ANASAYFA arrow right 20 Yıl Önce

Öğretmen övgü ve içi boş vaadler istemiyor

Öğretmen övgü ve içi boş vaadler istemiyor
YAYINLAMA: 22 Ekim 2026 / 09.48
GÜNCELLEME: 22 Ekim 2026 / 09.48

Öğretmenler hamasi nutuklar değil, eğitimin sorunlarına çözüm istiyor

Eğitimin ve eğitimcilerin çok ciddi ve çözüm bekleyen sorunları bulunduğunu, oysa bu öğretmenler günü de geçmiş yıllardaki gibi öğretmenlere sahte övgüler yapılıp, içi boş vaadlerde bulunulacağını söyleyen Eğitim Sen Şube Başkanı Mehmet Bozgeyik, "Yine, bundan önceki yıllarda olduğu gibi, bu yıl da öğretmenlerimiz için sahte övgüler dizilecek heyecanlı nutuklar atılacak. Öğretmenlerimiz ve tüm eğitim emekçileri, öğretmenler gününde sahte sevgiler ve övgüler değil, eğitim emekçilerinin sorunlarına sağlıklı ve gerçekçi çözümler üreten önerilerin paylaşıldığı yaklaşımlar beklemektedir" dedi.

Eğitimin ve eğitim emekçisinin sorunlarının tartışılma zamanı

Bugüne kadar hiçbir öğretmenler gününde, Öğretmenlerin gerçek sorunları tartışılmamış, yüz binlerce eğitim emekçisinin sosyal ve ekonomik sorunlarını çözmek yönünde her hangi bir adîm atılmamıştır" diyen Bozgeyik, "Yıllardır sadece yılın belli dönemlerinde öğretmenliğin kutsallığından, onurlu bir meslek olduğundan söz edilmektedir. Oysa siyasi iktidarların ülkemizi getirdiği işsizlik ve yoksulluk ortamında, bir mesleğin kutsallığı ve onurluluğu büyük ölçüde ekonomik güç vasatın alma gücü ile ölçülmektedir. 24 Kasım’ın, Atatürk’ün 'Millet Mektepleri Başöğretmenliğini' kabul ettiği gün olması açısından tarihsel bir gerçekliği ve önemi bulunmaktadır ancak, 24 Kasım Öğretmenler Gününün 12 Eylül döneminin bir ürünü, 12 Eylül zihniyetinin nasıl bir öğretmen istediğinin simgeleştiği bir gün olduğu da unutulmamalıdır” şeklinde açıklama yaptı.

Öğretmenlerin sorunları eksilmemiş, bilakis artmıştır

Eğitim Sen'in, 24 Kasım Öğretmenler Gününü sadece kutlanan bir gün olarak değil, sorunların bilince çıktığı, taleplerin dillendirildiği bir mücadele günü olarak algıladığını söyleyen Bozgeyik, "24 Kasım 2006 tarihinde öğretmenlerimizin içinde bulunduğu ekonomik, sosyal, mesleki ve özlük sorunlar hala etkisini sürdürmektedir. Türkiye’de yüz binlerce öğretmen ve tüm eğitim emekçileri öğretmen günlerinde sahte sevgiler ve övgüler değil, eğitim emekçilerinin sorunlarına sağlıklı ve gerçekçi çözümler üreten önerilerin paylaşıldığı yaklaşımlar beklemektedir" diye konuştu.

Öğretmenler de giderek yoksullaşıyor

Öğretmenlerin giderek yoksullaştığını, bunun geçmiş yıllarla kıyaslandığında açıkça ortaya çıkacağını söyleyen Bozgeyik, "Son 10 yıl itibariyle, sadece birkaç tüketim kalemi üzerinden yapılan karşılaştırmalar bile, öğret menlerimizin yıllar içinde yaşadığı yoksullaşma sürecini net bir şekilde göstermektedir. Yıllar içinde eğitim emekçilerinin maaşlarındaki artışı, satın alım gücü açısından değerlendirildiğinde yaşanan yoksullaşma süreci daha açık olarak görülmektedir. Öğret menler, yaptıkları işin doğası gereği kendilerini çok yönlü olarak yetiştirmek durumundadır. Ancak Türkiye’de ne öğret menlerin, ne de yaptığı iş eğitim-öğretim işi olanların özellikle ekonomik bakımdan gerekli desteği bulamadıkları ortadadır. Son yıllarda enflasyonun düşmesi, ekonominin büyümesi ve milli gelirin artması ile övünenler, iş büyümeden elde edilenlerin paylaşımına gelince nedense bizleri, eğitim ve bilim emekçilerini unutmaktadır” şeklinde açıklama yaptı.

Temel tüketim maddeleri 64 kat artarken öğretmen maaşları 29 katla sınırlı kaldı

Bozgeyik son 10 yıldaki fiyat artışlarıyla öğretmenlerin gelirlerinin ne kadar düştüğünü kalem kalem hesaplarken söyle devam etti: "1996 yılında 7.000 TL olan 320 gr ekmek, 2006 yılında 0,40 YTL’ye yükselmiş ve en temel tüketim maddesi olan ekmeğin fiyatı son on yılda tam 57 kat artmıştır. Yine on yıl önce 1 kg et 198.000 TL iken, 2006 yılında 12,90 YTL’ye yük selmiş ve 1 kg etin fiyatındaki artış 65 kat olmuştur. Aynı dönem içinde 12 adet yumurtanın fiyatı 200 kat, 1 litre sütün fiyatı 58 kat artış göstermiştir. Son on yılda 1 kg yoğurdun fiyatı tam 69 kat artarken, kaşar peyniri 39 kat, tereyağı fiyatı 31 kat artmıştır. 1996’dan 2006 yılına kadar 1 kg çay fiyatı 60 kat ve 1 paket margarinin fiyatı ise 38 kat artmıştır. Sadece son on yılı göz önünde bulundurduğumuzda pek çok ailenin sofrasında bulunan temel tüketim mallarındaki artış oranı dikkat çekicidir. Temel tüketim mallarının fiyatlarındaki artış oranları, toplumun geniş kesimlerinde olduğu gibi, eğitim ve bilim emekçileri içinde de yoksullaşmanın artması ve yaygınlaşmasına neden olmuştur. Hükümetler tarafından verilen “sefalet zamları” ile yaşanan yoksullaşma süreci hızlanmıştır. Son on yılda ortalama olarak yaklaşık 64 kat artarken, aynı dönemde öğretmen maaşlarındaki artış oranı sadece 29 kat ile sınırlı kalmıştır."

Eğitimcinin yoksulluk çekmesi utanç verici

"Bir ülkenin geleceğini yetiştiren eğitim ve bilim emekçilerinin açlık ve yoksulluk çekmesi, o ülke için utanç verici bir durumdur" diyen Bozgeyik, "Eğitim emekçilerinin içinde bulundukları sıkıntılara rağmen görevlerini en iyi şekilde yerine getirme çabaları toplumun tüm kesimleri tarafından takdir edilmekte, ancak siyasi iktidarlar eğitimin sorunlarına olduğu gibi, eğitim emekçilerinin sorunlarına ve taleplerine kulaklarını tıkamaktadırlar. Yüz binlerce eğitim emekçisini yoksulluğun ve açlığın kıskacına alan, mesleğine karşı küstüren mevcut ayrımcı uygulamalara karşı, bilimsel, demokratik, nitelikli bir eğitim yaratmak için, tüm eğitim emekçilerini ekonomik ve sosyal açıdan doyuran bir alternatif yaratılması zorunludur. Aksi taktirde, her 24 Kasım’da aynı görüntüler yaşanacak, eğitimde yaşanan sorunlar her geçen yıl artarak devam edecektir" şeklinde ifade etti.

Yorumlar
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *