ANASAYFA arrow right Güncel

Refah dönemlerinde gelir, zor dönemlerde yük adil paylaşılmalı

Refah dönemlerinde gelir, zor  dönemlerde yük adil paylaşılmalı
YAYINLAMA: 06 Ekim 2026 / 18.44
GÜNCELLEME: 06 Ekim 2026 / 18.44

“Yüksek enflasyon milyonlarca kamu çalışanı ve emekli açısından küçülen hane bütçelerinin artan borç yükü ve her geçen gün daha da ağırlaşan geçim şartları anlamına geliyor”

 

Türk Tarım Orman Sen Gaziantep Şube Başkanı Cuma Erol, refah dönemlerinde gelirin, zor dönemlerde ise yükün adil bir şekilde paylaşılmasını gerektiğini ifade etti.

Erol, ‘’Memurlara derhal ek zam yapılmalı. Bu artış mutlaka refah payı ile desteklenmeli. Maaş artışlarında eşel mobil sistemine geçilmeli, gerçekleşen enflasyon gecikmeksizin maaşlara yansıtılmalı. Aksi halde 2026 yılı, memur ve emekliler açısından ekonomik anlamda son derece ağır sonuçlar doğuran bir yıl olarak kayıtlara geçecek. Yetkililerden beklentimiz; alım gücü her geçen gün eriyen kamu çalışanları ve emekliler için adil, kalıcı ve gerçekçi bir düzenlemenin vakit kaybedilmeksizin hayata geçirilmesi’’ çağrısını yaptı.

Sosyal denge açısından
ciddi bir risk oluşturuyor

Gelinen noktada yüksek enflasyonun milyonlarca kamu çalışanı ve emekli açısından küçülen hane bütçelerinin artan borç yükü ve her geçen gün daha da ağırlaşan geçim şartları anlamına geldiğini söyleyen Erol, ‘’Aileleriyle birlikte yaklaşık 25 milyonluk geniş bir kesimin alım gücünün sürekli gerilemesi, yalnızca ekonomik bir sorun değil, aynı zamanda sosyal denge açısından da ciddi bir risk oluşturuyor. Yıllık enflasyonun yüzde 29,73’e ulaşması, bu kaybın geçici değil kalıcı bir refah erozyonuna dönüştüğünü açıkça gösteriyor’’ dedi.

Erol, ‘’Yaptığımız uyarıların bugün birebir gerçekleştiği görülüyor. 2026 yılının 10 aylık bölümünde ortaya çıkan enflasyonun, şimdiden yıllık maaş artışının tamamını ortadan kaldırması; mevcut ücret politikasının sürdürülebilir olmadığını net biçimde ortaya koydu. Bu nedenle kamu çalışanlarının gelir politikasında acil bir düzenleme yapılması artık kaçınılmaz bir zorunluluk haline geldi. Maaş artışlarını piyasa gerçeklerinin altında tutarak enflasyona mücadele edilemeyeceği bir kere daha görüldü. Memur ve emekliler, ekonomik büyümeden hak ettikleri payı alamadıkları gibi enflasyon yükseldiğinde de ilk kaybeden kesim olmaya devam ediyor’’ tespitini yaptı.

Yüzde 7’lik artış maaşların büyük
ölçüde eridiğini gösteriyor

TÜİK tarafından açıklanan verilere göre eylül ayında enflasyonun 1,84 olarak gerçekleştiğini, yıllık enflasyonunda yüzde 29,73 seviyesinde oluştuğunu hatırlatan Erol, ‘’Yılın ikinci yarısının henüz ilk üç ayında kümülatif enflasyonun yüzde 5,6’ya ulaşmış olması, kamu görevlileri ve emeklilerimizin maaşlarına temmuz ayında yapılan yüzde 7’lik artışın büyük ölçüde eridiğini gösteriyor’’ değerlendirmesinde bulundu.

Fiyat artışları, açıklanan
rakamların çok ötesinde

Yıllık enflasyonun halen yüzde 29,73 gibi son derece yüksek bir seviyede seyretmesinin hayat pahalılığının aile bütçeleri üzerindeki baskısının bütün ağırlığıyla devam ettiğinin göstergesi olduğunu sözlerine ekleyen Erol, ‘’Dar ve sabit gelirliler açısından mesele yalnızca ortalama enflasyon rakamlarından ibaret değil. Gıda, kira, ulaşım, eğitim ve temel ihtiyaçlarda yaşanan fiyat artışları, kamu çalışanlarımızın ve emeklilerimizin günlük hayatında açıklanan ortalama rakamların çok ötesinde hissediliyor. Gelinen noktada ekonomik gelişmeler, kamu görevlileri ve emeklilerimizin maaşlarının yeniden değerlendirilmesini zorunlu hale getirdi’’ açıklamasını yaptı. Haber Merkezi

Yorumlar
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *