TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Gaziantep İl Temsilciliği, gıdanın 16 Ekim Dünya Gıda Günü’nün bir kez daha açlığın, yoksulluğun, gıda güvencesizliğinin ve eşitsizliğin gölgesinde karşılandığını belirtti
İl Temsilcisi Gamze Atar Kayabaşı, ‘’İklim değişikliği, kuraklık, su kaynaklarının kirlenmesi, toprak kaybı ve tarım alanlarının amaç dışı kullanımı gıda üretiminin geleceğini tehdit ediyor. Tarım alanları, meralar, ormanlar ve su havzaları korunmalı; doğal kaynaklar gelecek kuşakların hakları da gözetilerek yönetilmeli. Bilimsel bilgi ve mesleki uzmanlık, sürdürülebilir bir gıda sisteminin vazgeçilmez unsurları’’ şeklinde konuştu.
Tarımsal üretim toplumun beslenme
gereksinimleri doğrultusunda ele alınmalı
Artan tohum, gübre, mazot, enerji, sulama, yem ve işçilik maliyetlerinin üreticilerin üretimi sürdürmesini zorlaştırdığına dikkat çeken Kayabaşı, ‘’Üretici emeğinin karşılığını alamazken tüketici de gıdayı yüksek fiyatlarla satın almak zorunda kalıyor. Bu kısır döngünün kırılması için tarımsal üretim yalnızca piyasa getirisi üzerinden değil, toplumun beslenme gereksinimleri ve kamusal yarar doğrultusunda ele alınmalı’’ ifadelerini kullandı.
Küçük üreticiler ve aile
işletmeleri desteklenmeli
Kayabaşı, ‘’Küçük üreticiler ve aile işletmeleri desteklenmeli; kooperatifler güçlendirilmeli, üreticinin gelir güvencesini sağlayan destekler ve kamusal alım mekanizmaları etkinleştirilmeli. Tarımsal planlama; ülkenin beslenme ihtiyaçlarını, üretim kapasitesini, iklim koşullarını ve doğal kaynaklarını birlikte gözetmeli. Gıda egemenliği, toplumların neyi, nasıl ve kimin için üreteceklerine demokratik biçimde karar verebilmesi. Bunun için üretim ve dağıtım süreçleri yalnızca piyasanın insafına bırakılamaz; kamusal planlama ve üretici-tüketici dayanışması güçlendirilmeli’’ değerlendirmesinde bulundu.
Dengeli, sağlıklı ve güvenli gıdaya
erişim ayrıcalık değil, temel insan hakkı
Yeterli, dengeli, sağlıklı ve güvenli gıdaya erişimin bir ayrıcalık değil, temel bir insan hakkı olduğunu ancak ülkemizde ve dünyada milyonlarca insanın bu haktan eşit biçimde yararlanamadığına dikkat çeken Kayabaşı, ‘’Artan gıda fiyatları, gelir dağılımındaki adaletsizlik ve üretim maliyetlerindeki yükseliş; emekçileri, emeklileri, işsizleri, öğrencileri ve dar gelirli aileleri sağlıklı beslenmek ile diğer temel ihtiyaçlarını karşılamak arasında tercih yapmaya zorluyor’’ dedi.
Sağlıklı beslenme hakkı
kağıt üzerinde kalıyor
Yoksulluğun yalnızca gelirin azalması olmadığını vurgulayan Kayabaşı, ‘’Sofradaki çeşitliliğin kaybolması, etin ve sütün daha az tüketilmesi, meyve ve sebzenin ihtiyaç kadar alınamaması, çocukların okula aç gitmesi ve besin değerinden önce fiyatın gözetilmek zorunda kalınması. Gıdaya erişimin satın alma gücüne bağlandığı bir düzende, sağlıklı beslenme hakkı kağıt üzerinde kalıyor’’ açıklamasını yaptı. Haber Merkezi
