ANASAYFA arrow right Güncel

Toplumun yüzde 61'i yüksek düzeyde tükenmişlik yaşıyor

Toplumun yüzde 61'i yüksek  düzeyde tükenmişlik yaşıyor
YAYINLAMA: 15 Ocak 2026 / 16.36
GÜNCELLEME: 15 Ocak 2026 / 16.36

Her iki kişiden biri psikolojik desteğe muhtaç…

MetroPOLL’ün 2025 sonu verileriyle hazırladığı rapor, Türkiye’de “toplumsal tükenmişlik” tablosunu ortaya koydu. Araştırmaya göre toplumun yüzde 61’i yüksek düzeyde tükenmişlik yaşarken, her iki kişiden biri son bir yılda psikolojik desteğe ihtiyaç duyduğunu belirtti.
MetroPOLL Araştırma’nın 2025 yılı sonu verileriyle hazırladığı "Toplumsal Tükenmişlik ve Güven" raporu, Türkiye’nin ağır bir duygusal yorgunluktan geçtiğini ortaya koydu. Araştırmaya göre toplumun yüzde 61’i yüksek veya çok yüksek tükenmişlik yaşıyor. Seçmenlerin neredeyse yarısı "hiçbir yere güvenmeyenler" sınıfında yer alırken, özellikle gençler arasında ülkeden gitme isteği "ana akım" bir düşünceye dönüşmüş durumda.

Ekonomik kriz ve yoğun siyasi gündemin gölgesinde geçen yılların ardından, Türkiye toplumunun psikolojik dayanıklılığı mercek altına alındı. Karar Gazetesi'nin haberine göre MetroPOLL Araştırma’nın "Türkiye'nin Nabzı Aralık 2025" çalışması kapsamında hazırladığı rapor, ekonomik verilerin ötesinde şekillenen "duygu iklimini" gözler önüne serdi.

Türkiye'nin ruh hali: yüksek tükenmişlik

Raporun en çarpıcı çıktısı, Türkiye'nin 100 üzerinden 59 puanla "yüksek tükenmişlik" bandında yer alması oldu. Araştırmaya katılanların yüzde 61'i, günlük yaşamını belirgin bir duygusal yorgunluk, gündem baskısı ve gelecek kaygısı ile sürdürdüğünü belirtti.

Tükenmişliği en yoğun kadınlar

gençler, işsizler ve öğrenciler hissetti

Tükenmişliğin en yoğun hissedildiği kesimler ise kadınlar, gençler, işsizler ve öğrenciler olarak sıralandı. Kadınların üçte ikisinin (yüzde 66) yüksek tükenmişlik yaşaması, iş ve bakım yükünün yarattığı baskının bir göstergesi olarak yorumlandı.

Gündem artık bilgi değil, "stres" kaynağı

Vatandaşların haberlerle kurduğu ilişki de raporda dikkat çeken bir diğer başlık oldu. Her iki kişiden biri (yüzde 55), ülke gündemini takip etmenin kendisini "fazla" ya da "çok fazla" bunalttığını ifade etti.

Toplumu en çok yoran haber başlıklarında ise sıralama şöyle oluştu:

Suç ve şiddet olayları (yüzde 29)

Siyaset (yüzde 21)

Ekonomi (yüzde 19)

Toplumsal/ahlaki çürüme (yüzde 18)

Yüzde 44,3 psikolojik destek ihtiyacı hissetti; sadece yüzde 2 psikolog veya psikiyatriste başvurdu

Toplumdaki bu ağır tablonun bir sonucu olarak, son bir yıl içinde her iki kişiden biri (yüzde 44,3) psikolojik desteğe ihtiyaç duyduğunu belirtti. Ancak bu ihtiyacın karşılanmasında profesyonel kanallar zayıf kaldı. Zor zamanlarda vatandaşların yüzde 70'i ailesine sığınırken, psikolog veya psikiyatriste başvuranların oranı sadece yüzde 2'de kaldı.

Güven krizi: "Her yere güvensizler" çoğunlukta

Araştırma, Türkiye'deki "güven haritasını" da çıkardı. Sonuçlara göre toplum, yakın çevresine (aile/arkadaş) orta düzeyde güvenirken (50 puan), tanımadığı kişilere neredeyse hiç güvenmiyor (18 puan). Kurumlara güven ise 39 puanla sınırlı kaldı.

Seçmen profilleri üzerinden yapılan analizde, toplumun yüzde 45'inin "her yere güvensizler" kümesinde olduğu görüldü. Bu grup ne devlete ne kurumlara ne de diğer insanlara güveniyor. Özellikle muhalefet seçmeninin (CHP, İYİ Parti, DEM Parti) büyük kısmı bu güvensiz ve tükenmiş kitleyi oluşturuyor. İktidar seçmeni ise daha çok "kuruma yaslananlar" (Devlet çözer diyenler) grubunda yer alıyor.

Gençlerde "gitme isteği" ana akım oldu

Aidiyet ve göç konusundaki veriler ise beyin göçü tehlikesini doğruladı. Genel nüfusun üçte ikisi Türkiye'de yaşamayı tercih etse de, 18-34 yaş grubunda durum kritik. Gençler ve eğitimli kesimde "Fırsat olsa başka ülkede yaşamak isterim" diyenlerin oranı, ülkede kalmak isteyenlerle neredeyse başa baş noktasına geldi. Rapor, bu grupta gitme isteğinin artık marjinal bir düşünce değil, "ana akım bir seçenek" olduğunu vurguluyor.

2026 beklentisi: Ülke için karamsar, kendisi için iyimser

Raporun sonuç bölümünde vatandaşların 2026 yılı beklentilerine de yer verildi. İlginç bir paradoks olarak, toplumun yüzde 47'si Türkiye'nin genel durumu için "kötü bir yıl" beklerken, kendi kişisel hayatı için yüzde 54 oranında "olumlu" bir beklenti taşıyor. Bu durum, bireylerin ülkenin gidişatına dair umutsuz olsalar da, kendi mikro dünyalarında "bir şekilde başının çaresine bakma" ve hayatta kalma refleksini korudukları şeklinde yorumlandı. T24

Yorumlar
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *