ANASAYFA arrow right Güncel

Eğitim, hiçbir siyasi görüş ve dini ajandanın aracı haline getirilemez

Eğitim, hiçbir siyasi görüş ve dini ajandanın aracı haline getirilemez
YAYINLAMA: 17 Şubat 2026 / 18.53
GÜNCELLEME: 17 Şubat 2026 / 18.53

Öğretmenlerimiz, çocukların inançları ya da inançsızlıkları üzerinden ayrıştırılmasına yol açabilecek uygulamaların parçası olmayacak

Geçtiğimiz günlerde Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in imzasıyla 81 ile ramazan ayı boyunca okullarda “Maarifin Kalbinde Ramazan” temalı etkinlikler düzenleneceği yönünde yazı gönderildi. Eğitim İş Gaziantep Şubesi, ‘’Eğitim ortamı, çocukların kendilerini özgür ve güvende hissedeceği bir alan olmalıdır; inanç temelli yönlendirme alanı değil’’ dedi.

Şube Başkanı Ali Arpat, ‘’Sendikamız, üye öğretmenlerinin mesleki etik, pedagojik ilke ve anayasal sorumlulukları doğrultusunda hareket etmesini esas almaktadır. Bu kapsamda, söz konusu uygulamaya katılım göstermeme yönünde bir eylem kararı alınacak. Eğitim, hiçbir siyasi ya da dini ajandanın aracı haline getirilemez. Öğretmenlerimiz, çocukların inançları ya da inançsızlıkları üzerinden ayrıştırılmasına yol açabilecek uygulamaların parçası olmayacak’’ şeklinde konuştu.
Bu tür uygulamalar ayrımcılık ve baskı algısı yaratma potansiyeli taşır
Milli Eğitim Bakanlığı’nın okul öncesinden liseye kadar tüm kademelerinde Ramazan Ayı boyunca dini etkinlikler düzenleme kararının, açıkça Anayasaya, Milli Eğitim Temel Kanuna, Eğitim Bilimine ve Uluslararası Çocuk Hakları Sözleşmesine aykırı olduğunu dile getiren Arpat, ‘’ Etkinlik adı altında aile katılımı, gözlem formları ve raporlama süreçleri de ayrıca sorunlu. Eğitim sistemi, çocukların ya da ailelerin dini pratiklerini ölçen, sınıflandıran ya da kayıt altına alan bir mekanizma değildir. Bu tür uygulamalar ayrımcılık ve baskı algısı yaratma potansiyeli taşır’’ ifadelerini kullandı.
Devlet okulu sessizleştiren, baskılayan ve ayrıştıran bir alan olamaz
‘Aynı inanca sahip insanların bile aynı inanç düzeyinde olması beklenmez’ diyen Arpat, ‘’Bu ülkede farklı inançtan ya da herhangi bir inancı benimsemeyen yurttaşlar da var. Çoğunluğun dini pratiğini “birleştirici değer” olarak sunmak, farklı olanı görünmez kılma riski taşır. Bu pedagojik açıdan etiketleme ve dışlanma zeminidir. Çocuk çoğunluk normuna uymuyorsa kendini eksik, yanlış ya da kenarda hissedebilir. Devlet okulu kimseyi sessizleştiren, baskılayan ya da ayrıştıran bir alan olamaz’’ açıklamasını yaptı.
Eğitim politikası sosyal gerçeklikten kopamaz
Eğitimdeki gerçek sorunların üzerinin örtüldüğüne dikkat çeken Arpat, ‘’Öğretmenler yoksulluk sınırının altında maaşla yaşamaya çalışıyor. Yüz binlerce atanmayan öğretmen var. Okullarda çocuklara ücretsiz bir öğün yemek hâlâ sağlanamıyor. Eğitimde nitelik sorunu büyürken dini içerikli etkinliklerin politika başlığı haline getirilmesi kabul edilemez. Rehberlerde hurmalı, pideli, misafirli Ramazan sofraları anlatılıyor. Ancak yoksulluğun olduğu yerde romantik sofra anlatısı pedagojik bir gerçeklik değil. Bir çocuğa “misafirli iftar sofrası” tasviri yaptırırken o sofrayı kuramayan aileyi de düşünmek gerekir. Eğitim politikası sosyal gerçeklikten kopamaz’’ değerlendirmesinde bulundu.
Okul, farklılıkların güvenle bir
arada yaşanabildiği bir alan olmalı
Arpat, ‘’Okul ortamında çoğunluğun dini pratiğinin teşvik edilmesi, farklı tercihlere sahip öğrenciler üzerinde baskı oluşturabilir. Oruç tutmayan, farklı inanca sahip olan ya da herhangi bir dini pratiğe katılmak istemeyen öğrenciler, akranları tarafından sorgulanma, etiketlenme ya da dışlanma riskiyle karşı karşıya kalabilir. Bu durum akran zorbalığını besleyebilecek bir zemin oluşturur. Çocuklar arasında “kim tutuyor, kim tutmuyor”, “kim etkinliğe katılıyor, kim katılmıyor” gibi ayrıştırıcı kategoriler oluşması pedagojik açıdan son derece sakıncalı. Okul, farklılıkların görünmezleştirildiği değil, güvenle bir arada yaşanabildiği bir alan olmalı’’ önerisinde bulundu.

Sosyal baskı oluşabilir

Özellikle pansiyonlu okullarda bu uygulamaların daha hassas sonuçlar doğurma ihtimali bulunduğunu aktaran Eğitim İş Gaziantep Şube Başkanı Ali Arpat, konuşmasını şöyle tamamladı: ‘’Pansiyonlarda kalan öğrenciler için yemek düzeni, beslenme saatleri ve ortak yaşam kuralları zaten belirli bir disiplin çerçevesinde yürütülüyor. Ramazan temalı düzenlemelerin, oruç tutmayan öğrencilerin yemek saatleri ve erişimi konusunda sorun yaratmaması için önlemler alınmadığı takdirde, sosyal baskı oluşabilir.’’ Haber Merkezi

 

Yorumlar
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *