Sendika her şeyden önce kayıt dışını ortadan kaldırır, devlet de dolandırılmaz
Bir ülkenin demokratikleşmesinin, çağdaşlaşmasının, sorgulamasının ve kaliteli yaşama bilinci gelişmesinin en önemli ölçütlerinden birinin örgütlü toplum olmak olduğunu hatırlatan Tek Gıda İş Sendikası Şube Başkam İzzet Özcan, "Son yıllarda gıda iş kolunda çalışan işçi sayısı artıyor, ancak bizim sendikalı üyelerimizin sayısı artmıyor aksine azalıyor" dedi.
50'ye yakın fabrikadan sadece birinde sendika var
OSB'de gıda alanında üretim yapan ve 2 bine yakın işçi çalıştırdığı söylenen fabrikalarda bile sendikalı işçi bulunmadığını söyleyen Özcan, "Yalnız OSB'de un fabrikaları hariç 50'ye yakın gıda imal eden fabrika var. Bu 50'ye yakın fabrikada 10 binin üzerinde işçi var. Bu fabrikaların pek çoğunda bine yakın işçi çalışıyor. Gıda sektöründe faaliyet gösteren ve 2 bine yakın işçisi bulunan fabrikalar da bile bir tek sendikalı işçi yok. Binin üzerinde işçi çalıştıran onlarca makarna fabrikası var. Bu fabrikalardan sadece Beslen’in 35 işçisi sendikalı" diye konuştu.
Yasal sorumluluklarını yerine getiren sendikadan rahatsız olmaz
İşyerinde sendikalı işçi görmek istemeyen işverenin yasal sorumluluklarını yerine getirmediğine inandıklarını söyleyen Özcan, "Çünkü işçiyi 8 saat değil, 12 saat çalıştırıyorlar. İşçi sendikalı olduğu zaman 12 saat çalıştıramayacaklar. Çok yerde işçinin SSK primi bile ödenmiyor. İşçi tamamen kayıt dışı çalışıyor. Sendikalı olduğu zaman işçiyi kayıt dışı çalıştırma ortadan kalkacak. Sendika her şeyden önce kayıt dışını ortadan kaldırıyor. İşveren işçiye yarın işe gelme diyemiyor. En önemlisi de işçi sendikalı olsa kayıt altına girecek. Bu durum sadece işçinin güvenliği için değil, devletin de kazancına olur. Çünkü işçi SSK'lı olur ve günde 8 saat üzerinden çalışır ve o süreden bordro gösterilirse, maliye de kazanır, SSK'da" şeklinde açıklama yaptı.
Sendikalı işçi kendine ve devlete kazandırır
"Sendika her şeyden önce işçiyi kayıt altına alacağından kuramların kayıt dışı diye bir sorunu kalmaz" diyen Özcan, "Kapitalizmin oluşmasında bile sermaye ve yanında emeğin örgütlü gücü oluşması gerekir. Ancak ülkemizdeki sistem kapitalist liberal sistem bile değil. Köleci sistem mi sermayenin egemen olduğu sistem mi adını siz koyun. Amaç kendi kazandırırken, devletine ve emek verene kazandırmak değil, köleci zihniyeti yerleştirmek, örgütlülüğü ve gücü oluşturmamak” dedi.
İşçilik dışındaki mesleklerde örgütlenmek özendiriliyor
İşçiler arasında sendikalılık oranının her geçen gün azaldığını, oysa uygar dünyada bunun aksi olduğunu, diğer meslek dallarında örgütlenmeye önem verilirken işçi örgütlenmesinin sürekli önünün kesildiğini söyleyen Özcan, "Berber berberler odasına kayıt yaptırıyor. Ekmekçi Ekmekçiler odasına. İlgili meslek odasına kayıt yaptırmadan mesleğini icra edemiyor. Daha büyük sermayelerle işler yapanların da ilgili sivil toplum örgütleri bir yerde örgütleniyorlar. İşçinin ne suçu var? Sendikalı olurlarsa işine son veriliyor. Oysa her meslek dalında olduğu gibi işçinin de örgütlenme hakkı olmalı ve bu en temel insani haklardan biridir" diye konuştu
