BU BİR VEDA DEĞİL...

YAYINLAMA: 30 Temmuz 2026 / 00.00 | GÜNCELLEME: 29 Temmuz 2026 / 13.54

Bazı insanlar bir partiye üye olurlar. Bazıları ise bir partinin içinde doğar, onun hikâyeleriyle büyür, acılarıyla olgunlaşır, umutlarıyla yaşar.
Ben ikinci gruptayım. Cumhuriyet Halk Partisi benim için hiçbir zaman sadece bir siyasi parti olmadı. O, çocukluğumdan itibaren içinde büyüdüğüm bir değerler dünyası, bir aile ve bana bırakılmış onurlu bir mirastı.
Büyükbabam Rifat Yılmazer, İsmet İnönü'nün silah arkadaşlarından biriydi. Çocukluğum, onların memleket sevdasını, Cumhuriyet idealini ve ülkeye dair umutlarını anlattıkları sohbetleri dinleyerek geçti. İnönü'nün adını önce tarih kitaplarından değil, büyükbabamın anılarından öğrendim.
Henüz küçük bir kızken, babam Op. Dr. Rauf Yılmazer ile birlikte 7 Mayıs 1972'de yapılan CHP 5. Olağanüstü Kurultayı'na katılma şansını yaşadım. O gün, babamın ve delege arkadaşlarının İsmet İnönü'ye duydukları sonsuz saygıya rağmen, partinin geleceğini düşündükleri için Bülent Ecevit lehine gözyaşları içinde oy kullandıklarına tanıklık ettim. O salonda gördüğüm şey yalnızca bir siyasi tercih değildi; kişilere değil, ilkelere bağlılığın ne demek olduğunu öğreten bir dersti. Çünkü o gün insanlar, kişilere sadakat ile davaya sadakat arasındaki ince çizgiyi yüreklerinde hissediyorlardı.
İşte ben siyaseti buralarda öğrendim. Siyasetin makam değil, fedakârlık olduğunu, insan sevgisi olduğunu ve gerektiğinde en sevdiklerinize karşı bile, ülkenin geleceği adına zor kararlar alabilmek olduğunu iliklerimde hissettim.
Babamın CHP sevgisi bir slogan değildi; yaşanmış bir hayattı.
Babamın CHP'ye duyduğu sevda, benim çocukluğumun en güçlü öğretmeniydi. CHP Gaziantep Belediye Başkan Vekili olarak görev yaptığı dönemde, halk için açtığı Belediye halk muayene odalarını yaşatabilmek adına nasıl gece gündüz çalıştığını gördüm. Annemle birlikte, ihtiyaç sahibi hastalara ilaçları hiçbir karşılık beklemeden dağıttıklarına şahit oldum. O muayene odalarında yalnızca hastalıklar tedavi edilmiyordu; yoksulluğun çaresizliği de paylaşılmaya çalışılıyordu.
Evimizde, siyaset makam için değil, insan için yapılırdı.
Partimizin gençleri, kadınları, büyükleri bizim için yalnızca partili insanlar değildi; onlar ailemizdi. Ben de o büyük ailenin bir ferdi olmayı her zaman büyük bir gurur olarak taşıdım.
Sonra, 17 Eylül 1979 geldi...
Babam, belediye halk muayene odalarından birinin önünde kurulan hain bir pusuda alçakça katledildi. O gün sadece babamı değil, çocukluğumu da kaybettim. Bir çınarın devrilişini gördüm. Ama onun bayrağını yeniden dalgalandırmayı kendime görev bildim. Çünkü o, Cumhuriyet Halk Partisi'ni sadece seven değil, uğruna can veren insanlardan biriydi.
Gaziantep’in en büyük merkez ilçesi Şahinbey Belediyesi’nin, üç dönem, yani 15 yıl kurucu meclis üyeliğini, ilk kadın belediye meclis başkanlığını, başkan vekilliğini yapma onurunu yaşadım. CHP’nin il yönetiminde yıllarca görev yaptım. Yıllar boyunca üyeliğimi de mücadelemi de babamın emanetine sahip çıkabilmek için sürdürdüm. Onun bıraktığı miras, bana yılgınlığı değil mücadeleyi emrediyordu.
22 Temmuz günü ise hayatımın en ağır kararlarından birini aldım.
Büyük bir buruklukla, tarifsiz bir hüzünle ve gözyaşları içinde Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimi sonlandırdım.
Bu bir davadan vazgeçiş değil. Bu, uğruna ömür verilmiş değerlere duyulan özlemin sessiz bir haykırışı. Benim ayrıldığım şey, çocukluğumun CHP'si değil.
Benim özlemini çektiğim CHP; Kuvâ-yi Milliye ruhunu taşıyan, halkın derdiyle dertlenen, Cumhuriyet'in kurucu değerlerine sımsıkı sarılan CHP.
İnanıyorum ki, Cumhuriyet Halk Partisi çok yakında bir gün, yeniden kuruluş felsefesine, halkın umuduna ve Cumhuriyet'in aydınlık yoluna kavuşacak.
Ulu çınar yeniden köklerinden filizlenecek. Çok yakında o muhteşem gölgesinde birleşeceğiz. O gün geldiğinde ne kin kalacak ne kırgınlık...
Sadece Cumhuriyet'e, demokrasiye ve Atatürk'ün emanetine yeniden sahip çıkmanın gururu olacak.
İşte o gün, ulu çınarımızın gölgesi yeniden hepimizi kucaklayacak.
Ben o günü, çok kısa bir süre sonra, görebilmek umuduyla ve inancıyla ayrılıyorum.
Çünkü insanlar ayrılabilir; ama inançlar, hatıralar ve idealler asla...

 

BU BİR VEDA DEĞİL...
YORUMUNUZU YAZIN, TARTIŞMAYA KATILIN!
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *