Vegan İnisiyatifinden Mehmet Doğan, Antep mutfağının, vegan alternatifi fazla bir mutfak olduğunu söyledi
Gaziantep Üniversitesi İletişim Fakültesi, Toplumsal Dönüşüm Ana Bilim Dalı’nda yüksek lisans yapan ve ayrıca bir kurumda psikolog olarak çalışan Vegan İnisiyatifinden Mehmet Doğan ile vegan olmanın nasıl bir şey olduğunu, kentin mutfağındaki vegan yemekleri ve inisiyatifi hakkında konuştuk.
Antep’te doğup, büyüdüğünü ve günün üç öğününde et yiyen bir insan olduğunu söyleyen Doğan, vegan olmasında, “Dünyalılar” filmini ve “Etin Cinsel Politikası” kitaplarının etkili olduğunu belirtti.
İnisiyatif olarak iki ay önce faaliyete başladıklarını ve zaman zaman çeşitli etkinlikler yaptıklarını belirten Doğan, amaçlarından birinin de kentte vegan beslenmenin zor olmadığını anlatmak ve göstermek olduğunu söyledi.
Doğan, “Kentte vegan yaşam tarzının çok da zor olmadığını, var olan şu anki sömürü mekanizmasının dışında başka bir yaşam tarzının ve yaşam biçimin mümkün olduğunu insanlara anlatmak amacımızdır” dedi. Bunun için çeşitli eylem ve etkinlikler düzenlediklerini söyleyen Doğan, 25 kişiden oluşan inisiyatifle birlikte önümüzdeki günlerde küp eylemini, iklim krizi atölyesi ve vegan yemek atölyesi gibi çeşitli etkinlikler yapmayı düşündüklerini belirtti.
‘Vegan beslenme ve
vegan yaşam ayrı şeyler’
Doğan, veganizmde, bir varoluşa sahip, canlı olan hayvanın yiyecek, giyim ve eğlence sektöründe sömürülmesine karşı çıkarak ve buna itiraz etiklerini söyledi. Vegan yaşam ile vegan beslenmenin ayrı şeyler olduğunu belirten Doğan, “Vegan beslenen bireyler daha çok sağlık kaygılarından ötürü tamamen bitkisel beslenen insanlardır. Vegan yaşam ise, hayvansal yiyecek tüketmemekle beraber tüm bu sömürü mekanizmasının dışında kalınca vegan yaşanmış oluyor. Hayvansal ürün içermeyen bir kıyafet giydiğiniz zaman, hayvanlar üzerinde denenmiş kozmetik ürünler kullanmadığınız zaman, aklınıza gelebilecek her türlü şeyi reddedip tamamen bir sömürü mekanizmasının dışında kaldığınız zaman vegan yaşamış oluyorsunuz” dedi.
‘Aç kalmıyoruz, ama
insanların yaklaşımı…’
Kentte vegan olmanın zor olmadığını, ancak insanların vegan yaklaşımının daha zor olduğuna dikkat çeken Doğan, “Antep’te ben aç ve kıyafetsiz kalmıyorum. Her şeyin alternatifini bitkisel olarak bulabiliyorum. Ama zorlandığım temel nokta, insanların yaklaşımıdır. İnsanlara vegan olduğunu söyleyince veganlığı bilmediği ve anlamadığı için alaycı bir yaklaşım sergiliyor. Antep’te beni de arkadaşlarımı da zorlayan en temel konu bu. Bu bizi umutsuzluğa sürüklüyor mu? Hayır, sadece bizi mental bir yorgunluğa götürüyor” dedi.
‘Kentin yemek kültürü
veganlığa revize edilebilir’
Şehirde yüzde yüz vegan bir işletme olmadığını, ancak kentin yemek kültürünün doğasında vegan yemekleri barındırdığını söyleyen Doğan, “Antep fast food ve aynı zamanda geleneksel yemek kültürü olan bir kent. Bu fast food kültürü evrensel bir fast food kültürü değil, kendine has bir kültür. Bunlar, kemik suyu içermeyen nohut dürümü, kızartma, patates tavası, şakşuka dürümü, etsiz çiğ köfte. Bütün bu yemekler ve adı aklıma gelmeyen birçok yemek vegan yemekleridir. Aslında kentte birçok yemek veganlığı barındırıyor. Örneğin, humus, kuru fasulye, falefel (nohut köftesi), ekşili köfte, bunlar doğası gereği vegan yemektir. İşletmeci, veganlığın ne olduğunu bilmediği için bu yemeklerin vegan yemeği olduğunun da farkında değil. Antep’in yemek kültürü, veganlığa revize edilebilir durumda. Dışarıdan bakıldığında yoğun bir et kültürü olduğu söyleniyor. Ben öyle olduğunu düşünmüyorum“ ifadelerinde bulundu.
‘Vegan yaşam tarzı, insanı şiddetten
arınmış gibi hissettiriyor’
İnsanların bir çoğunun veganlığı sağlık kaygılarından ötürü seçilen bir yaşam tarzı olarak gördüğünü, ancak bunun doğru olmadığını söyleyen Doğan, veganların, vegan yaşamı etik sebeplerden ötürü seçtiğini dile getirdi. Doğan, vegan olduktan sonra herkesin kendini şiddetten arınmış gibi hissettiğini söyleyerek, “Saldırgan davranışlarımda bir azalma oldu. Bu sadece bende de değil, vegan insanların çoğunda var. Gerçekten daha sakin ve durgun oluyorsunuz” dedi. Esra Aydın
Gaziantep Üniversitesi İletişim Fakültesi, Toplumsal Dönüşüm Ana Bilim Dalı’nda yüksek lisans yapan ve ayrıca bir kurumda psikolog olarak çalışan Vegan İnisiyatifinden Mehmet Doğan ile vegan olmanın nasıl bir şey olduğunu, kentin mutfağındaki vegan yemekleri ve inisiyatifi hakkında konuştuk.
Antep’te doğup, büyüdüğünü ve günün üç öğününde et yiyen bir insan olduğunu söyleyen Doğan, vegan olmasında, “Dünyalılar” filmini ve “Etin Cinsel Politikası” kitaplarının etkili olduğunu belirtti.
İnisiyatif olarak iki ay önce faaliyete başladıklarını ve zaman zaman çeşitli etkinlikler yaptıklarını belirten Doğan, amaçlarından birinin de kentte vegan beslenmenin zor olmadığını anlatmak ve göstermek olduğunu söyledi.
Doğan, “Kentte vegan yaşam tarzının çok da zor olmadığını, var olan şu anki sömürü mekanizmasının dışında başka bir yaşam tarzının ve yaşam biçimin mümkün olduğunu insanlara anlatmak amacımızdır” dedi. Bunun için çeşitli eylem ve etkinlikler düzenlediklerini söyleyen Doğan, 25 kişiden oluşan inisiyatifle birlikte önümüzdeki günlerde küp eylemini, iklim krizi atölyesi ve vegan yemek atölyesi gibi çeşitli etkinlikler yapmayı düşündüklerini belirtti.
‘Vegan beslenme ve
vegan yaşam ayrı şeyler’
Doğan, veganizmde, bir varoluşa sahip, canlı olan hayvanın yiyecek, giyim ve eğlence sektöründe sömürülmesine karşı çıkarak ve buna itiraz etiklerini söyledi. Vegan yaşam ile vegan beslenmenin ayrı şeyler olduğunu belirten Doğan, “Vegan beslenen bireyler daha çok sağlık kaygılarından ötürü tamamen bitkisel beslenen insanlardır. Vegan yaşam ise, hayvansal yiyecek tüketmemekle beraber tüm bu sömürü mekanizmasının dışında kalınca vegan yaşanmış oluyor. Hayvansal ürün içermeyen bir kıyafet giydiğiniz zaman, hayvanlar üzerinde denenmiş kozmetik ürünler kullanmadığınız zaman, aklınıza gelebilecek her türlü şeyi reddedip tamamen bir sömürü mekanizmasının dışında kaldığınız zaman vegan yaşamış oluyorsunuz” dedi.
‘Aç kalmıyoruz, ama
insanların yaklaşımı…’
Kentte vegan olmanın zor olmadığını, ancak insanların vegan yaklaşımının daha zor olduğuna dikkat çeken Doğan, “Antep’te ben aç ve kıyafetsiz kalmıyorum. Her şeyin alternatifini bitkisel olarak bulabiliyorum. Ama zorlandığım temel nokta, insanların yaklaşımıdır. İnsanlara vegan olduğunu söyleyince veganlığı bilmediği ve anlamadığı için alaycı bir yaklaşım sergiliyor. Antep’te beni de arkadaşlarımı da zorlayan en temel konu bu. Bu bizi umutsuzluğa sürüklüyor mu? Hayır, sadece bizi mental bir yorgunluğa götürüyor” dedi.
‘Kentin yemek kültürü
veganlığa revize edilebilir’
Şehirde yüzde yüz vegan bir işletme olmadığını, ancak kentin yemek kültürünün doğasında vegan yemekleri barındırdığını söyleyen Doğan, “Antep fast food ve aynı zamanda geleneksel yemek kültürü olan bir kent. Bu fast food kültürü evrensel bir fast food kültürü değil, kendine has bir kültür. Bunlar, kemik suyu içermeyen nohut dürümü, kızartma, patates tavası, şakşuka dürümü, etsiz çiğ köfte. Bütün bu yemekler ve adı aklıma gelmeyen birçok yemek vegan yemekleridir. Aslında kentte birçok yemek veganlığı barındırıyor. Örneğin, humus, kuru fasulye, falefel (nohut köftesi), ekşili köfte, bunlar doğası gereği vegan yemektir. İşletmeci, veganlığın ne olduğunu bilmediği için bu yemeklerin vegan yemeği olduğunun da farkında değil. Antep’in yemek kültürü, veganlığa revize edilebilir durumda. Dışarıdan bakıldığında yoğun bir et kültürü olduğu söyleniyor. Ben öyle olduğunu düşünmüyorum“ ifadelerinde bulundu.
‘Vegan yaşam tarzı, insanı şiddetten
arınmış gibi hissettiriyor’
İnsanların bir çoğunun veganlığı sağlık kaygılarından ötürü seçilen bir yaşam tarzı olarak gördüğünü, ancak bunun doğru olmadığını söyleyen Doğan, veganların, vegan yaşamı etik sebeplerden ötürü seçtiğini dile getirdi. Doğan, vegan olduktan sonra herkesin kendini şiddetten arınmış gibi hissettiğini söyleyerek, “Saldırgan davranışlarımda bir azalma oldu. Bu sadece bende de değil, vegan insanların çoğunda var. Gerçekten daha sakin ve durgun oluyorsunuz” dedi. Esra Aydın