Anadolu Sağlık Sen Genel Başkanı Necip Taşkın, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan mart ayı enflasyon verilerinin ekonomistleri bile şaşırttığını belirterek, enflasyon girdabında boğulan dar ve sabit gelirli memur ve memur emeklilerinin içinde bulunduğu ekonomik durum her geçen gün kötüye gidiyor, dedi.
Öncü veri olarak kabul edilen İTO’nun İstanbul mart ayı enflasyonunu %2.97 olurken, bağımsız enflasyon araştırma grubu ENAG’ın %4,10, yıllık enflasyonu %54.62 olarak, TÜİK’in ise mart ayı enflasyonunu %1.94, yıllık enflasyonu ise %30.84 olarak açıkladığına dikkat çeken Taşkın, mart ayında açlık sınırının 35.819 TL. yoksulluk sınırının 106.826 TL’ye yükseldiğini, bunun da dar ve sabit gelirli ücretlinin yaşam koşullarının ne kadar zorlaştığını gösterdiğine işaret ederek, TÜİK, elini cebimizden çek, dedi.
Fiyatlar kontrolsüz yükseliyor.
Taşkın, 2026 yılının ilk verilerinin, sabit gelirli kesim için alarm verdiğini ve Ocak ayında yüzde 4,84, Şubat ayında yüzde 2,96 çıkan enflasyonun Mart ayında; ABD-İsrail ve İran arasındaki savaş nedeniyle akaryakıta gelen zamlar ve gıda fiyatlarındaki hızlı artış ile daha yüksek çıkması beklenirken %1.94 olarak açıklanmasının kamuoyunda oluşan şüphelerin haklılığına işaret ettiğini belirterek, bu tablonun Ocak, Şubat ve Mart aylarında kontrolsüz yükselen fiyatların ülkemizdeki ekonomik tansiyonun yükselişini hızlandırdığını, dar ve sabit gelirli çalışanlar ile emeklilerin yaşam koşullarının ağırlaşması açısından endişeye neden olduğunun altını çizerek, memur ve memur emeklilerinin enflasyon farkını 6 ay geriden almasıyla alım gücünün daha da düştüğünü ve maddi kayıpların artması nedeniyle ekonomi yönetiminin bunu değiştirmesi gerektiğini söyledi.
Tahmin edilen enflasyona hiç ulaşılamıyor.
Memur ve memur emeklilerine iki yılda bir Toplu Sözleşme ile maaş zammı yapıldığını, bu zammın da tahmin edilen enflasyona göre ayarlandığını belirten Taşkın, 2012 yılından bugüne kadar tahmin edilen enflasyona ulaşılamadığının altını çizerek, haklarının gasp edildiğini şu ifadelerle açıkladı:
“Geçtiğimiz günlerde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e hitaben açık bir mektup yollanarak enflasyon hedefindeki sapmanın nedenleri açıklandı. Mektupta, Merkez Bankası’nın analizine göre, 2024 Haziran ayında başlayan fiyat artış hızını düşürme süreci (dezenflasyon) 2025’te de sürdü ancak hedeflere yaklaşılamadı. Dolayısıyla sabit bir maaşla geçinen yaklaşık 16,5 milyon memur ve memur emeklileri hiçbir zaman hedeflerin tutmadığı enflasyon oranına göre maaş almaktadır. Bu kadar insan Devlet’ten alacaklıdır. Ülkemizde maaş ve ücretle geçimini sağlayan %70’lik bir kesimin toplam gelirden payı sadece %35 iken, nüfusun %30’luk kısmının gelirin %65’ni kontrol etmesi gelir adaletsizliğinin ne kadar yüksek olduğunu göstermesi açısından önemlidir. Bu gelir adaletsizliğinin yarattığı yoksulluğun derhal ve acilen düzeltilmesi gerekmektedir. Bu tablo memur ve emeklilerinin içinde bulunduğu ekonomik koşulların ne kadar içler acısı olduğunu göstermektedir. Çarşıya, pazara, markete gidemeyen, zorunlu ihtiyaçlarını dahi ertelemek zorunda kalanlar bu adaletsizliğin yarattığı tablonun sonucudur. Bu sonucu sadece ekonomik olarak değil, aynı zamanda toplumsal barış sorunu olarak da görmeliyiz. Araştırmalar gösteriyor ki son 3 ayda yüksek fiyat nedeniyle ihtiyaçlarını almaktan vazgeçenlerin oranı %75’dir. Maaş ve ücretle geçinenler artık ihtiyaçlarını erteleme eğilimindedirler. Bu, yapısal bir sorunun sonucu olarak ortaya çıkıyor. Bunun derhal düzeltilmesi gerekmektedir. Ekonomik denge sosyal dengeleri bozdu.
Geliri koruyacak bir model uygulanmalıdır.
Anadolu Sağlık Sen olarak bizim önerimiz; memur ve memur emeklilerine temmuz ayında ciddi bir iyileştirme yapılmalıdır: 3.600 ek gösterge birinci dereceye gelmiş tüm memurlara verilmeli, 8.077 TL seyyanen zam kök maaşa yansıtılmalı ve memur emeklilerine de verilmelidir. Vergi dilimi yükseltilmeli, vergi oranı %15’te sabitlenmeli, maaş zammı gerçekleşen enflasyona göre yapılmalıdır. Ayrıca 6 aylık enflasyon farkı her ay maaşa yansıtılmalı ve her üç ayda bir maaş düzenlemesi yapılmalıdır. YHS kaldırılmalıdır. Büyükşehirlerde yaşayan memurlara kira yardımı ve büyükşehir tazminatı verilmelidir. Diğer yandan yüksek enflasyon nedeniyle düşen alım gücü ekonomik olarak piyasada daralmaya neden olmakta ve toplumda yozlaşmanın en önemli nedeni olarak görülmektedir. Gelirin iyileştirilmesine bu yönüyle de bakılmalıdır. Biz, enflasyon tek haneye inene kadar dar ve sabit gelirli memur ve memur emeklilerinin gelirini koruyacak, dolayısıyla alım gücünü de koruyarak piyasada ekonomik canlılığa vesile olacak şekilde bir modelin geliştirilerek uygulanmasını istiyoruz.” Haber Merkezi
