1 Eylül Dünya Barış Günü için Kırkayak Parkı’nda bir araya gelen sivil toplum kuruluşları, Balıklı Parkı’na kadar yürüdü
İnsan Hakları Derneği Gaziantep Şube Başkanı Av. Bahri Oğuz, ‘’İnsan hakları savunucuları olarak yıllardır söylediğimiz gibi, Kürt meselesinin çözümü; şiddet ve güvenlik politikalarıyla değil; demokrasi, hukuk, eşit yurttaşlık ve insan haklarının bütüncül olarak yaşama geçirilmesiyle mümkün. Bugün gelinen aşamada ise barışçıl ve demokratik çözüm konusunda yeni bir fırsat penceresinin açıldığını görüyoruz’’ dedi.
Barış konusunda daha umutluyuz
Barış bir insan hakkı olduğuna dikkat çeken Oğuz, ‘’Türkiye açısından 1 Eylül’ün anlamı ise, onlarca yıldır ağır bedeller ödenmesine neden olan Kürt meselesinin demokratik ve barışçıl yollarla çözümüyle doğrudan bağlantılı. Bu yıl geçen yıla nazaran barış konusunda daha umutluyuz. Türkiye'nin yakın tarihi, Kürt meselesinin güvenlikçi ve inkârcı politikalarla çözülemeyeceğini defalarca gösterdi. Güvenlikçi politikalar binlerce insanın yaşamını yitirmesine, yerinden edilmelere, köylerin boşaltılmasına, zorla kaybetme ve faili meçhul cinayetlere, işkence ve kötü muameleye, birçok temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına yol açtı’’ ifadelerini kullandı.
Gerekli yasal ve anayasal
adımlar eş zamanlı olarak atılmalı
Oğuz, ‘’1 Ekim 2024'te başlayan ve sonraki gelişmelerle yeni bir aşamaya ulaşan süreçte silahların bırakılması ve çatışmanın sona erdirilmesine yönelik adımlar atılmış; TBMM bünyesinde kurulan komisyonla birlikte meselenin demokratik ve siyasal zeminde ele alınması yönünde önemli bir imkan ortaya çıktı. İHD olarak bu süreci, Türkiye'nin onlarca yıllık çatışma tarihinden çıkması ve kalıcı toplumsal barışın inşa edilmesi bakımından son derece önemli görüyoruz.
Ancak silahların susması tek başına barış anlamına gelmez. Kalıcı barışın sağlanabilmesi için çatışmayı üreten siyasal, hukuki ve toplumsal sorunların çözümü için gerekli yasal ve anayasal adımlar eş zamanlı olarak atılmalı’’ çağrısında bulundu.
Meclis, barış sürecinin ihtiyaç duyduğu hukuki
düzenlemeleri gecikmeden gerçekleştirmeli
Sürecin önemli aktörü olan Öcalan’ın hapishane koşullarının yeniden düzenlenmesi, ev hapsi veya benzer infaz koşulları öngörülerek dış dünya ile görüşme imkanlarının sağlanması ve bu hususların yasal bir güvenceye bağlanması gerektiğini belirten Oğuz, ‘’Silahsızlanma ve demokratik yaşama dönüş sürecinin kapsamlı hukuki düzenlemelerle güvence altına alınması, süreçte yer alan aktörlerin güvenliğinin sağlanması ve demokratik siyasetin önünün açılması zorunlu. Bu nedenle TBMM'ye önemli sorumluluklar düşüyor. Meclis, barış sürecinin ihtiyaç duyduğu hukuki düzenlemeleri gecikmeden gerçekleştirmeli; sürecin kişilere, hükümetlere veya dönemsel siyasi tercihlere bağlı olmaktan çıkarılarak kalıcı ve kurumsal güvencelere kavuşturulmasını sağlamalı’’ dedi. Haber Merkezi
