ANASAYFA arrow right Güncel

Temel hak ve özgürlüklerin korunmasında ciddi sorunlar yaşanıyor

Temel hak ve özgürlüklerin  korunmasında ciddi sorunlar yaşanıyor
YAYINLAMA: 18 Temmuz 2026 / 23.24
GÜNCELLEME: 18 Temmuz 2026 / 23.24

 

İnsan Hakları Derneği Gaziantep Şubesi, hukukun üstünlüğü ve temel hakların güvence altına alınması, demokratik bir toplumun vazgeçilmez koşulu olduğunu belirtti

 

İnsan Hakları Derneği Gaziantep Şubesi, derneğin kuruluş yıldönümünde açıklama yaptı. Şube Başkanı Av. Bahri Oğuz, ‘’Bugün Türkiye'de hukuk devleti ilkesinin ortadan kalktığı, temel hak ve özgürlüklerin korunmasında ciddi sorunların yaşandığı bir dönemden geçiyoruz. Uygulamada hakları koruması gereken mekanizmalar, çoğu zaman hak ihlallerinin bizzat faili olduğunu görüyoruz ve biliyoruz. Erkler ayrılığı ilkesi terk edilmiş, yargı başta olmak üzere tüm denge-denetleme mekanizmaları ortadan kalktı’’ şeklinde konuştu.

Baskılar, demokratik toplumun temel
unsurlarından biri olan çoğulculuğu zedeliyor

Oğuz, ‘’Yaşam hakkı, işkence yasağı, ifade özgürlüğü, protesto hakkı, örgütlenme özgürlüğü, adil yargılanma hakkı, kişi özgürlüğü ve güvenliği ve ayrımcılık yasağı başta olmak üzere birçok temel hak ve özgürlük ihlal edilmeye devam ediyor. Devlet,  insan haklarını korumak ve güvence altına alma yükümlülüğünü terk etti. İfade ve örgütlenme özgürlüğü üzerindeki baskılar, demokratik toplumun temel unsurlarından biri olan çoğulculuğu zedeliyor’’ ifadelerini kullandı.

Farklılıklar tehdit değil,
toplumun zenginliği

Demokratik bir toplumda şiddet ve nefret içermeyen düşüncelerin suç olmadığını vurgulayan Oğuz, ‘’Farklılıklar tehdit değil, toplumun zenginliği. Eleştiri ise bastırılması gereken bir davranış değil, demokratik yaşamın temel unsurlarından biri. Cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri de insan hakları gündemimizin önemli başlıklarından biri olmaya devam ediyor. Uzun süreli tecrit uygulamaları, mahpusların sağlık sorunları, hasta mahpusların durumu ve infaz hukukunda yaşanan sorunlar, insan onuruna uygun bir ceza infaz sisteminin gerekliliğini ortaya koyuyor’’ açıklamasını yaptı.

Kadınların eşitlik mücadelesi
bugün ciddi tehditlerle karşı karşıya

‘Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilerin de temel haklara sahip olduğu unutulmamalı’ diyen Başkan Oğuz, ‘’Cezaevleri, insan haklarının askıya alındığı alanlar değil; hukukun ve insan onurunun geçerli olduğu kurumlar olmak zorunda. Kadınların eşitlik mücadelesi de bugün ciddi tehditlerle karşı karşıya. Toplumsal cinsiyet eşitliğini hedef alan politikalar, kadınların yaşam hakkını, özgürlüğünü ve kamusal alandaki varlığını doğrudan etkiliyor’’ değerlendirmesinde bulundu.

Kamusal alanda var olma
hakkına yönelik bir müdahale

2021 yılında İstanbul Sözleşmesinden çekilme kararının, 2025 yılının aile yılı olarak ilan edilmesinin toplumsal cinsiyet eşitsizliğini besleyen, cinsiyet eşitliği fikrini toplumsal alandan silmeye yönelik politikalar olduğunu sözlerine ekleyen Oğuz, ‘’Kadın cinayetleri, kadına yönelik şiddet ve ayrımcılık, kadınların örgütlenme, söz söyleme ve mücadele etme hakkına yönelik kısıtlama ve engellemeler bu politik tutumun neticesi. Kadınların 8 Mart ve 25 Kasım gibi günlerde gerçekleştirmek istedikleri barışçıl gösterilerin engellenmesi, yalnızca bir toplantı hakkı ihlali değil; kadınların eşit yurttaşlar olarak kamusal alanda var olma hakkına yönelik bir müdahale’’ şeklinde konuştu.

Toplumun ihtiyacı olan şey belirsizlik değil
güven veren, şeffaf ve demokratik bir yol haritası

İnsan Hakları Derneği Gaziantep Şube Başkanı Av. Bahri Oğuz, konuşmasını şöyle sürdürdü: ‘’Türkiye'nin önünde bugün önemli bir tarihsel fırsat bulunuyor. Kürt meselesinin demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözümü için ortaya çıkan yeni sürecin, geçmişte yaşanan acıların tekrarlanmaması ve ortak bir geleceğin kurulması açısından değerli olduğunu düşünüyoruz. Bu süreçte atılan her demokratik adım değerli. Silahlı mücadelenin sona erdirilmesine yönelik açıklamalar, çatışmasız bir geleceğin kurulması açısından önemli gelişmeler.

Ancak kalıcı barış yalnızca tek taraflı iradelerle değil; devletin de demokratikleşme, hukuk ve insan hakları temelinde somut adımlar atmasıyla mümkün. Toplumun ihtiyacı olan şey belirsizlik değil; güven veren, şeffaf ve demokratik bir yol haritası.’’ Haber Merkezi

Yorumlar
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *