Eğitim sisteminde kronikleşen eşitsizlikler bir kez daha gün yüzüne çıktı… Veliler ve öğrencilerin, çaresizlik sarmalına itildiği vurgulandı
LGS yerleştirme sonuçlarını değerlendiren Şube Başkanı Ömer Parlakçı, ‘’Bakanlığın kontenjan politikalarıyla daralan “nitelikli okul” havuzu, on binlerce öğrenciyi ve aileyi ağır bir psikolojik ve ekonomik baskı altında bıraktı. Öğrencilerin “istemedikleri ve benimsemedikleri bir okul türüne zorla yerleştirilme” kaygısı, her yıl çığ gibi büyüyor. Parası olanın özel okullara yöneldiği, parası olmayanın ise bilinçli politikalarla niteliksizleştirilen devlet okullarına, meslek liselerine veya imam hatiplere mahkum edildiği bu düzen kabul edilemez’’ dedi.
İmam hatip ve meslek
liselerinin kontenjanları arttı
2026 yılında Türkiye genelinde fen, Anadolu ve sosyal bilimler liselerinde toplam 4 bin 80 kontenjanın azaltıldığını, imam hatip ve meslek liselerinin kontenjanları bin 919 artırıldığını hatırlatan Parlakçı, bu verilerin, kamuoyunda akademik liselerin küçültülerek öğrencilerin belirli okul türlerine yönlendirilmesi olarak nitelendirilen bir sosyal mühendislik hamlesinin devam ettiğini gösterdiğini belirtti.
Fen, Anadolu ve sosyal bilimler liselerinin
kontenjanlarında düşüş yaşandı
Planlı kontenjan daraltmasının bir toplumun inşa hamlesi olduğunu vurgulayan Parlakçı, ‘’Akademik başarı düzeyi yüksek olan fen, Anadolu ve sosyal bilimler liselerinin kontenjanlarının sistematik olarak düşürülmesi, tesadüfi bir durum değil. Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi 2026’da da bu daralma eğilimi sürdü. Eğitim sisteminde köklü geçmişe sahip olan Gaziantep’teki fen, Anadolu ve sosyal bilimler liseleri gibi okulların kontenjanlarında 30 ile 50 arasında düşüşler yaşandı’’ tespitini yaptı.
Bu yıl 452 öğrenci 500 tam
puan alarak birinci oldu
Sınav sonuçlarının sadece bir başarı sıralaması değil, aynı zamanda öğrencilerin geleceklerine dair sınıfsal bir ayrışmanın da göstergesi olduğunu dile getiren Parlakçı, ‘’Bakanlık verilerine göre bu yıl 452 öğrenci 500 tam puan alarak birinci oldu. Bu tablo, eğitimdeki “yığılma” riskine işaret ederken, diğer yandan bakanlığın tabiri ile nitelikli eğitime erişim hakkının kısıtlı kontenjanlarla ne kadar dar bir alana sıkıştırıldığını kanıtlıyor. Nitelikli eğitim bir “seçme ve eleme” aracı değil, bir hak olarak tüm öğrencilere tanımlanmalı’’ şeklinde konuştu.
Eğitim sistemindeki eşitsizlik
bir kez daha gün yüzüne çıktı
Parlakçı, ‘’2026 LGS yerleştirme sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte, eğitim sistemimizde kronikleşen eşitsizlikler bir kez daha gün yüzüne çıktı. Bakanlığın “sınav başarısı” ve “yüksek katılım” rakamlarıyla sunduğu tablo, arka planda öğrencilerin, velilerin ve eğitim emekçilerinin karşı karşıya kaldığı yapısal sorunları perdelemeye yetmiyor’’ açıklamasında bulundu.
Parlakçı, ‘’Eğitim Sen, her çocuğun nitelikli ve kamusal eğitime eşit koşullarda erişim hakkı için bu dayatmacı sınav ve kontenjan politikalarına karşı her alanda mücadelesini ısrarla sürdürecek. Eğitim; sermayenin ve siyasi iktidarların arka bahçesi ya da çocukların geleceğini gasp eden bir eleme mekanizması değil; eşit, özgür ve bilimsel bir süreç olmalı’’ mesajını verdi. Haber Merkezi

