ANASAYFA arrow right Güncel

Yargı bağımsızlığı, ifade özgürlüğü ve temel haklarda gerileme sürüyor

Yargı bağımsızlığı, ifade özgürlüğü  ve temel haklarda gerileme sürüyor
YAYINLAMA: 05 Kasım 2026 / 18.46
GÜNCELLEME: 05 Kasım 2026 / 18.46

Avrupa Komisyonu, 4 Kasım'da yayımladığı 2026 Türkiye Raporu'nda, ülkede demokratik standartların, hukukun üstünlüğünün ve temel hakların durumunun kötüleştiğini belirtti

Avrupa Komisyonu, Türkiye'de yargı bağımsızlığı, ifade özgürlüğü ve temel haklarda gerilemenin sürdüğünü belirtti. AİHM kararlarının uygulanmasını istedi.

120 sayfalık raporda, seçilmiş siyasetçilere yönelik yargı süreçleri, muhalefet belediyelerine kayyım atanması, gazetecilere yönelik soruşturmalar ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanmaması öne çıktı.

Komisyon, Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) üyeliği hedefi ile siyasi kriterlerde yaşanan gerileme arasındaki farkın daha da açıldığını değerlendirdi.

Raporda, Türkiye'nin AB üyelik müzakerelerinin 2018'den bu yana durma noktasında olduğu da hatırlatıldı.

Yargı bağımsızlığı

Komisyon, Türkiye'nin yargı ve temel haklar alanında AB'ye uyum bakımından hâlâ başlangıç aşamasında olduğunu belirtti.

Yürütmenin yargı üzerindeki etkisinin devam ettiği kaydedilen raporda, muhalefet siyasetçileri ve seçilmiş yöneticilere yönelik soruşturmalarla iktidar koalisyonundaki isimlere yönelik yargısal işlemler arasında farklılıklar bulunduğuna dikkat çekildi.

Komisyon, yargının bağımsızlığına ilişkin yapısal sorunların giderilmediğini, bazı mahkemelerin Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarını uygulamadığını ve AİHM kararlarının da yerine getirilmediğini vurguladı.

Raporda, Hâkimler ve Savcılar Kurulu'nun (HSK) yapısının ve üyelerinin belirlenme yönteminin değiştirilmesi, yürütmenin kurul üzerindeki etkisinin sınırlandırılması istendi.

Kavala ve Demirtaş

Raporda, Gezi davasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilen Osman Kavala'nın tutukluluğuna ilişkin AİHM kararlarına geniş yer ayrıldı.

Komisyon, AİHM Büyük Dairesi'nin Ağustos 2026'da verdiği kararda, Kavala'nın önceki tahliye kararlarına rağmen cezaevinde tutulmasını ağır bir adalet ihlali olarak nitelendirdiğini hatırlattı.

Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında verilen üç AİHM kararının da uygulanmadığı belirtildi.

Komisyon, Demirtaş hakkındaki AİHM kararının kesinleştiğini ve Eylül 2025'te hakkında yeni bir dava açıldığını kaydetti.

Raporda, eski HDP eş genel başkanları da dahil olmak üzere bazı eski milletvekillerinin bağlayıcı AİHM kararlarına rağmen cezaevinde tutulmaya devam ettiği ifade edildi.

Kayyım uygulaması

Avrupa Komisyonu, seçilmiş belediye başkanlarının görevden alınması ve yerlerine kayyım atanmasının yerel demokrasiyi zayıflattığını belirtti.

Rapora göre, 1 Eylül 2025'ten itibaren CHP'li 22 belediye başkanı görevden uzaklaştırıldı veya tutuklandı. Böylece 2024 yerel seçimlerinden bu yana görevden uzaklaştırılan veya tutuklanan belediye başkanlarının toplam sayısı 49'a ulaştı.

Komisyon, doğu ve güneydoğu illerinde 10 DEM Partili ve bir CHP'li belediye başkanının görevden alınarak yerlerine kayyım atandığını kaydetti.

