ANASAYFA arrow right Güncel

Gerçek ve kalıcı barış, yalnızca silahların susmasıyla kurulamaz

Gerçek ve kalıcı barış, yalnızca  silahların susmasıyla kurulamaz
YAYINLAMA: 11 Ekim 2026 / 16.01
GÜNCELLEME: 11 Ekim 2026 / 16.01

Gaziantep Emek ve Demokrasi Platformu, Ankara gar patlamasının üzerinden 11 yıl geçmesine rağmen acının halen ilk günkü gibi taze olduğuna vurgu yaptı

Gaziantep Emek ve Demokrasi Platformu, 104 kişinin yaşamını yitirdiği 10 Ekim Ankara Gar patlamasının yıldönümünde basın açıklaması yaptı. KESK Dönem Sözcüsü Ömer Parlakçı, ‘’Ülkemiz bugün, onlarca yıldır süren bir çatışmanın sona ermesi için yeniden tarihi bir eşiğin önünde. Silahların bırakılması ve çatışmaların durması yönünde atılan adımları ülkemizin demokratik geleceği açısından önemsiyoruz. Ancak çok iyi biliyoruz ki; gerçek ve kalıcı barış, yalnızca silahların susmasıyla kurulamaz’’ dedi.

Kalıcı ve onurlu barış için
mücadelemizi sürdüreceğiz
Kürt sorunu özelinde kalıcı barışın, inkarın ve güvenlik politikalarıyla değil, demokratik siyaset zemininde, eşit yurttaşlık ve temel haklar temelinde mümkün olduğunu ifade eden Parlakçı, ‘’Barış, sadece bir güvenlik meselesine indirgenemez; barış demokratik ve eşitlikçi bir toplumun inşa süreci. Bu sürecin kapsayıcı olması ve toplumun tüm kesimlerinin iradesine dayalı yürütülmesi gerekiyor. Bizler bir arada, eşit, özgür ve kardeşçe yaşayacağımız bir düzeni kurmak; kalıcı ve onurlu barış için mücadelemizi sürdüreceğiz’’ mesajını verdi.
Devlet, kendi kusurunu ve sorumluluğunu
reddeden bir tutum izledi

Parlakçı, ‘’Katliamın ardından devlet; idari, siyasi ve hukuki bütün süreçlerde kendi kusurunu ve sorumluluğunu reddeden bir tutum izledi. Bu tutum yalnızca geçmişte yaşanan bir katliamın sorumluluğundan kaçmak değildir; aynı zamanda geleceğe ilişkin son derece ağır bir itiraf. Çünkü devlet, başkentin ortasında, izinleri alınmış bir mitingde 104 insanın katledilmesinde dahi kendi sorumluluğunu kabul etmiyorsa, bunun anlamı açık. Yarın bu ülkenin herhangi bir kentinde, herhangi bir mitingde, yürüyüşte ya da demokratik eylem alanında benzer bir katliam yaşanabilir, yurttaşların can güvenliği sağlanamayabilir ve devlet yine “bizim kusurumuz yok” diyebilir. İşte 10 Ekim’deki kusurun inkârı, yalnızca geçmişin üzerini örtmek değil; gelecekte yaşanabilecek benzer katliamlar karşısında da sorumluluk üstlenmeyeceğini ilan etmek’’ açıklamasını yaptı.
Tüm kimlikler, sistematik bir ötekileştirme,

nefret ve baskı politikasıyla karşı karşıya
İktidarın toplumsal rıza üretemediği için demokrasinin ve hukukun en temel ilkelerini ayakları altına aldığını ve baskıyı artırdığını söyleyen Parlakçı, ‘’Halkın iradesine karşı kayyum politikaları, seçilmiş belediye başkanlarının tutuklanması ve görevden alınması bir yönetim biçimine dönüşmüş. Kadınlar, gençler ve bu ülkede makbul sayılmayan tüm kimlikler, sistematik bir ötekileştirme, nefret ve baskı politikasıyla karşı karşıya. Gazetecilerin, siyasetçilerin, öğrencilerin tutuklanması; sendikal faaliyetlerin, basın açıklamalarının, hatta sosyal medya paylaşımlarının bile suç sayılması; grevlerin yasaklanması, üniversitelerin susturulması, dijital sansürün yaygınlaşması bir aczin göstergesi’’ değerlendirmesini yaptı.

Biliyoruz ki; demokrasi,
sandıktaki seçime indirgenemez

Parlakçı, ‘’Biliyoruz ki; demokrasi, sandıktaki seçime indirgenemez. Demokratik ortam; konuşabildiğimiz, örgütlenebildiğimiz, itiraz edebildiğimiz, farklı kimliklerimizle eşit ve özgürce var olabildiğimiz bir düzen. Ancak bugün demokrasiye yönelik müdahaleler en ufak bir itirazı bile bastırmaktan seçme ve seçilme hakkımıza kadar uzandı’’ şeklinde konuşu. Haber Merkezi

Yorumlar
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *