27 EYLÜL DÜNYA TURİZM GÜNÜ

YAYINLAMA: 24 Eylül 2026 / 00.00 | GÜNCELLEME: 23 Eylül 2026 / 15.35

Üç gün sonra, 27 Eylül’de Dünya Turizm Günü’nün 46. yılını kutluyor olacağız.

Artık herkesin kabul ettiği gibi turizm, dünyanın en önemli gelir getiren sektörlerinden biri. Dünyadaki çoğu sektörlerin istihdamının, dijitalleşme ve ekonomik koşullardaki gerileme sebebiyle, küçüldüğü günümüzde, turizm hala, dünya üzerindeki her on kişiden birine istihdam sağlıyor ve yüz milyonlarca insana da dolaylı olarak geçim kaynağı oluyor. Hatta bazı ülkelerin gayrisafi yurt içi hasılalarının %20'sinden fazlası turizmden elde ediliyor.

Turizm sektörünün istihdam ve toplumsal gelir dağılımı açısından çok önemli farklılıkları var. Diğer sektörlerde görülmeyen biçimde, turizmdeki işgücünün büyük çoğunluğu kadınlardan oluşuyor, üstelik bu işgücünün yarısı 25 yaşın altında.
Son altmış yılda turizm; birçok doğal afet, savaş, kriz ve küresel ekonomik zorluklara rağmen sürekli ve kesintisiz büyümeyi başarıyor. Bunun en temel sebepleri arasında ulaşım maliyetlerindeki düşüş, dünya ölçeğinde refahın artması ve erişimin kolaylaşması sayılabilir.
Turizmin bu sayılan çok kıymetli değerlerinin farkına varılmasıyla, Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü, kuruluşuna temel oluşturan tüzüğünün kabulünün 10. yıl dönümünde, aynı tarihte İspanya'da gerçekleşen bir toplantıda Dünya Turizm Günü'nü ilan etti.

27 Eylül Dünya Turizm Günü, yalnızca turizm çalışanlarının değil; turizmin barışa, ekonomiye, toplumsal refaha, kültürel zenginliğe katkılarını fark eden herkesin kutladığı bir gün.

Türkiye’de de turizm, döviz kazandıran bir sektör olmanın çok ötesinde öneme sahip. Atatürk’ün aydınlık ve çağdaş Türkiye’sini tüm dünyaya tanıtan, ülkenin doğal ve kültürel mirasını ekonomik değere dönüştüren, istihdam yaratan ve Türkiye'nin dünyayla doğrudan ilişki kurmasını sağlayan stratejik bir sektör.

2025 yılında Türkiye'nin turizm geliri 65 milyar doları aştı. Ülkemize gelen konuklarımızın %67,7'sinin geliş amacı gezi, eğlence, sportif ve kültürel faaliyetlerdi. Türkiye'de turizm artık klasik anlamda bilinen; yalnızca deniz-kum-güneş ürünü değil. Son derece nitelikli bir turizm türü olan ve Allah’ın bir ödül olarak bahşettiği, tarihin ve medeniyetlerin beşiği bu topraklarda, arkeoloji, kültür, gastronomi ve deneyimde en büyük ekonomik değeri yaratıyor.
Dolayısıyla turizm geliri sadece turistin otelde bıraktığı para değil. Konuğumuzun harcadığı para, yerel ekonominin pek çok kesimine dağılan bir ekonomik hareket. Bu hareket, gelir dağılımını da hakça pay ettiğinden toplumsal barışı da destekliyor. 

1986 yılında Gaziantep’te Arsan Seyahat Merkezi’ni kurduğumda, turizmin yalnızca insanları bir yerden başka bir yere taşıyan bir sektör olmadığını biliyordum. Bugün, 41. yılımızı kutlarken bu inancın ne kadar doğru olduğunu daha iyi görüyorum. 2025 yılında Türkiye’nin mal dış ticareti açığı 92 milyar doları aşarken, turizm 65,2 milyar dolarlık gelirle ülkemize güçlü bir döviz girdisi sağladı. Ancak turizmin gerçek gücü yalnızca bu rakamda değil; otellerden restoranlara, ulaşımdan rehberliğe, el sanatlarından yerel üretime kadar binlerce insanın emeğini ekonomik değere dönüştürmesinde yatıyor. Ben 41 yıl önce Gaziantep’ten yola çıkarken, Anadolu’nun taşını, tarihini, arkeolojisini, mutfağını ve insanını dünyaya tanıtmanın aynı zamanda bu topraklara ekonomik değer kazandırmak olduğunu gördüm. Bugün hâlâ aynı inançla çalışıyor; turizmin Türkiye’nin geleceğinde çok daha büyük bir ekonomik, kültürel ve toplumsal güç olduğuna inanıyorum.

Turizm, sadece farklı insanların birbirini tanımasını sağlamıyor, bir konuk Gaziantep'e geldiğinde yalnızca Zeugma'yı ya da kebabı görmüyor; burada yaşayan insanları, onların yaşam biçimini, tarihini, mutfağını ve değerlerini tanıyor ve bu kadim değerler de büyük bir hayranlığa yol açıyor.

Turizm, kültürü ve yüzyılların birikimi olan zenginliği sadece korumakla kalmıyor, ona ekonomik bir değer kazandırarak rakamsal faydaya da çeviriyor.

Gaziantep gibi çok güçlü bir sanayi ve ticaret kimliğine sahip bir şehir için turizm, şehrin yalnızca üreten değil, aynı zamanda "anlatan" bir şehir olmasını sağlıyor.

Övünmekte son derece haklı olduğumuz arkeolojimizi, tarihimizi, yemeklerimizi, insanımızı, öykümüzü, geleneklerimizi gururla anlatıyoruz...

İşte burada seyahat acentalarının rolü çok değerli, çünkü acentalar, bir destinasyonun sahip olduğu değerleri fark edip, ortaya çıkarıp, onları insanların satın alabileceği, deneyimleyebileceği ve hatırlayabileceği bir turizm ürününe dönüştüren büyülü kurumlar.

Turizm, insanın dünyayı tanıma yolculuğu olduğu kadar, dünyanın da bizi tanıma yolculuğu ve ben, 1986'da başladığım bu yolculuğun hâlâ en güzel öyküleri yazmaya devam ettiğine inanıyorum.
27 Eylül Dünya Turizm Günümüz kutlu olsun.

 

27 EYLÜL DÜNYA TURİZM GÜNÜ
YORUMUNUZU YAZIN, TARTIŞMAYA KATILIN!
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *