ANASAYFA arrow right 20 Yıl Önce

Sosyal devlet, geleceğimizi sokaktan kurtarmak zorunda

Sosyal devlet, geleceğimizi  sokaktan kurtarmak zorunda
YAYINLAMA: 14 Ekim 2026 / 10.15
GÜNCELLEME: 14 Ekim 2026 / 10.15

Fakirlik ve parçalanmışlık çocukları sokağa düşürüyor, sosyal devlet koruyuculuğunu yitirip, sorunu yerel yönetimlere ve sivil toplum örgütlerine havale ediyor. Oysa sokak çocukları sorunu konusunda, devlet liberallerin tuzağına düşmemeli

Son dönemlerin en çok konuşulan sokak çocukları sorunu, sivil toplum örgütleri için de neredeyse en çok prim yapan konu oldu. Kimisi işin en kolayına kaçıp, konferanslar ve toplantılar tertiplerken, kimisi devasa(!) projelerle kamuoyu önünde açıklamalar yapıyor, ama bir türlü bu projelerin arkası gelmiyor. Yerel yönetimler geçmişteki hizmetlerin devamı olarak karınca kararınca hizmetlerini sürdürürken, konunun otoriteleri ve akademisyenler, sokak çocukları konusunun tüm toplumun meselesi olmakla birlikte en önemli görevin sosyal devlet ilkesinden uzaklaşan devletin görevini hatırlaması konusunda ortak paydada buluşuyor.

GAZÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Özkan Yıldız, sokak çocukları sorununun sivil toplum örgütleri ve yerel yönetimlere havale edilemeyecek kadar önemli bir sorun olduğunu, bunun üstesinden sosyal devlet ilkesini hayata geçirmesi gereken devletin gelebileceğinin altını çizdi.

Sivil toplum örgütleri ve yerel yönetimler, çocuklara köy yaptırıp da babasının adını koyacağını söyleyenler (Coşkun Özkeleş Babası Mehmet Özkeleş adına) kaplumbağa hızıyla ilerleyedursun, sokaktaki geleceğimiz olan çocuklar ürettikleri 360 kelimeyle kurdukları iletişimle hem gülümsetiyor hem de düşündürüyor.

Parkların kendileri için ev, yaşıtları için oyun alanı olduğunu düşünen çocuklar, "Himmh" deyince "polis geliyor", "kaldırıma çıkmak" deyince "araba teybi hırsızlığı", "dalgaya düşmekle de kafayı bulmayı anlatıyor. Gaziantep Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Özkan Yıldız, sokakta çalışan çocukların belli bir saatte evine giden ve önemli kısmının suça karışmamış çocuklardan oluşurken, sokakta yaşayan çocukların ciddi risk altında bulunan çocuklar olduğunu söyledi.

"Bu çocuklar sokağı tercih etmedi, sokağa bırakıldı" diyen Yıldız, sokak çocuklan sorununun Türkiye'de dışlanan ve yoksul kesimin bir nevi saldırısı olduğunu dile getirdi. Sokak-ta çalışma ve sokakta yaşamanın arka planında göç ve parçalanmış aile yattığına dikkati çeken Yıldız, "Sokak çocukları kendi aralarında ikiye ayrılıyor. Sokakta çalışanlar ve sokakta yaşayanlar. Sokakta çalışan çocukların sayısını göç etkiliyor. Bu çocukların sokakta olmasının arka planında göç önemli etken. Son 20 yıl zarfında kontrolsüz hızlı göç, hiçbir hazırlığı olmayan kentlerde ikinci bir yoksullar tabakası oluşturdu" dedi.

Haksızlığın bedelini kadınlar ve çocuklar ödedi

Güvenlik, terör ve benzeri nedenlerle köklerinden kopup gelen aileler için kentlerde hiçbir hazırlık olmamasının bedelini çocukların ağır bir şekilde ödediğini vurgulayan Yıldız, "Sokaklarda gördüğümüz bu fotoğraf çok kötü. Türkiye'de dışlananların, yoksulların bir nevi saldırısı. Sokakta çalışan bu yoksullar tabakasının kentte tutulmasında tampon bir işlev üstlendi. Öyle bir an geldi ki ailelerin kentte tutulması sokakta çalışan çocuklara bağlı oldu. Çünkü bir babanın 8 çocuğu varsa 8 çocuk günde 5 YTL kazansa 40 YTL ediyor" diye konuştu.

Sorunun tek nedeni göç değil

50 Sokakta çatışan, 50 sokakta yaşayan 30 da derinlemesine sorun yaşayan çocuklar üzerinde yaptıkları araştırmadan elde ettikleri sonuçta sokakta çalışanların yüzde 95' inin göçle gelen ailelerin çocukları olduğunu tespit ettiklerini açıklayan Yıldız, "2006 yılı başında 50 sokakta çalışan, 50 sokakta yaşayan, 30 da derinlemesine sorun, yaşayan çocuklarla ilgili araştırma yaptık. Sokakta çalışanların yüzde 95'i göçle gelen ailelerin çocukları. Ancak sokakta yaşayanların ağırlığı Gaziantep'te ve çevresinde yaşayan ailelerin çocukları. Tek nedeni göç değil" şeklinde açıklama yaptı.

Sokakta çalışan değil, sokakta yaşayan çocuk her türlü istismarla karşı karşıya

Sokakta yaşayan çocukların pek çoğunun çok kardeşli olduğunu, hatta çalışmalar sırasında iki anneden 19 kardeşi olan çocuklara bile rastladıklarını dile getiren Yıldız, "iki anneden 19 kardeşi olan çocuklar var. Bu çocukların da yaklaşık üçte ikisi sokaklarda ve hayatlarından memnun. 'Sokakta çalışan çocuklarda ihmal istismar yok değil’, demek doğru olmaz. Ancak bunlar sokakta yaşayanlara nispeten daha az riskle karşı karşıya. Sokakta çalışanların içinde sigara içmeyenler bile var. Bunların pek çoğu da akşam 17-18:00 olduğunda evine gidiyor. Gaziantep'te çok yoğun biçimde sokakta çalışan ve hiçbir olumsuzluğa bulaşmamış çocuklar var, ama sokakta yaşayanlar için aynı şeyleri söylemek mümkün değil. Bu ayrımın çok iyi yapılması gerekir" dedi.

Çocuk suçlarında Diyarbakır ve İstanbul’la at başı gidiyoruz

Çocukları dört ana gruba ayırdıklarını, bunların içinde riskle en fazla karşı karşıya bulunanların ise sokakta yaşayan çocuklar olduğunun altını çizen Yıldız, "Bu olayın 4 boyutu var. Bunlar: Sokakta çalışan çocuklar, sokakta yaşayan çocuklar, sanayide çalışan işçi çocuklar, tarımda çalışan işçi çocuklar. Antep bu dört sorunu da çok yoğun yaşıyor. İstanbul, Ankara ve Diyarbakır'la at başı gidiyor. Fotoğraf çok kötü. 2005'te çocuk suçlarında İzmir'den daha ilerdeyiz"

Yorumlar
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *