SON GÜNLERDE ÇOKÇA DUYULMAYA BAŞLANAN ÜRKÜTÜCÜ KELİME “İFLAS”

YAYINLAMA: 13 Şubat 2026 / 00.00 | GÜNCELLEME: 12 Şubat 2026 / 17.37

Türk hukukunda iflas kurumu, tacir sıfatını haiz borçluların ekonomik varlığının sona erme sürecini düzenlerken, son yıllarda iflasın bir alternatifi olarak güçlendirilen konkordato müessesesi ise dürüst borçluların ticarî hayata kazandırılmasını hedeflemektedir.  

İflas, sadece iflasa tabi olan kişilerin muaccel (vadesi gelmiş) para borçlarını ödeyememeleri durumunda karşılaştıkları, borçlunun haczi kabil tüm malvarlığının bir "iflas masası" altında toplanarak paraya çevrilmesini ve alacaklılar arasında kanunî bir sıra dahilinde paylaştırılmasını sağlayan toplu (küllü) bir takip yoludur.

Herkesin bildiği genel icra takiplerinde bir veya birkaç alacaklı, borçlunun malvarlığından kendi alacakları kadarını haciz yoluyla tahsil etmeye çalışırken, iflas hukukunda amaç tüm alacaklıların (takip yapmış olsun veya olmasın) borçlunun malvarlığından garameten (herkese alacağı ile orantılı bir şekilde) tatmin edilmesidir.  

Kimlerin iflas yoluyla takip edilebileceği kanunla sınırlanmıştır. Temel kural, tacirlerin ve tacir sayılanların iflasa tabi olmasıdır. Bu kapsamda; ticari bir işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten gerçek kişiler, anonim, limited ve kooperatif şirketler gibi ticaret şirketleri ile amacına ulaşmak için ticari işletme işleten dernek ve vakıflar iflasa tabidir. Ayrıca, tacir olmamalarına rağmen kanun gereği iflasa tabi tutulan (örneğin eski tacirler, kolektif şirket ortakları) belirli kişi grupları da bulunmaktadır.  

Borçlu hakkında iflas kararı verilebilmesi için mutlaka tüm malvarlığının tükenmiş olması gerekmez; muaccel bir borcun vadesinde ödenmemiş olması veya kanunda belirtilen doğrudan iflas sebeplerinin varlığı yeterlidir. Sermaye şirketleri açısından ise "borca batıklık" yani pasiflerin aktiflerden fazla olması durumu, yöneticiler için bir iflas bildirim yükümlülüğü doğurur.  

Alacaklı/lar bir genel iflas yolu ile bir icra takibi ile veya alacaklının veyahut borçlunun, icra dairesinde bir takip başlatmaksızın doğrudan ticaret mahkemesine başvurarak iflas talebinde bulunabilir. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından iflas kararı verildiği anda "iflas açılmış" olur. Mahkeme kararında iflasın açılma anı gün, saat ve dakika olarak belirtilir; zira bu andan itibaren müflisin malvarlığı üzerinde tasarruf yetkisi kısıtlanır ve bu mallar "iflas masasını" oluşturur.  

İflasın açılması ile müflisin haczedilebilen tüm mal ve hakları (nerede ve kimin elinde olursa olsun) bir topluluk oluşturur ve buna "iflas masası" denir. Müflisin masa malları üzerindeki tasarrufları alacaklılara karşı hükümsüzdür. Bu malların idaresi ve tasfiyesi, iflas idaresine (veya başlangıçta iflas dairesine) geçer. Müflis artık kendi adına dava açamaz veya aleyhine açılan malvarlığına ilişkin davaları takip edemez; bu yetki iflas idaresine aittir.  

İflasın açılması tek başına devam eden hukukî süreçleri durduran bir etkiye sahiptir. Müflis aleyhine başlatılmış olan tüm icra takipleri iflasın açılmasıyla durur ve iflas kararı kesinleştiğinde bu takipler düşer. Bunun tek istisnası, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılmış olan takiplerdir. Söz konusu takip türü, iflasa rağmen devam eder. Satış işlemlerini rehin alacaklısının talebi üzerine iflas idaresi gerçekleştirir. Hukuk davaları ise acele hâller (örneğin nafaka davaları, ceza davaları, zilyetlik davaları) hariç olmak üzere ikinci alacaklılar toplantısına kadar durur.  

İflas kararı ile birlikte müflisin -vadesi gelmemiş olanlar da dahil- tüm borçları muaccel (vadesi gelmiş) hâle gelir. Bu durum, tüm alacaklıların tasfiyeye eşit şartlarda katılmasını sağlamak amacını taşır. Ancak, taşınmaz rehni (ipotek) ile teminat altına alınmış borçlar bu kuralın istisnasıdır. Bunlar vade tarihlerinde muaccel olmaya devam eder.

İflas tasfiyesinin uzun sürmesi, Türkiye'deki sistemin en çok eleştirilen yönlerinden biridir. Son olarak 2025 yılındaki düzenlemelerle, sıra cetveli hazırlanması için öngörülen üç aylık asıl ve üç aylık uzatma süreleri ikişer aya indirilmiştir. Böylece alacaklıların alacaklarına daha kısa sürede kavuşmasını ve piyasadaki atıl hâldeki varlıkların bir an önce ekonomiye geri kazandırılmasını amaçlanmıştır.

SON GÜNLERDE ÇOKÇA DUYULMAYA BAŞLANAN ÜRKÜTÜCÜ KELİME “İFLAS”
YORUMUNUZU YAZIN, TARTIŞMAYA KATILIN!
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *