18 Şubat 2020, Salı Favorilere ekleAçılış sayfası yapKünyeİletişim
 
Anasayfa Güncel Siyaset Ekonomi Spor Sağlık Kültür-Sanat Yaşam Teknoloji Video Haber English Dünyadan
ÜYE ALANI
Üye Ol     Parola Hatırlat
 
O bir dev !   Dubaili hackerlarla işbirliği yapan dolandırıcılara suçüstü
 
Elektronik atıklar ağaca dönüştürülüyor   Gaziantep Tanitim Filmi
KÖŞE YAZILARI
Nurgün Balcıoğlu
Mösyücüğüm, güle güle…
Uzm.Psikolog Hayrettin Şahin
Benden ibret al
Ayfer Tuzcu Ünsal
Halep mutfağından tatlar (1)
Metin Atamer
Ayak
Hikmet Aksoy
Basın dünyamızın büyük kaybı
Celal Deniz
Irkçılığın tedavisi var mıdır?
İlter Serim
Doğadaki çevrimlerden en önemlisi: Su çevrimi
Prof.Dr.Can Akkoç
Gaziantep *olayı* (1973-84) (15)
Veli Yalçın
Medeniyetlerin Tanığı, Kilikya’nın Başkenti: TARSUS
Leyla Adın
Azim ve başarı
Yaşar Özen
GAZETECİLİK
Av. Aziz Canatar
Yeri doldurulamayacak nezaketli bir insandı
Doç. Dr. A. Sera Özbaşar
Aykut: In memoriam
Av Şafak Yılmaz
Devleti ayakta tutan bağımsız ve tarafsız kurumlardır
Av. Mehmet Cihan Mercimek
Anladık! Yıl 2020!
Bülent YILMAZ
Teknoloji bağımlılığı
Uzm. Diyetisyen Ufuk Ayşe KEPKEP
Gebe ve emzikli annelerde beslenme (5)
Aykut Tuzcu
Erdoğan, ABD’ye gidecek mi?
ÇOK OKUNAN HABERLER
Yangınlarda, azımsanamayacak sayıda maddi ve manevi kayıplar yaşanıyor
Akıl almaz kopya düzeneği!
Cankurtaran tüneli çileyi bitirdi
Tipini beğenmediği palyaçoya saldırdı
Ocak ayının kazandıranı borsa oldu
İnternet Yasası, yakında Meclis’e getirilecek
Sektörümüzün eğitimli kalifiye iş gücüne ihtiyacı var
275 ova korumaya alınıyor
Arzu Çerkezoğlu yeniden DİSK Genel Başkanı seçildi
“Avrupa Şampiyonaları Gaziantep’te organize edilmeli”
E-GAZETE
      
RÖPORTAJ

Türkiye, dünyanın sağlık merkezi konumuna geliyor
Gaziantep Üniversitesi gerek hizmet olarak gerekse bölgeye hitap etmesi açısından Türkiye’nin sayılı üniversitelerden bir tanesidir
ANKET
Teröre destek verenler için idam cezası getirilmeli mi?
     
Önemli Bilgiler
Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu
Önemli Telefonlar Vefat Edenler
Döviz Kurları & Altın
 
  Metin Atamer
 
Çek bir acılı İstanbul

   24 Ocak 2020
 

Dün İstanbul’da bir hovardalık yapalım dedik. Havanın değişiklik arz ettiği bir ortamda gerekli mevsimsel giyimlerimizle, Suadiye tren istasyonundan trene binip, Halkalı istasyonuna kadar gitmeyi planladık. 2020 senesinin ilk haftalarında böyle bir gezintinin insana moral vereceğini düşündük.

Anadolu’ya gelen Türklerin, göçebe bir yaşamdan yerleşik yaşama geçmeleri sürecinde kültürlerini de beraber getirdikleri doğrudur. Ancak göçebe kavimlerin yemek kültürleri genelde av eti ağırlıklı olduğundan, yerleşik düzene geçişlerinde yörelerin yemek kültürlerine uyum sağlamışlardır. Anadolu’da bir çok şehrin kendine has yemekleri vardır. Hatta o yemekler, o şehirlerle anılır.

Her ne kadar aynı şiş köfte olsa da içindeki baharat yoğunluğu ile birbirinden ayrı olan bir Urfa kebabı, bir de Adana kebabı vardır. Her iki kebap da aynı olsa da lezzetleri değişiktir. Gaziantep’in anıldığı hem yemekler hem de tatlılar vardır, pastırma ve mantı ile Kayseri şehri anılır. Tandır ve etli ekmek Konya ile anılır, Kastamonu değişik bir pidesi ile meşhurdur. Ordu ili, orada yapılan kapalı kıymalı pidesi ile, Sürmene’de yapılan tereyağlı pidesi, yörenin adı ile anılır. Türkiye’nin her bir köşesinde yemeği ile anılan yerleşim yerleri vardır. Çömlek kebabı ile anılan yöreler vardır, mesela Nevşehir ve bu şehrin etrafındaki bütün kasabalarda çömlek kebabı yapılır, çünkü çömlek de bu yörede üretilir.

