Bu da bizim “Şımarık oğlan”

YAYINLAMA: 01 Ocak 1970 / 04.00 | GÜNCELLEME: 01 Ocak 1970 / 04.00

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Bugüne kadar dünyada BM’nin İsrail ile ilgili almış olduğu kararlar karşısında İsrail her zaman bir şımarık oğlan rolü oynamıştır. Ve bu şımarık oğlanlığının devamlı sürebileceğini zannetmiştir” dedikten sonra, “Tabii ki gemilerimiz kendilerini o sularda bundan sonra çok sık gösterecektir” diye gözdağı veren konuşması ile ortamı germeyi sürdürüyor.

İsrail ile ilişkileri, bilinçli ve kasıtlı olarak getirdiği nokta açısından kendisinin de aslında dört dörtlük bir “Şımarık oğlan” havasında olduğunun farkında değil!

                                                                           ***

Gemilerimiz artık o sularda çok sık görünecekmiş.

Hangi gemiler?

Yoksa büyük oğlan Ahmet Burak’ın 2.3 milyon dolara aldığı gemi mi?

Peki o gemilerde Ahmet Burak ile Bilal Bey hazretleri de bulunacak mı?

Ne gezer efendim, olur mu öyle şey!

Bilal’la Ahmet’in, Ahmet’in gemisinin ne işi var o tehlikeli sularda gereksiz bir çekişme ve inatlaşma uğruna?

Arap camiasının şımarık oğlanı olmaya soyunan Başbakan Erdoğan, tehlkeli sulara Türkiye’nin gemilerini ve fakir-fukaranın ana kuzularını göndermekten söz ediyor.

İçerideki savaşta yoktan yere yaşamını yitirenleri az buldu, şimdi kendine uluslararası sularda savaş arıyor ki, Deniz Feneri davasını gargaraya getirsin.

                                                                           ***

Aynı adam, daha iki yıl önce Türkiye’nin güney sınırındaki tüm mayınları İsrail’e temizletip, işletmesini 49 yıllığına İsrail’e bırakmak için muhalefetle gırtlak gırtlağa kavga ediyordu.

O zaman Gazze, İsrail ablukası altında değil miydi?

İsrail yine Ortadoğu’nun şımarık oğlanı rolünü oynamıyor muydu?

Ya da o zaman israil ile bu kadar sıkı fıkı olunmasının nedeni neydi, şimdi İsrail’i bir numaralı düşman etmenin mantığı ne?

Biz Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın hangi davranışını samimi ve inandırıcı bulacağız?

                                                                            ***

Başbakan Erdoğan, “one minute” çıkışı ile Arap dünyası tarafından pohpohlandıkça şımardı, şımardıkça İsrail’e karşı düşmanca tavrının dozunu artırdı.

Yandaş medyası, “Aman Arap alemi Başbakan Erdoğan’ınasıl da kahraman ilan ediyor “ diye nabzına gore şerbet verdikçe Başbakan da adeta Arap aleminin şımarık oğlanı haline geldi.

Önce akşam yine Gaze’deki bir-iki tane dükkana asılan Türk bayrağı ile Erdoğan posterlerini gösterip, Başbakan’ı şımartmaya devam ediyorlardı.

                                                                              ***

Başbakan Erdoğan, dün İsrail ile krizi değerlendirirken, yüzünde yine o hiç mi hiç hoşlanmadığım, benim gibi birçok insanı tedirgin eden, hırsı, öfkesi mantığının önüne geçmiş ruh halini yansıtan ifade vardı.

Mesela son günlerde Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun yüz ifadesi de benzer bir ruh halini yansıtıyor.

Daha soğukkanlı idare edilip, daha sağlıklı sonuçlara ulaşılması için devlet adamlığı kimliğinin ön plana çıkarılması gereken bir süreçte ikisi de duygularına esir olup, öfkelerine gem vuramamanın girdabında yönetiyorlar süreci.

Ve sanki sürecin sonucu yalnızca kendilerini ilgilendiriyormuş gibi, şımarık oğlanlığa devam ediyorlar.

                                                                                ***

 Önceki gün CNN’de canlı yayında soruları yanıtlayan Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in Deniz Feneri savcılarının görevden alınma gerekçesini açıklarkenki yüz ifadesi de dikkatimi çekti.

Ergin, savcıların görevden alınmasını bir Adalet Bakanı gibi değil de sanki olayın tarafı olarak savcılara gereken dersi verdim der gibi bir ifade ile anlatıyordu.

Görüyor musunuz, ortada aklı başında ve etkili bir muhalefet olmaması AKP’de ne kadar çok “Şımarık oğlan” türemesine neden oldu.

 

 

 

 

 

Bu da bizim “Şımarık oğlan”