ANASAYFA arrow right Güncel

Antep ölüm ikincisi

Antep ölüm ikincisi
YAYINLAMA: 07 Ekim 2026 / 19.45
GÜNCELLEME: 07 Ekim 2026 / 19.45

İş cinayetlerinde 2013’ten beri ilk kez beş ay üst üste 200’ün üzerinde ölüm olayı yaşandı. Eylül ayında 226, yılın ilk dokuz ayında en az 1736 işçi hayatını kaybetti… Ölümlerden 66’sının çocuk olması çocuk işçiliğinin ulaştığı boyutu gözler önüne serdi

 

 

İSİG, Eylül ayında Türkiye’nin 62 şehrinde ve yurtdışında altı ülkede (kısa vadeli çalışmak için gidilen veya Türkiye menşeili şirketlerde çalışan) iş cinayeti gerçekleştiğini açıkladı. İstanbul’dan sonra işçi ölümlerinin en fazla yaşandığı il Gaziantep oldu.

 

39 ölüm İstanbul’da; 9 ölüm Gaziantep’te; 8’er ölüm Ankara ve Şanlıurfa’da; 7’şer ölüm Düzce ve Manisa’da; 6’şar ölüm Samsun ve Trabzon’da; 5’er ölüm Antalya, Bursa, Elazığ ve Kocaeli’nde; 4’er ölüm Adana, Artvin, Balıkesir, Hatay, Kahramanmaraş, Kastamonu ve Mersin’de; 3’er ölüm Afyon, Aydın, Batman, Çorum, İzmir, Kırşehir, Ordu, Sakarya, Şırnak, Yalova ve Zonguldak’ta meydana geldi.

Çocuk emeği düşük maliyetli, güvencesiz ve denetimsiz

İSİG raporunda çocuk işçi ölümlerine dikkat çekilerek, “Bu yıl tespit edebildiğimiz kadarıyla en az 66 çocuk işçinin çalışırken hayatını kaybetmesi, çocuk işçiliğinin Türkiye’de ulaştığı boyutun acı bir tablosu. Geçtiğimiz iki yılda MESEM’ler çocuk işçiliğin en görünür yüzlerinden biri haline geldi. Çünkü MESEM modeliyle çocukların işyerlerinde çalışması yalnızca yaygınlaştırılmadı; çocuk emeğinin düşük maliyetli hatta bedava, güvencesiz ve denetimsiz biçimde üretime dahil edilmesinin kurumsal ve yasal aracı yaratıldı. Bu noktada, MESEM’lerle ilgili tartışılması gereken şey yalnızca MESEM’lerde denetimin veya iş güvenliği önlemlerinin yetersizliği değil, çocuk emeğini işgücü piyasasının olağan ve kabul edilebilir bir unsuru haline getiren bu modelin kendisidir (reddidir).” denildi.

Kayıt dışılık, yoksulluk ve güvencesizlik

Öte yandan, MESEM’lerde yaşanan ölümler, aynı zamanda çok daha geniş bir çocuk işçiliği sorununa bakabileceğimiz büyük bir pencereyi açtı. Türkiye’de çocuk işçiliği uzun yıllardır tarım, küçük işletmeler, sanayi siteleri, mevsimlik işler gibi kayıt dışı istihdamın yoğun olduğu, dolayısıyla görünürlüğün ve denetimin son derece sınırlı olduğu alanlarda yoğunlaşıyordu. Bu yüzden de, çocuk işçilerin yaşadığı sömürü ve iş cinayetleri çoğu zaman birbirinden kopuk, münferit vakalar olarak tartışılabiliyordu. Oysaki bugün, devlet tarafından düzenlenen, kayıt altına alınan ve eğitim adı altında yürütülen bir çalışma biçiminde dahi çocukların ağır çalışma koşullarına, iş kazalarına ve iş cinayetlerine maruz kaldığını görüyoruz. Çocuk emeğinin en görünür, en kurumsallaşmış ve kağıt üzerinde en fazla denetlenebilir biçiminde bile ortaya çıkan tablo buysa; kayıt dışılığın, yoksulluğun ve güvencesizliğin çok daha büyük bir belirleyen olduğu alanlarda çocukların hangi koşullarda çalıştığı sorusunu tartışmak ve mücadele etmek zaruridir.

Yoksullaşmanın kendisi aynı zamanda

bir işçi sağlığı ve iş güvenliği sorunu

2027–2029 Orta Vadeli Program (OVP) Eylül ayında resmi gazetede yayımlandı. OVP gösteriyor ki emekçiler bakımından en önemli sonucu gelir kaybı ve yoksullaşma olan ekonomi politikaları ağırlaştırılmış biçimde devam edecek. Raporlarımızda daha önce de değindiğimiz gibi yoksullaşmanın kendisi aynı zamanda bir işçi sağlığı ve iş güvenliği sorunu olarak ele alınmalı. Reel gelirlerin gerilediği, geçinmenin giderek zorlaştığı koşullarda işçiler, daha uzun sürelerle çalışmaya, fazla mesaiye, ikinci işlere, kayıt dışı ve güvencesiz çalışma biçimlerine daha fazla zorunlu bırakılıyor; artan işsizlik ise tehlikeli çalışma koşullarına itiraz edebilme gücünü zayıflatıyor. Bu yüzden de, OVP’nin dezenflasyon ve işgücü piyasasında esneklik hedeflerini yalnızca makroekonomik göstergeler olarak değil, emeğin yeniden üretimi bakımından ücretlerin baskılandığı ve çalışma koşullarının esnekleştirildiği; işçilerin işyerindeki sağlıklarını, güvenliklerini ve yaşamlarını da doğrudan etkileyen politikalar olarak görülüyor.

 

Eylül ayında en az 226 iş cinayeti

2026 yılının ilk dokuz ayında iş cinayetlerinin aylara göre dağılımı şöyle:

Ocak ayında en az 155 işçi,
Şubat ayında en az 129 işçi,
Mart ayında en az 151 işçi,
Nisan ayında en az 190 işçi,
Mayıs ayında en az 214 işçi,
Haziran ayında en az 228 işçi,
Temmuz ayında en az 216 işçi,
Ağustos ayında en az 227 işçi,

Eylül ayında iş cinayetlerinin işkollarına göre dağılımı şöyle:

İnşaat, Yol işkolunda 50 işçi; Tarım, Orman işkolunda 45 emekçi (23 işçi ve 22 çiftçi); Taşımacılık işkolunda 28 işçi; Belediye, Genel İşler işkolunda 16 işçi; Gemi, Tersane, Deniz, Liman işkolunda 15 işçi; Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 10 işçi; Konaklama, Eğlence işkolunda 9 işçi; Madencilik işkolunda 7 işçi; Petro-Kimya, Lastik işkolunda 6 işçi; Tekstil, Deri İşkolunda 6 işçi; Metal işkolunda 6 işçi;
Gıda, Şeker işkolunda 4 işçi; Savunma, Güvenlik işkolunda 4 işçi; Ağaç, Kağıt işkolunda 3 işçi; Çimento, Toprak, Cam işkolunda 3 işçi; Enerji işkolunda 3 işçi; İletişim işkolunda 1 işçi; Sağlık, Sosyal Hizmetler işkolunda 1 işçi; Elimizdeki veriler ışığında çalıştığı işkolunu belirleyemediğimiz 9 işçi hayatını kaybetti…

Eylül ayında iş cinayetlerinin yaş gruplarına göre dağılımı şöyle:

14 yaş ve altı 5 çocuk işçi,
15-17 yaş arası 3 çocuk/genç işçi,
18-29 yaş arası 41 işçi,
30-49 yaş arası 77 işçi,
50-64 yaş arası 75 işçi,
65 yaş ve üstü 11 işçi,
Yaşını bilmediğimiz 14 işçi hayatını kaybetti. İSİG raporu

Yorumlar
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *