Ben ne diyorum sen ne anlıyorsun

YAYINLAMA: 01 Ocak 1970 / 04.00 | GÜNCELLEME: 01 Ocak 1970 / 04.00

Zen tapınaklarında eskiden bir gelenek varmış. Gezgin bir rahip o tapınakta kalmak isterse yapılacak tartışmayı kazanması gerekirmiş. Gezgin rahip ile tapınakta kalan bir rahip Buda hakkında tartışırlarmış. Gezgin rahip, kazanırsa o gece tapınakta misafir edilirmiş. Eğer tartışmayı kazanamazsa yoluna devam edermiş.

Japonya’da iki rahip kardeş böyle bir tapınağı yönetiyorlarmış. Bu kardeşlerden birisi, çok bilgili ve alim birisiymiş. Diğeri ise, aptal denecek kadar zayıf kişilikli birisiymiş ve bir gözü de körmüş.

 

Bir gün gezgin bir rahip tapınakta kalmak için izin istemiş. Büyük ağabey çok yorgunmuş. Bunun için aptal kardeşine rahiple tartışmayı kendisinin yapmasını söylemiş. “Konuşmaların tamamen sessiz yapılmasını rica et” demiş ardından.

Aradan biraz zaman geçmiş. Gezgin rahip, ağabeyin yanına gelmiş. “Kardeşiniz muhteşem birisi” demiş. “Müthiş zekasıyla tartışmayı o kazandı. Tartışmayı kaybettiğim için benim yoluma devam etmem lazım. Size iyi geceler demek için uğradım”.

 

Ağabey bu durum karşısında şok olmuş. Çünkü hiç böyle bir şey beklemiyormuş. “Bana aranızda geçen diyalogu anlatır mısın?” demiş.

Gezgin Rahip “Tamam anlatayım” demiş. “Önce Buda’yı simgelemek için tek parmağımı gösterdim. Sonra zeki kardeşiniz Buda’yı ve öğretilerini simgelemek için iki parmağını gösterdi. Bunun üzerine ben de Buda’yı, öğretilerini ve öğrencilerini simgelemek için üç parmağımı gösterdim. Sizin zeki kardeşiniz bu üçünün tek bir tasavvurdan meydana geldiğini belirtmek için yumruğunu sıktı ve bana gösterdi”.

 

Rahip bu konuşmadan sonra yoluna devam etmiş. Biraz sonra aptal kardeş ağabeyinin yanına gelmiş. Çok gergin görünüyormuş. “Duyduğuma göre tartışmayı kazanmışsın” demiş ağabey.

Aptal rahip “Bir şey kazandığım yok” demiş. “O gezgin rahip çok kaba birisiydi. Bana hakaret etti”.

Ağabey “Öyle mi?” demiş. “Tartışmanın konusu neydi? Neler yaşadın? Bana bir anlatır mısın?

 

Aptal kardeş “Neler yaşamadım ki? Adam beni görünce tek parmağını kaldırdı. Yani tek gözüm olduğunu ima ederek beni aşağıladı. O bir yabancıydı ve benim ona karşı nazik olmam gerekiyordu. Ben de iki parmağımı göstererek onun iki gözü olduğunu ima ederek onu tebrik ettim. Ben böyle yapınca o arsız, utanmaz adam bu sefer üç parmağını gösterdi. Yani ikimizin gözlerinin toplamının üç olduğunu ima ediyordu. Bunun üzerine ben çılgına döndüm. Yumruklarımı sıktım ve ağzının üzerine bir yumruk atacağımı ima ederek yumruğumu salladım. Bundan sonra adam kalktı gitti”. Diyalogu dinleyen ağabey gülmüş.

 

Karşınızdaki insanı hiçbir zaman yüzde yüz doğru anlayamazsınız. İnsanlarla iletişim kurarken, açık ve net olmaya özen göstermelisiniz. Tartışmanın her türlüsü aptalca ve boştur. Tartışarak düşüncelerinizi karşınızdaki insanlara kabul ettiremezsiniz.

 

Tartıştığınız insan her zaman savunma pozisyonundadır ve sizin açığınızı arar. Siz ne kadar güzel ve ikna edici konuşsanız da o sizi dinlemez. O size vereceği, sizi alt edeceği cevapları düşünür.

 

Tartışma insanı varsayımsal sonuçlara sevk eder, ama hiçbir zaman hakikate ulaştırmaz. Tartışan kişi karşıdakini anlamaya çalışmaz. O karşıdakini nakavt etmek, yenmek ister.

 

Ayrıca tartışmak psikolojik şiddettir. Anlamak isteyen zihin, pasiftir ama tartışan zihin saldırgandır. Avını yakalamak isteyen aslanın tek amacı avı yakalamaktır. Aslan hiçbir zaman avını anlamak, onunla empati kurmak istemez. İşte tartışan zihin de avına saldıran aslan gibidir. Televizyonlardaki tartışma programları aptalcadır ve zaman kaybıdır, horoz dövüşüdür. Sözde Profesörler, alimler, bilim adamları ekranda saatlerce tartışıyor. Halkta onları aval aval izliyor. Ama sonuca baktığınızda kimseye bir faydası dokunmuyor. Elmas değerindeki hakikatler tartışma anında kömüre dönüşür. Siz siz olun kimseyle tartışmayın. Çünkü tartışmanın kazananı olmaz ve tartışma sizi hiç bir zaman hakikate, gerçeğe götürmez.

 

Eğer aşağılık kompleksiniz varsa, her şeyi o komplekse bağlı olarak algılarsınız. Boyunuz kısaysa ve siz bunu problem haline getiriyorsanız herkesin sizin boyunuzla ilgilendiğini sanırsınız. Kekemeyseniz sanki herkes sizin kekemeliğinizi konuşuyor gibi gelir size. Aşağılık kompleksine yol açan eksikliğiniz bir yaradır içinizde. Herkesin o yaraya parmak bastığını, acıttığını zannedersiniz. Halbuki kimsenin umurunda değilsinizdir.

Ben ne diyorum sen ne anlıyorsun