ANASAYFA arrow right Güncel

Gaziantep çocuk işçi ölümlerinde ikinci sırada

Gaziantep çocuk işçi  ölümlerinde ikinci sırada
YAYINLAMA: 14 Haziran 2026 / 16.04
GÜNCELLEME: 14 Haziran 2026 / 16.04

2008 krizi sonrası yoksullaştırma politikaları hızla devreye girdi. Alım gücü düştü ve ailenin her üyesi çalışmak zorunda kalmaya başladı. Kentsel yoksulluk yaygınlaşınca eğitim politikalarının da bu konudaki yönlendirmesiyle hızla ‘çocuk işçiliği kentleşti’

İSİG’in 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü’nde açıkladığı rapor, Gaziantep’in çocuk işçi ölümlerinde ikinci sırada olduğunu ortaya koydu. 2013-2026 arasında 862 çocuk iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Çocuk işçi ölümlerinde 61 ölümle İstanbul birinci sırada yer alırken, Gaziantep 49 ölümle ikinci sıraya yerleşti. Mayıs ayı iş cinayetleri raporunda da Gaziantep 9 ölümle 5. Sırada.

Sanayi ve tarım kenti  Gaziantep hep ilk sıralarda

“Çocuklarımızın okuması, oynaması, gezmesi, ruhsal ve fiziksel gelişimlerini tamamlaması, sağlıklı ve güvenli yaşaması gerekirken son yıllarda derinleşen yoksulluk temelinde hızla ve özellikle devlet eliyle de öğrenci/çırak/stajyer adlarıyla işçileştiriliyorlar” denilen raporda,

En çok iş cinayetinin İstanbul, Ankara, Sakarya, Bursa, Gaziantep, Antalya, Mersin, Aksaray, Samsun, Adana, Denizli, İzmir, Kahramanmaraş, Kastamonu, Malatya, Siirt ve Şanlıurfa gibi sanayi merkezleri olan ya da tarımsal üretim veya inşa faaliyetlerinin yoğunlaştığı şehirlerde meydana geldiği açıklandı.

Kentlerdeki 500 bin çocuğun en kötü çalışma biçimi olarak MESEM
Mayıs ayında dördü tarım, biri ticaret, biri inşaat ve biri metal işçisi olmak üzere 7 çocuğun hayatını kaybettiği açıklanırken, ölen çocuklar arasında uzun zamandır ‘mesleki eğitim değil çocuk işçilik’ diye nitelendirilen MESEM uygulaması kapsamında çalışan bir çocuk da bulunuyordu.

OSB gerçekliği artık çocuk işçi ölümlerini  kent merkezlerine ve çeperlerine taşıdı
Raporda, “2008 krizi sonrası yoksullaştırma politikaları hızla devreye girdi. Alım gücü düştü ve ailenin her üyesi çalışmak zorunda kalmaya başladı. Kentsel yoksulluk yaygınlaşınca eğitim politikalarının da bu konudaki yönlendirmesiyle hızla ‘çocuk işçiliği kentleşti’. Pandemi süreci ile birlikte çocuklar kitlesel olarak örgün eğitimden açık liseye kaydını aldırdı. Özellikle MESEM’de gördüğümüz üzere bizzat devlet politikalarıyla kitleselleştirilen çocuk işçiliği ve tüm Anadolu kentlerinde yoğunlaşan OSB gerçekliği artık çocuk işçi ölümlerini kent merkezlerine ve çeperlerine taşıdı” denildi.

