EMEP Genel Yönetim Kurulu Üyesi Umut Yeğin, “Talimatla işleyen yargı sürecinde Gezi davasının karar aşamasına gelindi. 26 kişinin yer aldığı Taksim Dayanışması davası 2015 yılında beraatla sonuçlanmıştı. Ancak, şaibeli tanıklarla, temelsiz iddianamelerle yeniden açılan dava bir hukuk faciası olarak tarihe geçti” diye konuştu.
Gezinin bir halk hareketi olduğunu dile getiren Yeğin, “Gezi antidemokratik uygulamalarına kuvvetli bir itirazdı. Ondan bir darbe senaryosu çıkarmaya çalışanlar Gezi’nin itibarını zedelemeyi, meşruiyetini ortadan kaldırmayı ve Gezi’yi kriminal bir olay haline getirmeyi öncelikli bir iş olarak gördüler. Ağırlaştırılmış müebbet cezaları istenen bu dava ile halk korkutulmaya çalışılmakta, olası gezilerin önünün alınacağı sanılmaktadır. Böylece çalışma ve yaşama koşulları gittikçe kötüleşen, açlık sınırının altında ücretlere mahkum edilen, işsizliğin ve yoksulluğun kıskacında kendisine bir gelecek göremeyen işçiye, emekçiye mücadeleye kalkıştığında, hak direnişine geçtiğinde başına ne geleceği hatırlatılmaktadır. Bu yargılama bir tehdit ama bir korkunun da ifadesidir. Ancak bu yöntemlerle bir toplum hizaya çekilemez. Tek adam rejiminin, AKP iktidarının sahip olduğu destek erimektedir ve ancak tehditle, baskıyla var olmaya çalışmaktadır” dedi.
Yeğin, “Gezi, ilk yargılamadaki Taksim Dayanışması’nın 26 mensubu olmadığı gibi mesnetsiz gerekçelerle bu davada yargılanan 16 kişiden de ibaret değildir, Gezi milyonlardır. Antep’in de bunlardan birisi olduğu, işçisiyle, emekçisiyle genciyle, kadınıyla binlerce yurttaşın tıpkı diğer 80 kentte olduğu gibi ülkesinin, kentinin ve geleceğinin sahibi olduğunu hatırlatan; eşitlik, adalet, demokrasi, özgürlük talebiyle sokağa çıkan; iktidarın baskısına, hayat tarzına müdahalesine, kentleri ve doğayı hoyratça yağmalamasına itiraz eden milyonlardır” şeklinde açıklama yaptı. Hüseyin Karataş
Gezinin bir halk hareketi olduğunu dile getiren Yeğin, “Gezi antidemokratik uygulamalarına kuvvetli bir itirazdı. Ondan bir darbe senaryosu çıkarmaya çalışanlar Gezi’nin itibarını zedelemeyi, meşruiyetini ortadan kaldırmayı ve Gezi’yi kriminal bir olay haline getirmeyi öncelikli bir iş olarak gördüler. Ağırlaştırılmış müebbet cezaları istenen bu dava ile halk korkutulmaya çalışılmakta, olası gezilerin önünün alınacağı sanılmaktadır. Böylece çalışma ve yaşama koşulları gittikçe kötüleşen, açlık sınırının altında ücretlere mahkum edilen, işsizliğin ve yoksulluğun kıskacında kendisine bir gelecek göremeyen işçiye, emekçiye mücadeleye kalkıştığında, hak direnişine geçtiğinde başına ne geleceği hatırlatılmaktadır. Bu yargılama bir tehdit ama bir korkunun da ifadesidir. Ancak bu yöntemlerle bir toplum hizaya çekilemez. Tek adam rejiminin, AKP iktidarının sahip olduğu destek erimektedir ve ancak tehditle, baskıyla var olmaya çalışmaktadır” dedi.
Yeğin, “Gezi, ilk yargılamadaki Taksim Dayanışması’nın 26 mensubu olmadığı gibi mesnetsiz gerekçelerle bu davada yargılanan 16 kişiden de ibaret değildir, Gezi milyonlardır. Antep’in de bunlardan birisi olduğu, işçisiyle, emekçisiyle genciyle, kadınıyla binlerce yurttaşın tıpkı diğer 80 kentte olduğu gibi ülkesinin, kentinin ve geleceğinin sahibi olduğunu hatırlatan; eşitlik, adalet, demokrasi, özgürlük talebiyle sokağa çıkan; iktidarın baskısına, hayat tarzına müdahalesine, kentleri ve doğayı hoyratça yağmalamasına itiraz eden milyonlardır” şeklinde açıklama yaptı. Hüseyin Karataş