İçerde savaşçı, dışarda barışçı

YAYINLAMA: 01 Ocak 1970 / 04.00 | GÜNCELLEME: 01 Ocak 1970 / 04.00

Temel’in nur topu gibi bir oğlu olmuş.

Maile başlamışlar çocuğa isim aramaya.

Ama bir türlü bir isim üzerinde anlaşamıyorlarmış.

Sonunda Temel dayanamayıp, “Siz onun adını Temel koyun, ben kendime başka bir isim bulurum” diye iş son noktayı koymuş.

Son zamanlarda Başbakan Erdoğan’ın Arap dünyası ile arasındaki muhabbeti izledikçe ben de kendi kendime Temel gibi biz de bağrımıza taş basıp Erdoğan’ı onlara versek de biz kendimize yeni bir Başbakan mı bulsak acaba demeye başladım.

                                                                                          ***

Önceki gün önemli bir sivil toplum kuruluşunun başkanı ile Türkiye gündemini konuşurken, “Başbakan’ın Kürt sorununun çözümü için Abdullah Öcalan ile görüşüldüğünü doğrulamasını takdirle karşıladım. Türkiye’de buna ondan başka cesaret edebilecek siyasetçi yoktur. Ama aynı Başbakan’ın iki ay önce bu iddiayı ortaya atanları şerefsizlikle suçlamasını da çok ayıpladım” dedi.

Recep Tayyip Erdoğan, kendisine oy veren bilinçsiz seçmenin nabzına göre şerbet vermek uğruna, bizi hep böyle ikileme sürüklüyor.

                                                                                         ***

Hükümet bir yandan doğru olanı yapıp, Abdullah Öcalan ile müzakere yürütüyor, diğer yandan Şırnak’ta yapılan KCK operasyonlarında bir günde BDP ve DTK’li 35 kişiyi gözaltına alıyor.

Göz alınanlar arasında Eğitim Sen şube başkanı ile Cizre Belediye Başkan Vekili Hanım Onur da var.

BDP genel Başkanı Selahattin Demirtaş, son iki yılda Şırnak’ta cezaevine konulan Kürt siyasetçi sayısının 500’e ulaştığını söylüyor.

Dün bakıyorsunuz, Taksim’de TSK’nın operasyonlarını protesto etmek için oturma eylemi yapan BDP milletvekillerinin üzerine polis biber gazı sıkıyor, 126 BDP’li göz altına alınıyor.

O zaman karşınızda bir yandan sorunu çözmeye çalışan, diğer yandan siyaset meydanında mücade eden Kürt siyasetçisini gereksiz yere hırpalayıp, tansiyonu yükselten bir iktidar buluyorsunuz.

                                                                                         ***

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, içerde muhalefete ateş püskürüyor.

BDP’lileri muhatap bile almıyor.

Ancak Araplar’ın arasına dalınca barış, insanlık, kardeşlik nutukları atarak, Arap dünyasının liderliğine soyunuyor.

Mavi Marmara ve İsrail gerginliği tartışmasında Kemal Kılıçdaroğlu’na “Kirlenmiş dudaklarınızı alnıma sürdürmem” diye meydan okurken, Libya’nın devrik lideri Kaddafi’nin elinden “İnsan Hakları Ödülü” aldığını unutup, bugün alnına öpücük konduran muhalif Libyalı’nın önünde başını huşu ve gururla  eğdiriyor.

Doğu ve Güneydoğu’da insanlar 30 yıldan beri süren savaşın sıkıntılarını yaşayarak, işsizlik ve yoksulluk sarmalında kıvranırken, Başbakan Erdoğan, “Gazze için yüreğim yanıyor” diye haykırıyor.

Başbakan Erdoğan’ı Araplar’a verip, kendimize bizim için yüreği yanan bir Başbakan mu bulsak acaba, ne dersiniz?

 

 

 

 

 

İçerde savaşçı, dışarda barışçı