Bedava çocuk emeği sağlayan mekanizma

MESEM’lerde yoğunlaşan çocuk işçiliğinin nesnel zeminini yoksullaştırma ve eğitim sisteminin dışına itilme politikalarının oluşturduğu vurgulanırken, “Yüzbinlerce çocuk eğitim adı altında bir gün okula dört gün işyerine gitmektedir. Pratikte ise işyerlerinde çalışma 5-6 gün ve 10-12 saate kadar çıkmakta ve Bakanın da izin verdiği üzere gece 23.00’a kadar ‘işi öğrenme bizzat işçi olarak çalışarak’ gerçekleştirilmektedir. Çocuklara verilen asgari ücretin üçte biri ila yarısı olan ücret ise (9-14 bin TL) işsizlik fonundan karşılanmakta, patronun cebinden en fazla (o da isterse) verdiği yemek ya da harçlık çıkmaktadır. Yani MESEM patronlar için ‘ücretsiz bir işgücü kaynağı’dır. Bu nedenle MESEM yalnızca kötü bir eğitim modeli olarak kavranamaz. MESEM, kamusal kaynaklarla finanse edilen, sermayeye düşük maliyetli/bedava çocuk emeği sağlayan bir mekanizmadır. “Mesleki eğitim” söylemi, çocukların erken yaşta sömürü düzeni içine çekilmesini meşrulaştırmak için kullanılmaktadır” ifadelerine yer verildi.

Mayıs ayında en az 212 iş cinayeti
Yüzde 68’ini ulusal basından; yüzde 32’sini ise işçilerin mesai arkadaşları, aileleri, iş güvenliği uzmanları, işyeri hekimleri, sendikalar ve yerel basından öğrenilen bilgilere göre, Mayıs ayında en az 212 işçi hayatını kaybetti. Böylece 2026 yılının ilk beş ayında iş cinayeti sayısı (Ocak 155, Şubat 129, Mart 149, Nisan 190, Mayıs 212) 835’ye ulaştı.

Kendi nam ve hesabına çalışanların  ölümlerinde artış meydana geldi
Mayıs ayında ölenlerin yüzde 79’u işçi ve yüzde 21’i kendi nam ve hesabına çalışan çiftçi, esnaf vd. Yaz sürecine hazırlık için tarla, bahçe çalışması yaparken 32 çiftçi hayatını kaybetti.

İş cinayetleri en çok güvencesiz  işkollarında: Tarım, inşaat, taşımacılık
İlk sıradan 48 ölümle tarım/orman işkolu var. İkinci sırada 38 ölümle inşaat/yol geliyor. Üçüncü sırada ise 33 ölümle taşımacılık. İş cinayetlerine sektörel olarak baktığımızda ise sanayide 78 işçi, tarımda 48 işçi, hizmette 48 işçi ve inşaatta 38 işçi hayatını kaybetti.

Tarımda işçilerin neredeyse tamamı kayıtdışı çalışırken, çiftçilerin de çoğunluğu Bağ-Kur’a borçlanmış durumda. Sektörde orman işçileri, çobanlar, balıkçılar, tarım işçileri ve çiftçiler, besiciler, arıcılar, balıkçıların ölümleri sürüyor.

Görünmez kılınan kadın işçi ölümleri
Bu ay altısı genel işler, ikisi tarım, ikisi ağaç, ikisi ticaret ve biri gıda olmak üzere en az 13 kadın işçi hayatını kaybetti. Raporda, “2024 yılı iktidar tarafından ‘emekliler yılı’ ilan edilmişti ancak gerçekler tam tersi. Yoksullaştırma politikalarının en çok vurduğu kesimlerden biri olan bu yaş çağındaki emekçilerin durumunu özellikle geçen yıl basında Ankara’daki yaşam koşullarına (kaldıkları oteller otogar, aç kalma, sigortasız çalışma nedeniyle emekli olamama ya da emekli maaşının yetmemesi) yer veren haberlerden takip ettik. Emeklilik hakkını kazanamayan ya da emeklilik hakkını kazandığı halde geçinemediği için inşaatlarda çalışan, tarlalarda çift süren, sokaklarda atık toplayan 50’li, 60’lı ve 70’li yaşlardaki işçiler düşerek, zehirlenerek, trafik kazasında hayatlarını kaybetmeye devam ediyor. Mayıs ayında da (tarımda yaz dönemine hazırlık yapan çiftçi ölümlerinin de etkisiyle) yaşlı/emeklilik çağındaki 71 işçi/emekçi hayatını kaybetti” açıklaması yapıldı. İSİG raporu

 

Yorumlar
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *