ANASAYFA arrow right Güncel

Denetimlerin sürekliliği ve şeffaflığı bu dönemde ayrı bir önem taşıyor

Denetimlerin sürekliliği ve şeffaflığı  bu dönemde ayrı bir önem taşıyor
YAYINLAMA: 17 Şubat 2026 / 18.41
GÜNCELLEME: 17 Şubat 2026 / 18.41

Gıda Mühendisleri Odası Gaziantep İl Temsilcisi Gamze Atar Kayabaşı, ‘’Ramazan ayında uzun süreli açlığın ardından hızlı ve yoğun tüketim eğilimi, toplu iftar organizasyonları ve artan üretim hacmi gıda güvenliği risklerini daha da artırıyor. Özellikle et ve et ürünleri, sütlü tatlılar, salatalar ve toplu yemek üretiminde soğuk zincirin korunmaması, uygun sıcaklıkta muhafaza ve hijyen koşullarına uyulmaması durumunda gıda kaynaklı hastalık riski yükseliyor. Denetimlerin sürekliliği ve şeffaflığı bu dönemde ayrı bir önem taşıyor’’ şeklinde konuştu.
Yılda yaklaşık 18 ila 23 milyon ton gıda israf ediliyor
Türkiye’de gıda israfı uzun yıllardır yüksek seviyede olduğuna dikkat çeken Kayabaşı, ‘’Tarım ve Orman Bakanlığı’nın kamuoyuna yansıyan çalışmaları ile Birleşmiş Milletler Çevre Programı verileri birlikte değerlendirildiğinde, ülkede yılda yaklaşık 18 ila 23 milyon ton gıdanın üretimden tüketime kadar olan süreçte kaybedildiği veya israf edildiği belirtiliyor. Bu miktar kişi başına yılda ortalama 100 kilogramın üzerinde gıda kaybı anlamına geliyor’’ açıklamasını yaptı.

İhtiyaçtan fazla ürün alınması ve gereğinden büyük porsiyonlar israfı artırıyor
‘Günlük yaklaşık 12 milyon ekmeğin israf edildiğine ilişkin veriler de sorunun boyutunu çarpıcı biçimde ortaya koyuyor’ ifadelerine yer veren Kayabaşı, ‘’Üretim, hasat, depolama ve lojistik aşamalarındaki kayıplar önemli bir yer tutarken; özellikle Ramazan ayında ihtiyaçtan fazla ürün alınması ve gereğinden büyük porsiyonlar hazırlanması evsel israfı artırıyor. Bir yanda milyonlarca ton gıda çöpe giderken, diğer yanda temel gıdaya erişmekte zorlanan kesimlerin varlığı, ekonomik sistemin çelişkisini açık biçimde gösteriyor’’ dedi.
Derinleşen gıda enflasyonu ve artan  
gıda güvenliği riskleri görünür hale geliyor
Kayabaşı, ‘’Ramazan ayında sofralarda yaşanan gıda israfı, derinleşen gıda enflasyonu ve artan gıda güvenliği riskleri toplumsal açıdan daha görünür hale geliyor. 2026 Ramazan’ına girilirken ortaya çıkan tablo, yalnızca bireysel tüketim tercihleriyle değil; üretim politikaları, gelir dağılımı ve denetim mekanizmalarıyla birlikte değerlendirilmesi gereken yapısal bir soruna işaret ediyor’’ değerlendirmesini yaptı.
Alım gücündeki düşüş, tüketiciyi ucuz ve çoğu düşük kaliteli ürünlere yöneltiyor
Alım gücündeki düşüşün, tüketicileri daha ucuz ve çoğu zaman daha düşük kaliteli ürünlere yönelttiğine dikkat çeken Kayabaşı, fiyat baskısı altında açıkta satılan, etiket bilgisi yetersiz ya da kayıt dışı üretimden gelen ürünlerin tercih edilmesinin gıda güvenliği risklerini artırdığını, bu durumun halk sağlığı ile ekonomik zorunluluk arasındaki gerilimi görünür kıldığını belirtti.
Sağlıklı ve güvenli gıdaya erişim temel bir insan hakkı
Gıda israfının azaltılmasının ve güvenli gıdaya erişimin sağlanmasının yalnızca bireysel tasarruf çağrılarıyla çözülebilecek bir mesele olmadığını sözlerine ekleyen Gıda Mühendisleri Odası Gaziantep İl Temsilcisi Gamze Atar Kayabaşı, konuşmasını şöyle sürdürdü: ‘’Üretim planlamasından fiyat politikalarına, gelir dağılımından etkin ve bağımsız denetim mekanizmalarına kadar bütüncül bir yaklaşım gerekiyor. Sağlıklı ve güvenli gıdaya erişim temel bir insan hakkı. 2026 Ramazan’ına girerken ortaya çıkan tablo; bir yanda yılda 20 milyon tonun üzerinde gıda israfı, diğer yanda alım gücü düşen ve güvenli gıdaya erişimde zorlanan geniş kesimler gerçeğini aynı anda gösteriyor. Bu çelişki, gıda meselesinin yalnızca tüketim değil; eşitlik, adalet ve kamusal sorumluluk meselesi olduğunu açık biçimde ortaya koyuyor.’’ Haber Merkezi

Yorumlar
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *