZETECİLİK
Av. Aziz Canatar
Yeri doldurulamayacak nezaketli bir insandı
Doç. Dr. A. Sera Özbaşar
Aykut: In memoriam
Av Şafak Yılmaz
Devleti ayakta tutan bağımsız ve tarafsız kurumlardır
Av. Mehmet Cihan Mercimek
Anladık! Yıl 2020!
Bülent YILMAZ
Teknoloji bağımlılığı
Uzm. Diyetisyen Ufuk Ayşe KEPKEP
Gebe ve emzikli annelerde beslenme (5)
Aykut Tuzcu
Erdoğan, ABD’ye gidecek mi?
ÇOK OKUNAN HABERLER
Estonya’da Gaziantep temsil edildi
Sokakta dilenen çocuklar toplandı
Bireysel silahlanma ortadan kaldırılmalıdır
Bu da ütü hırsızı !
Antep Mutfağı’nın yöresel ürünleriyle ısındık
Kaçak avlananlara ceza yazıldı
Aile şirketlerinin uygulaması gereken metotlar, lojistikteki gelişmeler anlatıldı
Beyaz gelincik Kars'ta görüntülendi
Lise öğrencilerine sosyal medya uyarısı
Çelik: Soçi mutabakatını biz değil, Suriye ihlal ediyor
E-GAZETE
      
RÖPORTAJ

Türkiye, dünyanın sağlık merkezi konumuna geliyor
Gaziantep Üniversitesi gerek hizmet olarak gerekse bölgeye hitap etmesi açısından Türkiye’nin sayılı üniversitelerden bir tanesidir
ANKET
Teröre destek verenler için idam cezası getirilmeli mi?
     
Önemli Bilgiler
Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu
Önemli Telefonlar Vefat Edenler
Döviz Kurları & Altın
 
  Uzm.Psikolog Hayrettin Şahin
 
Karanlığı gömmek

   30 Ekim 2019
 

Binlerce yıl önce, ilk insanlar daha ışığı ve ateşi icat etmedikleri dönemde karanlıktan kurtulmak istemişler. Çünkü karanlık onların en büyük düşmanıymış. Karanlıkta vahşi hayvanlardan zarar gördükleri gibi hiçbir işlerini de yapamıyorlarmış. Karanlıktan kurtulmak için değişik yollar denemeye başlamışlar.

Birisi “İlahiler söyleyelim, belki karanlık kaybolur” demiş. İlahiler söylemişler, ama bir işe yaramamış.

 

Bir bakası “Dua edelim” demiş. Günlerce dua etmişler, ama sonuç gene hüsranmış.

Kabilenin zeki gençlerinden birisi “Karanlığı sepetlere koyalım ve onları toprağa gömelim. Zamanla karanlık azalır ve kaybolur” deyince herkes gece sepetleri toprağa gömmeye başlamış.

 

Bu olay artık sıradanlaşmış. Bu kabiledeki her fert uyumadan önce toprağa bir sepet gömüyormuş. Bu kabilenin cesur bir savaşçısı bir gün ava çıkmış. Uzak diyarlara gitmiş. Orada güzel bir kız görmüş ve ona aşık olmuş. Kızla evlenmek istemiş. Kız da savaşçının teklifini kabul etmiş. İkisi beraber cesur savaşçının yurduna gelmişler. Evlilik merasimi yapılmış. Akşam olunca yeni gelen kızdan toprağa bir sepet gömmesini istemişler. Kız bunun sebebini sorunca da “Karanlığı sepetlere doldurup gömüyoruz. Bir süre sonra karanlığın biteceğini umut ediyoruz” demişler.

Bu açıklama karşısında kız kahkahalarla gülmüş.  Kız bir parça pamuk almış. Onu eliyle ovalayarak fitil haline getirmiş. Sonra toprak bir kabın içine yağ dökmüş. Fitili yağın içine koymuş. Eline aldığı iki taşı birbirine vurarak kıvılcım çıkarmış. Pamuk fitil anında tutuşmuş ve yanmaya başlamış. Ortam anında aydınlanmış. İnsanlar şaşkınlıkla kızı seyrediyorlarmış.

 

İşte o günden sonra insanlar karanlığı gömmekten vazgeçmişler ve ateş ile evlerini aydınlatmaya başlamışlar.

Hayat söz konusu olunca hala bir çoğumuz içimizi nasıl aydınlatacağımızı bilmiyoruz. Dışarıyı aydınlatmak kolaydır. Zor olan şey insanın kendi içinde bir lamba yakmasıdır.

 

Ama içimizdeki karanlıkla kavga etmek her zaman cazip gelir bize. Kendimizi yer bitiririz. En büyük karanlığımız cehaletimizdir. En büyük karanlığımız sabit inançlarımızdır.

En büyük karanlığımız alışkanlıklarımızdır. İçimizi aydınlatacak en önemli lambamız ise farkındalığımızdır. Farkında olan kişi anı yaşar, düne takılmaz, yarını önemsemez.

 

Hayatı farkındalıkla yaşadığımızda aydınlanma yavaş yavaş gerçekleşir. Kendimizi aydınlatma yolunda atacağımız ikinci adımımız ise okumaktır. Sadece okumak… Aylarca, yıllarca okumak… Öğrenmek… Kendi içsel lambamızı yaktığımızda dünyanın bütün güzellikleri bizi bulur. Yeter ki o lambayı yakma gayretini gösterelim.

 

 
Yorumlar Sende yorum yaz
Köşe yazısına yorum eklemek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Üye ol       |       Üye Girişi

Bu köşe yazısı için eklenmiş yorum bulunamadı.

Diğer Yazıları Tüm Yazıları
 . Benden ibret al
 . İzzeti nefsini satmak
 . Hayatın ritmi
 . Fethetmek gerek
 . Rolünü iyi oyna
 . Trappist Manastırı
 . Berberden öğrendim
 . Değerini artırmaz
 . Olumlu felsefe
 . İçindekini at
 . Uyanık Okçu
 . Yükünü boşalt
 . Merkezde ol
 . Veliden öğretmene mektup
 . Dindar mısın, dinci misin?
 . Dost ol
 . Kendinle baş başa
 . Soruyu soran kim?
 . Olumlu Düşünce faydalı mı?
 . Değişim
 . Aynı suç
 . Başına geleceği bilmiyor
 . Hazır olmak
 . Akılsız Kral
 . Karanlığı gömmek
 . Çifte standart
 . Kendini yakala
 . Yaşamadıktan sonra
 . Edilgen olmak
 . Ne olduğun önemli
© 2011 Gaziantep Sabah Gazetesi AnasayfaİletişimKünye

vemedya