KESK Gaziantep Kadın Meclisi yaptığı açıklamada, kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddetin hızla devam ettiği vurgulandı
Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu 2025 Kadın Cinayetleri Raporu’nu yayınladı. Rapora göre geçen yıl toplamda 391 kadın hayatını kaybetti. Bu vakaların 297’si kadın cinayeti, 94’ü ise şüpheli kadın ölümü olarak kayda geçti.
Gerekli önleyici, caydırıcı ve koruyucu mekanizmalar oluşturulmuyor
KESK Gaziantep Kadın Meclisi Sözcüsü Gülfidan Özpolat, ‘’Kadınlar evde, iş yerinde, sokakta, üniversitelerde; yaşamın her alanında şiddete, ayrımcılığa, tacize ve tecavüze maruz kalıyor, katlediliyor. Erkek egemen yargı ise cezasızlık politikalarında ısrar ediyor; failleri aklıyor, şiddeti meşrulaştırıyor. Kadına yönelik şiddet ve ayrımcılığın ortadan kaldırılması için gerekli önleyici, caydırıcı ve koruyucu mekanizmalar oluşturulmuyor’’ dedi.
Kadınların yüzde 64,7’si, kendi evlerin öldürüldü
2025 yılında kadınların yüzde 64,7’sinin en güvende olmaları gereken yer alan kendi evlerinde katledildiğini ifade eden Özpolat, faillerin büyük bir bölümünün ise aile içi erkekler olduğuna dikkat çekti. ‘’Öldürülen kadınların 165’inin evli, 100’ünün bekâr, 38’inin boşanmış olduğu; 10’unun ‘Dinî nikâhla’ birlikte yaşadığı, 78’inin ise medeni durumunun bilinmediği aktarıldı. Raporda, 203 kadının ateşli silahla, 78 kadının kesici aletle, 19 kadının boğularak, 10 kadının darp edilerek öldürüldüğü; 13 kadının yüksekten düşerek hayatını kaybettiği, 9 kadının ise asılı hâlde bulunduğu ifade edildi. 59 kadının öldürülme yönteminin bilinmediği aktarıldı’’ açıklamasını yaptı.
Yirmi vakanın öldürülme yeri bilinmiyor
Özpolat, ‘’Cinayetlerin gerçekleştiği mekânlara bakıldığında, kadınların büyük çoğunluğunun kendi evlerinde ya da yaşadıkları alanlarda öldürüldüğü görüldü.
Rapora göre 253 kadın kendi evi ya da yaşadığı alanda, 69 kadın kamusal alanda, 25 kadın ormanlık alanda, 14 kadın iş yerinde, 10 kadın deniz ya da göl kenarında öldürüldü. Yirmi vakanın öldürülme yeri ise bilinmiyor’’ ifadelerini kullandı.
Her şüpheli kadın ölümü bir cinayet değildir; ancak her şüpheli insan ölümü bir cinayet
Yüzlerce kadın ölümünde gerçeğin izinin sürülmediğini, gerekli ve tarafsız otopsilerin yapılmasını sözlerine ekleyen Özpolat, ‘’Dosyalar kapatılmadan önce yapılması gereken araştırmalar yapılmıyor. ‘İntihar’, ‘Şüpheli ölüm’ ya da ‘Soruşturmaya gerek yok’ denilerek üstü kapatılan, hesabı sorulmayan bu katliamların sorumluluğu başta devletin, yetkililerin ve tüm toplumsal kesimlerin. Her şüpheli kadın ölümü bir cinayet değildir; ancak her şüpheli insan ölümü bir cinayet. Bunu kabul etmeyenler, soruşturma sürecini işletmeme suçu işleyerek cinayetlere ortak oluyor’’ değerlendirmesini yaptı.
6284 Sayılı Kanun eksiksiz ve etkin şekilde hayata geçirilmeli
Kadına yönelik şiddetin münferit olduğu algısını yaratmaya çalışan ataerkil anlayış sürdükçe ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği derinleştirildikçe kadın cinayetlerinin önüne geçilemeyeceğine dikkat çeken Özpolat, ‘’Erkek şiddetine karşı önleyici ve caydırıcı politikalar, kadın örgütleriyle birlikte oluşturulmalı. İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönülmeli ve etkin bir biçimde uygulanmalı. 6284 Sayılı Kanun eksiksiz ve etkin şekilde hayata geçirilmeli. Kadına yönelik ayrımcılığın her türü ortadan kaldırılmalı; şiddetle mücadele için önleyici, koruyucu ve caydırıcı ulusal ve uluslararası hukuk düzenlemeleri esas alınmalı’’ çağrısında bulundu. Haber Merkezi

