ANASAYFA arrow right Güncel

Piyasalaştırılan sağlık sistemi toplum sağlığını tehdit ediyor

Piyasalaştırılan sağlık sistemi toplum sağlığını tehdit ediyor
YAYINLAMA: 20 Ekim 2026 / 18.37
GÜNCELLEME: 20 Ekim 2026 / 18.37

Sağlık ve Sosyal Hizmet Sendikası Gaziantep Şubesi tarafından 1. Basamak Sağlık Hizmetleri Çalıştayı sonuçları açıklandı.  Şube Eş Başkanı Serpil Dağdemir, piyasalaştırılan sağlık sisteminin hem toplum sağlığını hem de emeğini tehdit ettiğinin altını çizdi, ‘’Aradan geçen yıllarda sistemin yarattığı yapısal tahribat giderilmek bir yana, art arda çıkarılan düzenlemelerle sağlık emekçilerinin üzerindeki baskı daha da kurumsallaştırılmış. Mesleki bağımsızlık zayıflarken sağlık emekçileri güvencesiz istihdam, sözleşme feshi tehdidi, keyfi ceza puanları ve performans baskısıyla karşı karşıya bırakıldı’’ ifadelerini kullandı.

Sağlık emekçilerinin

çalışma koşulları ağırlaştı

Çalıştayda, Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın sonuçları, sağlık emekçilerinin çalışma koşulları, güvencesiz istihdam, performans baskısı, dijitalleşme ve koruyucu sağlık hizmetlerinde yaşanan sorunların ele alındığını kaydeden Dağdemir, ‘’2000’li yılların başından itibaren IMF ve Dünya Bankası’nın dayatmalarıyla hız kazanan Sağlıkta Dönüşüm Programı, sağlık hizmetlerini piyasanın insafına bırakmış, toplumun temel sağlık hakkını metalaştırmış ve sağlık emekçilerinin çalışma koşullarını ağırlaştırdı. Program, toplum sağlığını korumayı esas alan kamusal sağlık anlayışının yerine işletme mantığını, performansı ve karlılığı öne çıkardı’’ değerlendirmesini yaptı.

Sağlık hizmetinin niteliğini ve
erişilebilirliğini olumsuz etkiliyor

Güvencesiz istihdam, ağır iş yükü ve performans baskısının son bulması gerektiğini kaydeden Dağdemir, ‘’Nüfusa ve performansa dayalı ücretlendirme, yüksek vergi yükü, emekliliğe yansımayan gelirler, izin ve hastalık raporlarında yaşanan ücret kesintileri ile keyfi cezalandırmalar, sağlık emekçilerinin temel sorunları arasında yer aldı. Yıllık izin, süt izni ve dinlenme hakkı, yerine vekil çalışan bırakma zorunluluğu fiilen kullanılamıyor. Aile Sağlığı Merkezlerinin cari giderlerinin sağlık emekçilerinin üzerine bırakılması, uygun fiziki koşulların sağlanamaması ve artan işletme masrafları, sağlık hizmetinin niteliğini ve erişilebilirliğini olumsuz etkiliyor’’ açıklamasını yaptı.

Dijital performans uygulamaları sağlık
emekçileri üzerindeki baskıyı artırıyor

Dağdemir, ‘’Ceza puanları, sözleşme feshi tehdidi, mobbing, cezalandırma amaçlı denetimler ve dijital performans uygulamaları sağlık emekçileri üzerindeki baskıyı artırıyor. Tek tip hizmet modeli ve poliklinik yoğunluğu nedeniyle koruyucu sağlık hizmetlerine yeterli zaman ayrılamamakta; sağlık emekçilerinin ve toplumun sağlık hizmetlerin planlanması ile değerlendirilmesine katılımı sınırlı kalıyor’’ şeklinde konuştu.

Temel maaş yoksulluk

sınırının üzerinde belirlenmeli

Birinci basamak sağlık hizmetlerinin toplum sağlığı temelli sunulması gerektiğini kaydeden Dağdemir, ‘’Koruyucu sağlık hizmetlerinin tüm giderleri kamu tarafından karşılanmalı. Aile Sağlığı Merkezleri uygun standartlarda, donanımlı ve depreme dayanıklı kamu binalarında hizmet vermeli. Mobil sağlık hizmetleri için kamu tarafından uygun mekân ve araç sağlanmalı. Sağlık emekçileri kadrolu ve iş güvenceli istihdam edilmeli; kamu dışı çalışanlar kadroya alınmalı. Birinci basamak ekipleri genişletilmeli; personel sayısı bölgenin, nüfusun, demografik yapının ve kronik hastalıkların özelliklerine göre belirlenmeli. Nüfusa ve performansa dayalı ücretlendirme yerine emekliliğe yansıyan temel ücret uygulanmalı, vergide adalet sağlanmalı. Temel maaş yoksulluk sınırının üzerinde belirlenmeli; eğitim, hizmet yılı ve işin riskine göre giydirilmiş ücret uygulanmalı’’ çağrısında bulundu. Haber Merkezi

Yorumlar
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *