Türkiye’nin 1985’te imzalandığı CEDAW Sözleşmesi’nin (Kadınlara Yönelik Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Uluslararası Sözleşmesi) “kağıt üzerinde kalmaması” için Meclis’te 1998 yılında bir araştırma komisyonu kuruldu. Komisyonun o dönem paylaştığı rapora bakıldığında pek çok tespitin ve önerinin bugün güncelliğini koruduğu görülüyor
Bundan neredeyse 30 yıl önce paylaşılan raporda; milletvekilliği, belediye başkanlığı adaylığı gibi konularda bugün de önerilen “cinsiyet kotası” konusu “Ülkemizde adayların belirlenmesi aşamasında seçim kanunlarında kota veya benzeri eşitliği teşvik edici yöntemlerle daha çok kadının ulusal ve yerel parlamentolarda temsilinin sağlanması gerekmektedir” ifadeleriyle yer alıyor.
Kadınların cinsiyet rolleri üzerinden kısıtlanması bugün de tartışılıyor
Kadınların cinsiyet rolleri üzerinden kısıtlanması bugün de tartışılırken, Meclis’in o dönem paylaştığı raporda konuyla ilgili “Eğitim programlarında ve ders kitaplarındaki yaklaşımın ayrımcı geleneksel yargıları ortadan kaldıracak şekilde düzenlenmesi gerekmektedir. Ders kitaplarında yer alan ‘Baba evin reisidir, para kazanıp getirir, ihtiyaçları satın alır. Anne evde oturur, yemek pişirir, soba yakar, çorap diker’ gibi kalıp tanımlamaların giderilmesi gerekmektedir” önerisi yer alıyor. Bugün de kadınların iş hayatına daha çok katılabilmesi için daha fazla kreş açılması ve şiddet gören kadınlar için sığınma evlerinin çoğaltılması konuşulurken, o dönem hazırlanan raporda “Kadın Sığınma Evlerinin çoğaltılması, gizlilik ve güvenliklerinin sağlanması hususundaki yasal düzenlemelerin yapılması, bu konuda deneyimleri olan ülkelerin mevzuatlarından yararlanılması gerekmektedir. Kamu ve özel sektör işyerlerinde işçi veya memur olmasına bakılmaksızın 100 kişi çalıştıran her işyerinde kreş açılması gerekmektedir” deniliyor. cumhuriyet
