2025 yılını eğitim açısından değerlendiren Eğitim Sen Gaziantep Şube Başkanı Ömer Parlakçı, çocukların 2025 yılında da sağlık, eğitim, güvenlik ve sosyal koruma alanlarında ciddi ihlallerle karşı karşıya kaldığını belirtti
2025 yılı itibariyle 611 bin 612 çocuğun örgün eğitim dışında kaldığını ve bunun yaklaşık yarısının kız çocuğu olduğunu değerlendiren Parlakçı, ‘’Net okullaşma oranı 5 yaşta yüzde 84,3; ilkokulda yüzde 95; ortaokulda yüzde 91,5; ortaöğretimde yüzde 88. Bu oranların ardındaki sınıfsal ve bölgesel eşitsizlik çok daha derin. Kırsal bölgelerde, yoksul hanelerde ve göçmen topluluklarda yaşayan kız çocukları eğitimden dışlanıyor. 2025 yılında geçici koruma altındaki kız çocuklarının sadece yüzde 48,86’sı okula gidebildi’’ açıklamasını yaptı.
Türkiye’de yaklaşık 2,3 milyon çocuk işçi bulunuyor
Türkiye’de yaklaşık 2,3 milyon çocuk işçinin bulunduğunu ifade eden Parlakçı, ‘’2025 yılında milyonlarca kız çocuğu hâlâ eğitimden, sağlıktan, güvenli yaşamdan ve özgürlükten mahrum bırakıldı. Yoksulluk, cinsiyetçilik, dinselleştirme ve otoriter politikalar; kız çocuklarının yaşamlarını doğrudan belirledi. Eğitim, sağlık, katılım ve adalet alanlarında yaşanan her ihlal, bir kuşağın geleceğinin gasp edilmesi anlamına geldi’’ şeklinde konuştu.
2025 okulların güvensiz hale geldiği bir yıl oldu
‘2025 yılı, okulların sadece fiziksel olarak değil, sosyal ve psikolojik olarak da güvensiz hale geldiği bir yıl oldu’ diyen Parlakçı, ‘’Okullarda artan şiddet olayları, sadece polisiye tedbirlerle çözülmeye çalışılırken, sorunun temelindeki sosyoekonomik nedenler ve liyakatsiz yönetim anlayışı olduğu yeterince tartışılmadı. Çocukların korunması için bilimsel rehberlik hizmetleri ve uzman kadroların artırılması talepleri karşılıksız bulmadı. 2025, çocuk haklarının kâğıt üzerinde kaldığı, okulların güvenli liman olma özelliğini yitirdiği bir yıl olarak hafızalara kazındı’’ ifadelerini kullandı.
Eğitim emekçileri alım gücünün en dip noktasını gördü
Eğitim emekçilerinin alım gücünün en dip noktasını gördüğü yıl olduğunu vurgulayan Başkan Parlakçı, ‘’Yoksulluk sınırının çok altında kalan maaşlar, artan kira maliyetleri ve hayat pahalılığı karşısında öğretmenler barınma ve beslenme gibi en temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz hale geldi. Son yıllarda olduğu gibi 2025’te de öğretmenlerin toplumdaki saygınlığı ve mesleki itibarları ciddi biçimde erozyona uğradı. Ekonomik koşullar refah seviyesini düşürürken; maaş artışları artan yaşam maliyetlerini karşılamaktan uzak kaldı. Türkiye’de görev yapan eğitim ve bilim emekçileri, OECD ülkeleri arasında ekonomik, sosyal ve özlük haklar açısından son sıralarda yer almayı sürdürdü. Türkiye’de göreve yeni başlayan bir öğretmen on yıl önce maaşıyla 14 çeyrek altın alabiliyorken, 2025’te maaşıyla 5 çeyrek altın bile alamaz hale geldi’’ dedi. Haber Merkezi