 

İzmir’de yapılan sebzeli tepsi köftesine, İzmir köftesi denir. Her şehrin yemek kültürünü bu sayfalarda yazmaya kalksak, sayfalar yetmez.

Ancak bir tek ‘’İstanbul‘’ şehri ile anılan bir yemek kültürünü bulmakta zorlanmaktayım. Osmanlı Sarayı’nda asırlarca çeşitli yemekler üretilmiş, mesela Hünkâr Beğendi, Dörüzziyafe  köftesi, Fodula yemeği, Mutancana yemeği ve Mahmudiye güveci gibi yemeklerin arasında hiç İstanbul adına bir yemek bulunmamakta. 


İstanbul’un Anadolu yakasından trene binip, Avrupa yakasına kadar trenden hiç inmeden seyahat etmenin, bir ayrıcalık olduğunu düşünmekteyim. Bu şehr-i İstanbul’un, Osmanlı Devleti  döneminden başlayıp asırlarca, sonra Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde de bir şehir için en fazla para harcanan kent olduğunu düşünmekteyim. Türkiye’de başka hiçbir şehre bu kadar para harcanmamış ve harcanmamaktadır.

Köprüler, tüneller, metrolar, yollar, havaalanları gibi büyük yatırımlar hep İstanbul’a yapılmış ve yapılmakta. Senelik Türkiye Devlet bütçesi ile İstanbul Belediyesi’nin bütçesini karşılaştırırsak ne kadar hacimli bir bütçe harcamasından bahsetmekte olduğumuzu, bu çarpıcı rakamlar bize konuyu izah etmektedir. 2020 yılı için Türkiye bütçesinin yaklaşık 974 milyar lira olduğunu kabul edersek, İstanbul’un 2020 senesi için hazırlanan bütçesi, 25 milyar liradır. Her ne kadar bu değeri kabul etsek te, unutmamak gerekir ki büyükşehir belediyesinin 67 milyar liralık bir borç takınağı vardır.

Trende her istasyonda inenler ve binenler vardı. Tren Gebze tarafından gelip Halkalı istikametine gidiş yönünde yoğunluk yaşamaktaydı. Üsküdar’dan Sirkeci istasyonuna doğru  boğazın altından geçerken korkmadım desem yalan söylemiş olurum. Bu geçiş anında en korktuğum konu, bu süreçte bir depremi yaşamak. Karşıya varınca bir oh çekerim. Trenin Yenikapı istasyonunda inenlerle yoğunluğu azaldı. Yeşilköy’e geldiğimizde, havaalanına bir uçak indiğine şahit olduk. Uçak Cumhurbaşkanlığı forsu taşımaktaydı. Yani Atatürk Hava Limanı kapanmamıştı. Belki Cumhurbaşkanı kendi kullanımı için Atatürk Havalimanını saklı tutup, diğer bütün uçakların yeni havalimanına gönderilmesini emretmiş olabilirdi, diye düşündüm.

Akvaryum Florya istasyonunda bir lokanta gördük Hatay Lezzetleri adında. Lokanta önce yolun kenarına yapılmış. Kanımca müşteri yoğunluğu olduğundan denize doğru bir sundurma ile ilave mekan yaratılmış. Daha sonra yine ihtiyaç doğmuş, bir basamak daha ilave mekan yapılmış, bir üçüncüsü derken, bir dördüncüsü ile denizin kenarına kadar bu lokanta uzamış. Doğru tahmin yürütmek zor, amma 1000 kişiden fazla insanın oturabileceği bir lokantada. Atatürk Havalimanı kapandıktan sonra lokantaya gelenlerin sayısında çok büyük düşme olmuş. İçerde sadece iki kişi yemek yerken çok üzüldüm.

Ancak önümüze konan yemek listesinde bir İstanbul yemeği aradım, hani derler ya ‘’Çek bir acılı İstanbul ‘’ diye garsonun mutfağa bağırmasını bekledim, diye bir sözüm geldi söyledim hem nalına hem mıhına. 

 
Yorumlar Sende yorum yaz
Köşe yazısına yorum eklemek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Üye ol       |       Üye Girişi

Bu köşe yazısı için eklenmiş yorum bulunamadı.

Diğer Yazıları Tüm Yazıları
 . Ayak
 . Marko
 . Deprem odağı
 . Çek bir acılı İstanbul
 . Zarardan dönersen kârdır
 . Kim deli, kim akıllı?
 . Bir Özlemim Var
 . Makus Talih
 . İstanbul’un kanalı
 . Cadde İsimleri
 . NATO
 . Diyet
 . Hesap ve hayat
 . Bu son olsun
 . Kanal İstanbul
 . Bir dost arkasından
 . T.C.
 . Acı sentez
 . Bir çocuk oyunu
 . Bir harekatın anatomisi
 . Basit hesap
 . Dinleme adabı
 . Bakış açısı
 . Kayyum
 . Maarif
 . İda dağı
 . Tarif edin
 . Adil
 . Saltanat
 . Sanat
© 2011 Gaziantep Sabah Gazetesi AnasayfaİletişimKünye

vemedya