Raporda, muhalefet belediyelerine yönelik idari, mali ve yargısal müdahalelerin sürdüğü; kayyım uygulamasının seçmenlerin siyasi hakları bakımından da sorun yarattığı belirtildi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutukluluğu ve hakkında yürütülen davalar da raporda yer aldı.

Kürt meselesi

Komisyon, Kürt meselesinin çözümüne yönelik yeni siyasi sürecin geniş bir destek gördüğünü belirtti.

Raporda, TBMM bünyesinde kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun çalışmaları ile Ağustos 2026'da kabul edilen yasal düzenleme değerlendirildi.

Bununla birlikte Komisyon, sürecin daha kapsamlı demokratikleşme ve temel haklar alanına genişleyip genişlemeyeceğine ilişkin soruların devam ettiğini vurguladı.

Raporda, barış girişiminin özellikle güneydoğuda toplantı özgürlüğü ve kültürel haklar bakımından daha olumlu bir ortam oluşturduğu, ancak bu gelişmenin ülke genelinde eşit biçimde hissedilmediği ifade edildi.

Komisyon, 2016'dan bu yana kapalı bulunan Kürtçe medya kuruluşlarının ve kültürel haklar alanındaki kurumların büyük bölümünün yeniden açılmadığını belirtti.

Mart 2026'daki Newroz kutlamalarında bazı illerde sınırlı müdahaleler yaşanırken diğer illerde kısıtlamalar uygulandığı ve 200'den fazla kişinin gözaltına alındığı kaydedildi.

Kürt meselesi üzerine çalışan gazeteciler, siyasetçiler, barolar ve insan hakları savunucularına yönelik yargısal baskıların sürdüğü belirtildi.

Kürtçe eğitim ve kültürel haklar

Raporda, ilkokul ve ortaokullarda anadilde eğitimin önündeki yasal sınırlamaların devam ettiği belirtildi.

Devlet okullarında Kürtçenin iki lehçesinde seçmeli dersler sunulmasına rağmen en az 10 öğrenci şartı ve öğretmen eksikliği nedeniyle uygulamanın sınırlı kaldığı ifade edildi.

Komisyon, altı üniversitede Kürtçe eğitimiyle ilgili programların sürdüğünü kaydetti.

Raporda ayrıca 1990'lı yıllardaki zorla kaybetmelerle ilgili davaların beraat veya zamanaşımı kararlarıyla sonuçlandığı, kayıpların akıbetinin araştırılması ve yargısız infaz iddialarının bağımsız biçimde soruşturulması konusunda kapsamlı bir yaklaşım geliştirilmediği belirtildi.

 

Basın özgürlüğü

Avrupa Komisyonu, Türkiye'de basın ve ifade özgürlüğü alanındaki gerilemenin devam ettiğini belirtti.

Raporda, gazetecilerin terörle mücadele, dezenformasyon ve kamu görevlilerine hakaret gibi suçlamalarla soruşturma ve kovuşturmalara maruz kaldığı kaydedildi.

Komisyon, medya kuruluşlarına yönelik idari para cezaları, yayın yaptırımları ve internet erişim engellerinin özellikle bağımsız ve muhalif medya üzerinde baskı oluşturduğunu değerlendirdi.

Raporda, Ekim 2025'te TELE1'e kayyım atanması ve Ekim 2026'da Halk TV'ye yönelik müdahale de yer aldı.

Basın özgürlüğü alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarının verilerine dayandırılan rapora göre, Eylül 2025-Eylül 2026 döneminde 74 gazeteci ve medya çalışanı gözaltı, tutuklama veya tutukluluğun devamı gibi süreçlerden etkilendi. Önceki karşılaştırma döneminde bu sayı 51 olarak kaydedilmişti.

Komisyon, tutuklu gazetecilerin serbest bırakılmasını ve basın özgürlüğünü sınırlayan yasal düzenlemelerin Avrupa standartlarıyla uyumlu hâle getirilmesini istedi.

