Barışçıl tepkiye polisin saldırması işkence ve kötü muamele suçunu oluşturur
İnsan Hakları Derneği Gaziantep Şube Başkanı Av. Bahri Oğuz, ‘’Gelinen sürecin temelleri geçmiş yıllarda atıldı. Otoriter yönetiminin daha güçlendiği ve baskıcı hale geldiği bir dönemi yaşıyoruz. Haklar, demokrasi ve özgürlükler her gün tehdit altında. Seçme-seçilme, basın, toplantı ve ifade özgürlüğü demokratik düzenin olmazsa olmazları arasında yer alırken, bunlara yönelik saldırılar, demokrasinin olmadığının bir göstergesi’’ şeklinde konuştu.
İmamoğlu’nun tutuklanması sürecin son halkası oldu
Ekrem İmamoğlu’nun uzun zamandan beri iktidarın hedefinde olduğunu söyleyen Oğuz, ‘’Bu soruşturmanın uzunca bir süre siyasi propagandası yapıldı. Cumhurbaşkanı, ‘Turpun büyüğü heybede’ diyerek öncesinden soruşturmanın sinyalini vermişti. Bu soruşturmanın hukuki bir tarafının olmadığını da gösteriyor. DEM Partili belediyelerle başlayan kayyım süreci CHP’li belediyelere sıçraması gelinen noktanın temel taşlarını oluşturdu. İmamoğlu’nun tutuklanması da sürecin son halkası oldu’’ ifadelerini kullandı.
Yıllardan beri söylediğimiz gibi gizli tanık hukukta yeri olmayan bir delil türü
Oğuz, ‘’Yolsuzluk ve terör suçu olmak üzere iki ayrı dosyanın olduğu söylendi. Yolsuzluk kapsamında 100 kişinin gözaltında alındığı bildirilmişti. Bu kişilerin büyük bir kısmı tutuklandı. Yolsuzluk soruşturması gizli tanık beyanları üzerinden verildi. Yıllardan beri söylediğimiz gibi gizli tanık hukukta yeri olmayan bir delil türü. Çünkü müdahale edemediğiniz, aksini ispatlamadığınız beyanlardır. Böyle olunca cezalandırılabiliyorsunuz’’ dedi.
İmamoğlu’na operasyon halkın iradesine yapılan bir saldırı
İmamoğlu soruşturmasında gizli tanıkların beyanlarının esas alındığını sözlerine ekleyen Oğuz, ‘’Beyanların aksi iddia edilemediği için sonunda bir tutuklama kararı çıktı. İnsan Hakları Derneği olarak, halkın iradesi ile seçilmiş belediye başkanlarının yine halkın iradesi ile gitmesi gerektiğini her zaman ifade ediyoruz. Yürütülen operasyonların ise siyasi olduğunu biliyoruz. İmamoğlu’na operasyonun halkın iradesine yapılan bir saldırı olduğu söyleyebiliriz’’ açıklamasını yaptı.
Barışçıl tepkiye polisin saldırması işkence ve kötü muamele suçunu oluşturur
2015 yılından başlayan baskıcı ve otoriter rejimin sürekli yukarıya sıçramak için çeşitli yollar denediğini vurgulayan Başkan Oğuz, ‘’İmamoğlu’nun tutuklanması otoriter yönetimin daha baskıcı hale getirmek için yapılan uygulamalardan birisi. Hal böyle iken bu kadar baskıcı bir süreçte geçmişteki gibi barışçıl gösterilere ve protestolara yönelik ağır müdahaleler yapıldıysa şimdi yine halkın doğal tepkisi olan protestoları baskılama yöntemine gidildi. Toplantı, gösteri ve yürüyüş Anayasal bir hak. Hiçbir izin alınmaksızın halk iradesiyle barışçıl bir şekilde tepkisini gösterebilir. Bu barışçıl tepkiye polisin saldırması işkence ve kötü muamele suçunu oluşturur. Ters kelepçe uygulaması suç oluşturur. Bunu yapan polislerin ve emri verenlerin yargılanmaları gerekir’’ değerlendirmesinde bulundu.