Kadınların ve LGBTİ+'ların hakları

Raporda, Türkiye'deki genel insan hakları durumunun daha da kötüleştiği belirtildi. Komisyon, kadın haklarının korunması ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için yasal ve kurumsal önlemlerin güçlendirilmesini istedi.

LGBTİ+ kişilerin ve hak örgütlerinin soruşturmalar, kolluk müdahaleleri ve dijital kısıtlamalarla karşı karşıya kaldığı kaydedildi.

Raporda, ayrımcılıkla mücadele edilmesi, kadınlara yönelik şiddetin önlenmesi ve LGBTİ+ kişilerin temel haklarının güvence altına alınması gerektiği belirtildi.

Ekonomi

Komisyon, Türkiye'nin işleyen bir piyasa ekonomisi oluşturma konusunda ileri düzeyde hazırlığa sahip olduğunu ve raporlama döneminde belirli ilerlemeler kaydettiğini değerlendirdi.

Bununla birlikte yüksek enflasyonun devam ettiği, ekonomik büyümenin yavaşladığı ve işgücü piyasasındaki yapısal sorunların sürdüğü belirtildi.

Raporda, genç işsizliğinin yüksekliği, kadınların işgücüne katılımının düşüklüğü ve kayıt dışı ekonomi önemli sorunlar arasında gösterildi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın güvenilirliğini yeniden tesis etme yönünde ilerleme kaydettiği, ancak kurumsal bağımsızlığının yeterince güvence altına alınmadığı ifade edildi.

Komisyon, enflasyonla mücadelede sıkı ekonomik politikaların sürdürülmesini ve kırılgan hanelerin korunmasını önerdi.

Mülteciler

Raporda, Eylül 2026 itibarıyla Türkiye'de 2 milyon 218 bin 101 Suriyelinin geçici koruma kapsamında bulunduğu belirtildi. Ayrıca 87 bin 321 Suriyelinin kısa dönem ikamet iznine sahip olduğu kaydedildi.

Komisyon, Türkiye'nin dünyanın en büyük mülteci nüfuslarından birine ev sahipliği yapmaya devam ettiğini belirterek mültecilere yönelik destek çalışmalarını olumlu değerlendirdi.

Bununla birlikte ülkedeki mülteci sayısına ilişkin kapsamlı verilerin düzenli biçimde yayımlanmadığına dikkat çekildi.

Dışişleri Bakanlığı'ndan açıklama

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, 4 Kasım'da yaptığı açıklamada Avrupa Komisyonu'nun raporuna tepki gösterdi. Bakanlık, raporun AB'nin Türkiye'ye yönelik önyargılı ve adil olmayan yaklaşımını yansıttığını savundu.

Açıklamada, özellikle siyasi kriterler, yargı ve temel haklar alanındaki değerlendirmelerin kabul edilmediği belirtildi.

Ne olmuştu?

Türkiye, 1999 yılında Avrupa Birliği'ne aday ülke statüsü kazandı. Üyelik müzakereleri 2005 yılında başladı.

Ancak demokratik standartlar, hukukun üstünlüğü, temel haklar ve Kıbrıs meselesi başta olmak üzere çeşitli alanlarda yaşanan anlaşmazlıklar nedeniyle müzakereler 2018'den bu yana fiilen durmuş durumda.

Avrupa Komisyonu, her yıl yayımladığı ülke raporlarıyla aday ülkelerin AB üyelik kriterlerine uyumunu değerlendiriyor.

2026 Türkiye Raporu, 1 Eylül 2025 ile 1 Eylül 2026 arasındaki gelişmeleri esas alıyor. Raporda yargı bağımsızlığı, insan hakları ve basın özgürlüğünde gerileme tespit edilirken ekonomi, ticaret ve bazı teknik uyum alanlarında ilerlemeler de kaydediliyor.

Yorumlar
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *